2007'den Bugüne 80,886 Tavsiye, 25,753 Uzman ve 18,030 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kişiler Arası İlişkilerde Özgüven
MAKALE #12163 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Şubat 2014 | 3,624 Okuyucu
KİŞİLERARASI İLİŞKİLERDE ÖZGÜVEN

Kendi ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, beklentilerinizi dürüstçe tanımlayabildiğiniz ölçüde, kendi iç dünyanızla gerçekten ilişkide olduğunuz ölçüde sağlıklı iletişim kurarsınız. Bununla birlikte sadece ne istediğinizi bilmeniz de yeterli değildir, ne istediğinizi başkalarına net bir şekilde anlatabilmeniz de gerekir. İletişim becerilerimizi geliştirmenin yolu, tıpkı yaşam sanatını becerebilmek gibi kendimizi tanımaktan geçiyor. Kendimizi anladığımız ölçüde başkalarını anlayabiliriz ve kendimizi net bir biçimde anlatabiliriz. İletişim, sadece teknik değildir. Evet, iletişim adı altında teknik öğreten kitaplar ve eğitimler var ama iletişimin ruhu olmazsa, teknik tek başına bir işe yaramaz. Sadece anladığımız bir şeye anlam verebiliriz. Anlamadığımız bir şeyin boşluğunu ise anladığımız bir şeylerle doldurmaya çalışırız. Yanlış anlaşılmalar işte böyle ortaya çıkar. Sorunlarımız da. Özgüveni yüksek birinin konuşmasıyla, özgüveni düşük birinin konuşması arasındaki farkı hepimiz biliriz. Sesin tokluğunda bile büyük fark vardır. Özgüvenin yüksekliği, kişinin kendisini tanımasıyla, değerli ve yeterli görmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle başkalarıyla iletişimin temelinde kendimizle iletişim kurma becerisi yatar. Kendisini tanımayan kişinin başkasını tanıması ve anlaması ne kadar mümkün olabilir? Peki kendimizi nasıl tanırız? Bu ancak duygularımızı tanımakla, duygularımızdan korkmamakla ve duygularımızın zekasına güvenmekle mümkündür. İnsanın ruhsal zenginliği ya da fakirliği, kendini tanımasıyla ve duygularıyla ne kadar barışık olduğuyla ölçülebilir. Duygular bizim iç dünyamızın yön göstericileridir. Orada neler olup bittiğini bize bildiren mesajcılardır. Duygularımızdan kopuk olduğumuz ölçüde kendimizden kopuk olur, kendimize yabancılaşırız. Çoğu insan duygularından korkar. Kimi korkularını bastırır, kimi kızgınlığını ifade etmekten suçluluk duyar, kimi sevgisini gösteremez, kimi yürek dolusu kahkaha atamaz, kimi üzüntüsünü, kimi neşesini gösteremez. İnsanların bize anlattığı şeyleri kendimizi tanıma kapasitesi içinde anlarız. Diyelim ki biriyle yüz yüze konuşuyoruz. Seninle karşılaşıyorum ve duyularım seni algılıyor. Sana bakıyorum, işitiyorum, kokluyorum ve dokunuyorum (el sıkıştık ya!). Beynim bu bilgileri işlemden geçiriyor ve seninle ilgili belli algılamalar oluşturuyor. Bu algılamaların çoğu benim bilinçaltına ittiğim çocukluk deneyimlerimle bağlantılıdır. Beynimden bana gelen mesaj sonucunda bedenim etkilenecek, seninle ilişkimde kendimi rahat ya da gergin hissediyor olacağım. Senin için de aynı süreç geçerli. Senin de benimle ilgili deneyimlerin, daha önceki öğrenilmiş deneyimlerin, değerlerin vb. çerçevesi içinde “anlam” kazanacaktır. Senin beni nasıl algıladığın konusunda gerçek verilere sahip değilim. Sadece tahmin edebiliyorum. Ben kendime güven duymayan biriysem, senin de bana güven duymayacağını düşünür ve bunu “gerçek” olarak kabul ederim; senin benimle ilgili ilk izlenimin bu olmasa bile. İnsanlarla ilgili ilk izlenimleri sekiz saniyede ediniyoruz. Geçmişte bu sürenin dört dakika olduğu düşünülüyordu. Ama son araştırmalar, sekiz saniye gibi kısa bir zamanda beynimizin karşımızdakinden aldığı verileri kendi filtresinden geçirerek o kişiyle ilgili ilk izlenimi edindiğini gösteriyor. İlk izlenim edinmek için ikinci bir şansımız yok. Bu durumda nasıl anlamlı bir iletişim kurabiliriz?
Her insanın kendisine güven ve güvensizlik duyduğu genel bir tutumu, yaşama bakışı vardır. Kendine güven, insanın kendisi hakkında olumlu ama gerçekçi tutumda olmasıdır. İnsanlar yaşamlarının bazı alanlarında (akademik çalışma, atletizm, vb.) kendilerine fazla güvenirken, diğer bazı alanlarda (bedensel görünüm, sosyal ilişkiler, vb.) fazla güven duymayabilirler. Kendine güven kişiye "yaşamım denetimimde" duygusu verir. Bu duygu yine de insanın her şeyi yapabileceği değil, "beklentilerin gerçekçi" tutulduğu anlamına gelir. Güvenli insanlar, bazı beklentileri gerçekleşmese bile, kendilerini kabul etmeyi ve olumlu düşünmeyi sürdürürler. Güvensiz kişilerin, kendilerine ilişkin duyguları başkalarına ve onlardan alacakları onaya bağlıdır. Başarılı değil başarısız olmayı bekler ve o korkuyla, risk almaktan kaçınırlar. Kendilerine düşük değer biçerler, kendilerine söylenen olumlu sözleri görmezden gelir ya da dikkate almazlar. Oysa, kendine güveni olan kişiler, kendi yeteneklerine güvendiklerinden, diğerlerinin onayına bağlı kalmazlar. Kendilerini kabul etme eğilimindedirler, bunun için istemedikleri şeyleri yapmak zorunda olduklarını düşünmez, haklarına başkalarının haklarına tecavüz etmeden sahip çıkarlar.
Özgüven Nasıl Oluşur?Kendine güvenin gelişimini etkileyen pek çok etken olmakla birlikte, özellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında ana-baba tutumları insanın kendisi hakkındaki duygularının oluşumunda son derece önemlidir. Ana-babadan biri ya da her ikisi, aşırı derecede eleştirel ve yüksek beklentili ise ya da aşırı korumacı ve bağımsızlığı engelleyiciyse, çocuklar kendilerinin yeteneksiz, yetersiz ve değersiz olduğuna inanabilir. Oysa ana-babalar çocuklarının girişimlerini destekler, gelişimlerini alkışlar, hata yaptıkları zamanlarda doğrusunu bulmalarına yardımcı olurken, onları sevmeye ve kabul etmeye devam ederlerse çocuklar da kendilerini kabul etmeyi, sevmeyi ve güvenmeyi öğrenebilirler. Kendine güven eksikliği, mutlaka yetenekten yoksun olunduğu anlamına gelmez. Bu eksiklik, diğer insanların, özellikle ana-babanın, çevre ve toplumun gerçek dışı beklenti ile ölçütlerine fazla yoğunlaşmanın bir sonucudur. Bu noktada kendine güvensizliğin hiç bir şekilde değişmeyeceğini düşünmek de son derece yanlış olur.
Bazı düşünce tarzları özgüveni zedeler; Bazı düşünme biçimleri insanın kendine olan güvenini sarsar ve olumsuz etkilere karşı savunmasız hale getirir: Ya hep ya hiççilik; Kişi her şeyi tam ve mükemmel yapmayı bekler, bu nedenle ya tamamen ondan vazgeçer ya da sürekli kendisini kötü hisseder. Oysa ‘bir her şeyi tam olarak yapmak’ fikrinin kendisi ne kadar doğrudur? “Çok iyi yapamadığımda, tamamen başarısızım.”Genellemek; Karamsar bir bakış açısıyla her köşe başında pusuya yatmış bir felaketle karşılaşmayı bekler. Bir şeyin sonucunu ve değerini tek bir davranış ya da göstergeye bağlar. “Biyoloji sınavında düşük aldım, asla tıbba giremeyeceğim.” Etiketlemek; Etiketlemek, kişiyi tek bir davranışla ya da özellikle yargılamak anlamına gelen, suçluluk duygusu getiren, basit bir süreçtir. “Hep kaybediyorum, ama bu benim hatam.”Olumsuza seçici dikkat; İyi olan hiçbirşey, kötüler kadar önemsenmezler. Önemsiz bir eleştiri, sıradan yapılmış bir yorum, olumsuz bir ayrıntı bütün gerçeği gölgeler. İltifatlar göz ardı edilir. “Bir turda beş satranç oyununu kazandım, ancak sonuncuyu kaybedince moralim çok bozuldu.” “Bu kıyafetimi mi beğendin? Oysa beni şişman gösteriyor.” Duyguların doğruluğunu sınamadan kabullenmek; Olumsuz bir duyguya insan başkalarının etkisinde kalarak kapılabilir ve bu gerçekleri yansıtmadığı halde öyleymiş gibi algılanır. “Kendimi çirkin buluyorum, böyle hissettiğime göre, demek ki öyleyim gibi..
Özgüven Nasıl Gelişir? İlk çocukluk döneminde kişinin kendi ana-baba tutumunu değiştirmede ve çevresini belirlemede çok az gücü vardır, oysa bu sonraki yıllarda artar. Kişi bilinçli bir seçim ve çabayla olumsuz deneyimlerini olumluya çevirebilir. Gençlik döneminde insanın kendisi hakkındaki düşüncelerinde arkadaşların etkisi, ailenin ya da büyüklerinkinden çok daha güçlü hale gelir. Üniversite yıllarında öğrenciler, değerleri yeniden gözden geçirip kendi kimliklerini oluştururken arkadaş etkisine daha açık hale gelirler. Bu bağlamda, kendinizi olumsuz hissetmenize yol açan arkadaşların sizin için uygun olmadığına karar verebilir, onlardan uzaklaşmayı seçebilir ve yeni olumlu arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Aşağıda olumsuz düşünme tarzlarından kaçınıp kendinize olan güveninizi artırmanın belli başlı yolları sıralanmıştır: İyi yanlarınızı görün. Yapabildiklerinizi göz ardı etmeyin, yapamadıklarınızda da gösterdiğiniz emek ve çabayı takdir edin. İşe yapabildiklerinizle başlamak, kaçınılmaz olabilen sınırlarınızı kabulde size yardımcı olacaktır. İçsel değerlendirme yapın. Kendinizi değerlendirdiğiniz kendi iç değer ve ölçütleriniz olsun, gelişmenizi onlarla kıyaslayın. Başkalarıyla olan rekabetin sonucuna ya da toplumun genel geçer beklentilerine bağımlı kalmayın. Başkalarını da dinleyin ancak onların fikirlerini doğrudan kabul etmek yerine akılcı değerlendirmeyi öğrenin. Hiçbir konuda tek ve mutlak doğrular olmadığını sık sık kendinize hatırlatın. Başkalarının söylediklerinden çok kendi geliştirdiğiniz olumlu sesinize kulak verin İçsel konuşmalarınız olsun. Kendi kendiyle içsel bir ses geliştirin ve onu kendinizi zararlı etkilere karşı korumada kullanın. Olumsuz düşüncelere kapılırken kendinize “dur” deyin ve daha mantıklı karşıt düşünceler, seçenekler geliştirin. Risk alın. Yeni deneyimleri, kazanıp kaybedilecek sınavlar olarak değil, bir şeyler öğrenmek için birer fırsat olarak görün. Böylece zorlayıcı yaşantılarda kendinizi yıpratmak yerine geliştirebilirsiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kişiler Arası İlişkilerde Özgüven" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,030 uzman makalesi arasında 'Kişiler Arası İlişkilerde Özgüven' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşkın Psikolojisi Aralık 2011
► Kendini Açma Haziran 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:29
Top