2007'den Bugüne 81,431 Tavsiye, 25,868 Uzman ve 18,108 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Düşünce ve Dil
MAKALE #20812 © Yazan Psk.Dnş.Abdurahman ÇAVDAR | Yayın YENİ Ekim 2019
Dilin Gelişimi

Dili kullanabilmek ,konuşabilmek insanın tecrübelerinin yetilerinden biridir .Bu sürecin kazanılmasının çekici ve izlenebilir olması özelliklerinden biridir.Düşünce ve dil arasındaki bağı inceleyen kaynaklar sınırlıdır. İletişim hayatın başlangıcından bu yana var olmuş insanlığın evrimiyle dinamikleşmiştir. Ses, sese dayalı çağrı sistemleri pek çok hayvanda vardır .Fakat sesden söze geçiş ve sözle anlatma evrimseldir. İnsanları diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan önemli unsurlardan biri konuşma yoluyla dili kullanabilme becerisidir. Dilbilimin unsurları psikodilbilim, nörodilbilim, sosyodilbilim dilin diğer disiplinlerle olan ilişkisini ortaya koyarlar. Psikobilbilim, insanların dili nasıl edindiğini ve bunun nasıl işlediğini ortaya koyar. Dil ve düşünce arasındaki bağlantının dikkat algılama ve bellek gibi süreçleri ve bu süreçlerin ilişkisini inceler. Nörodilbilim dil ile beyin arasındaki ilişkiyi inceler ve bu ilişkiyi bozabilecek afazi gibi hastalıklarla ilgilenir. Afazi kafa travması sonucu ortaya çıkan beynin dilden sorumlu alanlarının hasarlanması ile oluşan dil bozukluğudur. Sosyodilbilim dili toplumsal bir olgu olarak ele alır dil ve kültür arasındaki ilişkiyi inceler. Dil felsefesi, Dil Antropolojisi gibi alanlar. İnsanların evrimiyle dil evriminin ilişkisini araştırır. Tüm bu bilimlerin ortak noktası konuşma dilinin sosyal blişsel, antropolojik ve biyolojik temellerinin ne olduğuyla ilgilidir.
Dilin düşüncenin aracı olması bir içselleştirme sonucunda oluşmuştur. İçsel konuşma ve hayal kurma insan davranışlarını etkiler mantıksal süreçleri ve planlamaları oluşturur. İnsanın kendisiyle kurduğu iletişim bilinçaltı iletişim kendisi ile ilgili algısını öz benliğini oluşturur.


İnsanlar yaşantı yoluyla deneyimlerini biriktirirler. Bunu evrendeki olaylar olgular duyumlar aracılığı ile belli bir mantık örgüsü içeresinde algılanarak biriktirilirler. Bu ilişkilerin öğrenimi gelecekteki benzer nitelikteki olay ve olguların algılanıp tanınmasını sağlar. Tekrar edilen bu yaşantılar çocukluktan itibaren bir kayıt cihazı gibi biçimlenir, benzerlikler ve farklılıklar ayırt edilerek giderek soyut düşünce geliştirilir. Bellek için önemli kavramlar oluşturulup bilişsel yapılar oluşmaya başlar düşünce bu şekilde oluşmaya başlar. Çevrede kullanılan dilin yaşantı sürecine katılması, sözcüklerin anlam kazanması düşünce ve dil ilişkisini doğurur.


Konuşma nörobiyolojik ve evrimsel beyin gelişimi sürecinde derin kökleri olan son derece karmaşık bir eylemdir. Tüm insanlar dil edinme yeteneği ile dünyaya gelirler Beyin gelişimi içerisine dil edinme beyine kodlanmış olarak kültürel etkenlerle kazanılır.

Semantik

Anlam bilim, anlam nedir? Sözcükler nasıl anlam kazanır? Bir terimin anlamı ile Dünya arasındaki ilişki nedir? Sorularım sorulduğu “semantik” dil felsefesinin en önemli alanıdır20.Yüzyılda özellikle Gottlop Frege’nin yolunu açtığı felsefe tarihinde “dile dönüş “ olarak ifade edilen dönemden önce kapsamlı bir kurama rastlayamayız. Ancak anlam üzerine Yunanlı filozofların tartıştığı birçok felsefi görüşün yine Antik Yunan’da atıldığını görürüz. Platon formların zihinden bağımsız varlıklar olduğunu Antik yunanda söylemiş Frege’nin objektif anlam kuramına temel oluşturmuştur. Aristotales, Platon’a karşı çıkarak ortaçağdaki nominalizm öğretisinin temellerini oluşturan Tümeller kuramını savunmuştur. Günümüz dil felsefesine büyük etki bırakmış Frege’nin anlam kuramı hala etkisini sürdürmektedir. Bir terimin anlamı aracılığı ile o terimin göderme yaptığı nesneyi zihnimizde temsil etmemiz, onu düşünmemiz, onun hakkında yargılarda bulunmamızın nasıl olanaklı olduğuna dair Frege’nin öne sürdüğü görüş bir çok düşünür tarafından kabul edilmektedir.

Dil düşünce ilişkisinin felsefe kuramları açısından izahı

Epistemolojinin deneyimci kanadında olan felsefeciler insanın imgelem ve hayal gücünü fazla irdelemişlerdir. Ve insan zihnini edilgen bir ortam olarak var saymışlardır. Usçu felsefeciler ise bigi kuramlarını açıklarken zihnin etken ve oluşturucu yapısına vurgu yapmışlar ve deneyimcilerin görüşünü bu noktada eksik bulmuşlardır. Bununla birlikte epistemolojinin hem deneyimci hem usçu kanadında kuram üreten ortaklaştıkları temel sütunsal genel olarak bakıldığında verili zihinsel dünya içine kapanmış bir özne ile öznenin dışında var olan nesneler dünyasının arasındaki köprünün kurulması ile ilgilidir. Daha açık söyleyecek olursak Kartezyen gelenekten etkilenen bilgi kuramcıları çoğunlukla varlığı sabit özne ile varlığı sabit olan nesnenin bilgisel ilişkisi üzerine yoğunlaşmıştır.


Dil ve Düşünce açısından Yunanlar ve Araplar

Yunancadan Arapçaya ilk çeviri yapan mütercimler Arapça kelimelerin içinde yunanca kelimelerin temel anlamını doğru yansıtan bir kelimeyi kolayca bulamıyorlardı
Felsefi en önemli örneklerden biri varlık kavramıdır. Yunan felsefecileri aynı ilke ve yöntemlere bağlı kalarak varlık ve hayat sorunlarıyla tutarlı ve baskın bir şekilde ilgi göstermişlerdir. Başka bir cümle kullanırsak en önemli felsefi sorun ontolojidir. Araplar ise öteden beri bu tür soyut düşünmeyle hiç ilgi göstermemişlerdir. Varlığını etrafındaki develerle her şeyle birlikte var olduğunu düşünen Araplar bu tür şeyleri bir düşünce konusu yapmamıştır. Bir konuya ilgi duymayınca karşılık gelen kavram olmuyordu. Kavram olmayınca onu ifade edecek kelime olmuyordu.


Daha genel terimlerle ifade edecek olursak Arapların metafizik yönü en az olan insanlar olduğunu söyleyebiliriz. Genel ve evrensel olan onların dikkatini çekmiyordu. Onların baskın ve neredeyse kendilerine özgü olan ilgi alanı tekil ve somut şeylerdi. Daha doğrusu somut varlıkların somut yüzüydü. Antik dönemin Arapları etraflarında gördükleri somut şeyleri en delici gözlerle en ince ayrıntılarına varıncaya kadar incelemekten zevk alıyorlardı. Arap kelime hazinesinin bütün somut şeylerin gözetlenebilir tüm yönlerini ifade etme noktasında sabit olduğu zenginlik bundan dolayıdır. Fakat görünüşe bakılırsa zıt yönde düşünebilme yetileri yani tekil varlıklar ile soyut fikirler arasındaki mantıksal bağlantı hatlarının izini sürecek en somut tekil varlıklardan ve onların maddi yönlerinden adım adım genel ve soyut fikirlere ilerleme istilatları yoktu. Onlar bu anlamda esasen tikelcidirler.

Araplar dünyaya yunanlıların yaptığı gibi genel kuşatıcı bir gözle bakmazlardı. Ör: Yunanlar felsefe öğretmeye başladıklarında bütün alemi kuşatacak genel bir görüşe ulaştılar. Ve şu türden sorulara cevap aradılar: Bu alem nasıl var oldu? Görüldüğü kadarıyla alem değişim ve başkalaşımla dolu bu değişen şeylerin ardında tek bir ilke yokmu? Görünüşe bakılırsa bütün alem bütün alem esas itibarıyla tek bir bütünden ibarettir. Her parçası birbirine bağlıdır. Ve bütün olarak bazı değişmez kanunlara tabidir. O halde bu düzen nedir? Nasıl kurulmuş ve nerden kaynaklanmıştır? Yunanlar bu benzer soruları kendilerine sordular. Felsefi düşünüşlerinin kaynağında bu şekilde ulaştıkları kuşatıcı bir alem tasavvurunun temelinde bu sorular vardı. Onların aksine Araplar meseleye böyle bakmadılar.


Etrafa bakıyorlar ve kendilerini heyecanlandıran ilginç bir şeye tesadüfen gözleri takılırsa coşan duyguları beyitler ve darb-ı meseller şeklinde bir çıkış yolu buluyorlardı. Bu duyguları oluşturan şeylerin ilkeleri ve özelliklerine dair kuşatıcı bir görüş sahibi olmaya ve dikkatli bir analiz yapmaya gelince akılları bunları kendilerine Çok yabancı buluyordu.
Arap herhangi bir şeye bakınca o şey onun zihninde genellikle o nesneye dair derin bir düşünce uyandırmazdı. örneğin bir ağacın önünde durduğunda ağacın tamamına bakmaz onun belli bir noktasına gövdesinin düzlüğüne dallarının güzelliğine sabitlenirdi. Bir bahçenin önünde durduğunda ona fotografik bakışla baktığı için zihnini yormazdı. Zihni daha ziyade çiçekten çiçeğe konan her çiçekten biraz bal alan arı gibiydi. İşte Arap edebiyatında kusur ve güzellik namına ne varsa bunları açıklayacak şey Arap zihninin bu özelliğidir.

Yunan aklı bir şeye bakarsa onu bütün olarak görür. Arap aklı onun etrafında dolaşır. Bunlar mükemmel lirik şiirler oluşturabilirler ama felsefe için uygun kişiler değillerdir. Bunların dili lirik anlamda en iyi şiirleri verir .Ama usavurumcu felsefe alanında en kötü örnekleri de yine bu dil verir.Bu dilin doğal hali metafizik düşünebilmek için soyut kavramları geliştiremez.


Abdurahman ÇAVDAR

Kaynaklar:
(Feclül İslam) Ahmet Emin
Antropoloji (Küresel Yayınları)
A.Ö.f Dil felsefesi
Dil ve Kavram Gelişimi (Kök Yayınları)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Düşünce ve Dil" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Abdurahman ÇAVDAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Abdurahman ÇAVDAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Abdurahman ÇAVDAR Fotoğraf
Psk.Dnş.Abdurahman ÇAVDAR
Adana
Psikolojik Danışman
Çocuk ,Ergen ve Aile danışmanı, psikoterapist ,çocuk ve ergen psikoterapisti, felsefi danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Abdurahman ÇAVDAR'ın Yazıları
► Düşünce Hataları Psk.Nur GEZEK
► Düşünce-Duygu İlişkisi Psk.Dilara PEPEDİL
► Depresyonda Düşünce Özellikleri Psk.Büşra GÜNEŞ
► Sistemik Düşünce ve Postmodernite Psk.Salih HAFIZOĞLU
► Dil, Düşünce ve Felsefe İlişkisi Psk.Dnş.Osman HATUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,108 uzman makalesi arasında 'Düşünce ve Dil' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ YENİHayatın Aşamalarını Anlamak Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:54
Top