2007'den Bugüne 81,399 Tavsiye, 25,862 Uzman ve 18,106 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Davranışlarımıza Yön Veren Bazı Kavramlar
MAKALE #8147 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Ocak 2012 | 6,111 Okuyucu
DAVRANIŞLARIMIZA YÖN VEREN BAZI KAVRAMLAR

MOTİVASYON


Motivasyon her alandaki insanlar için geçerli olan bir kavramdır. İnsanların toplumun, grupların veya kurumların amaçları doğrultusunda çalışmaları için onların motive edilmesi gerekir. Çünkü motive edilen birey zevkle işini yapar ve buda hem kendisinin hemde kurumun verimliliğini olumlu yönde etkiler.

Motivasyon, işin yapılması konusunda bireyin davranışını tanımlar. Her insan davranışının arkasında bir istek ve önünde bir amaç vardır. Amaca ulaşmak için insanın isteklerinin doyurulması gerekir. İstekleri karşılanan kişi ise, kurumun amaçlarını gerçekleştirmek için daha çok enerji sarf eder.

Motivasyon konusu liderlik açısından son derece önemlidir. Çünkü liderin başarısı, izleyenleri belirlenmiş amaçlar doğrultusunda harekete geçirmeye bağlıdır. Yani izleyenleri motive etmeye bağlıdır.

Liderlik sürecinde yalnızca emirler yağdırmak, işlerin yapılması için yeterli değildir, aynı zamanda izleyenlerin görev ve amaçlar konusunda ikna edilmesi, nasihat ve öğütlerde bulunulması, mevcut bilgilerin paylaşılarak bilgilendirilmesi, eğitim ve öğretim ile günlük mesainin zevkli hale getirilmesi gerekmektedir. Bütün bunlardan dolayı motivasyon liderler ve yöneticiler açısından önemli bir kavramdır.

Motivasyon Latince’de “hareket etme” anlamına gelen MOT kökünden gelmektedir. Davranış bilimlerinde motivasyon, içten gelen itici kuvvetlerle belli bir hedefe doğru yönelen amaçlı davranışlar için kullanılır. Motivasyon, istekleri, arzuları, gereksinimleri, dürtüleri(açlık, susuzluk, cinsellik gibi) ve ilgileri içeren bir kavramdır. Motivasyon bu terimler dikkate alınarak tanımlanmıştır. Buna göre motivasyon, insanları belirli durumlarda belirli davranışlara yönelten etkilerin tümüdür. Motivasyon konusunda yapılan bir tanımda şöyledir: İnsanları istenilen nitelikte ve nicelikte görevini yapması için etkileme işlemine motivasyon denir. Kısaca motivasyon, bireyi harekete geçirmeyi sağlayan etkileme ve isteklendirme işlemidir.

KİŞİLİK

Kişilik davranış bilimlerinin en çok ilgi duyulan konularından birisidir. Çünkü, her insan karşındakinin kendisininkinden farklı kişilik özelliklerine sahip olduğunu daima merak etmiştir. İşte bu merak, bir çok davranış bilimleri uzmanını kişilik konusunu incelemeye yöneltmiştir.

Davranış bilimciler, kişilik kavramını farklı kelimelerle anlatırlar. Bu nedenle herkesin kabul ettiği genel bir kişilik tanımını bulmak biraz zordur. Kişilik kavramı, kapsam olarak oldukça geniştir. Çünkü kişilik, bir bireyin bütün ilgilerinin, yeteneklerinin, konuşma biçiminin, tutumlarının, dış görünümünün ve içinde bulunduğu ortama uyum şeklinin tüm özelliklerini kapsayan bir kavramdır.

Psikologlara göre kişilik, bireyin özel ve ayırıcı davranışlarını içermektedir. Bazıları da kişiliği insanın toplumda oynadığı çeşitli roller ve bu rollerin başkaları üzerinde bıraktığı etkilerin tümü olarak veya bireyleri birbirlerinden ayıran davranışlar bütünü olarak da tanımlamaktadır. Bireyin davranışları ise, hem çevrenin hem de kişinin geçmiş yaşantılarının etkisiyle belirlenmektedir. Bu açıklamalardan şu sonucu çıkarabiliriz; kişilik bireyin hayatı boyunca gerçekleştirdiği davranışların kaynağıdır.
Bireyin kişiliği, hem çevrenin, hem de kalıtsal özelliklerinin etkisiyle oluşur. Toplum bireyin doğuştan getirdiği özellikleri bir kuyumcu ustalığıyla işleyerek, onun kişiliğinin tamamlanmasına yardımcı olur.

Kişiliğin iki yönü mevcuttur. Birincisi, kişiliğin bireysel farklılıklara dayanan yönü, ikincisi, kişiliğin bir genelleyici özelliğinin var olmasıdır. Kişiliğin davranış bilimlerindeki yeri de bu iki yöne bağlı olarak insan davranışlarının genel psikolojisi ve farlılık psikolojisindeki çalışmalarda önem kazanmaktadır.

Bireyin kişilik özelliklerinin bilinmesi, onun uygun bir işe yerleştirilmesi veya çevreye uyum sağlaması açısından davranış bilimleri uzmanlarına çok büyük kolaylıklar sağlar. Bireyin kişilik özelliklerini(zeka, beceri, yetenek, tutum) çeşitli kişilik testleri vasıtasıyla saptamak mümkündür.

SOSYAL GRUP

Sosyal grupların davranış bilimleri açısından çok önemli olmasının nedeni, insan davranışlarının daha kolay anlaşılmasına yardımcı olmasıdır. Çünkü insanlar başkaları tarafından etkilenerek bir çok davranışı gerçekleştirir.

İnsanlar davranışlarının çoğunu gruplar içinde sergilerler. Dolayısıyla çoğu sosyal bilimci, sosyal ilişki ve sosyal davranış konusunda araştırmalarını küçük toplumsal gruplar çerçevesinde yapmıştır.

Bir sosyal grubun varlığından söz edebilmek için, ortak bazı değer ve normların, daha geniş anlamda duygusal bir ortamın ve birleştirici bazı unsurların mevcut olması lazımdır. Yani ortak bir amaç, ihtiyaç,inanç ve düşünce sistemi etrafında iki veya daha çok insanın karşılıklı ilişki içine girmeleri sosyal grubun oluşmasına zemin hazırlar.
Sosyal bilimciler farklı kriterleri dikkate alarak grupları tanımlamış ve sınıflandırmışlardır. Bu tanımlardan bazıları şunlardır:

• Sosyal grup, ortak amaçların izlenmesi açısından sosyal kurallara, yararlara ve değerlere uygun olarak, karşılıklı rolleri yerine getiren bireylerden meydana gelmiş bir yapıya sahip ve benzerlerinden ayrılıp bütünleşebilen bir insan topluluğudur.
• Sosyal grup, faaliyetlerinde birbirini dikkate alan ve böylece bir arada bulunan, aralarındaki bu etkileşim nedeniyle de başkalarından ayırt edilebilen iki veya daha fazla insanın oluşturduğu bir topluluktur.
• Sosyal grup, ortak bir amaç veya işin başarılması için işbirliği yapan ve bir grup özdeşliğinin ve sınırın bilincinde olan birden fazla insandan oluşan bir topluluktur.
Kısaca sosyal gruplar, insanlar arasındaki ilişkilerin sürekli ve birbirini tamamlayıcı bir bütün şekline dönüşmesi ile oluşur. Grubun varlığı için ortak amaç, görev, değer ve normların olması gerekir. Grup yapısını ve özelliklerini bildiğimizde insan davranışlarını daha kolay açıklayabiliriz.

ROL

Organizasyonlarda bireyler arası ilişkilerde ihmal edilmemesi gereken bir konuda insanların üstlendikleri rollerdir. Çünkü rol kavramı farklı düzeylerdeki sosyal olayları birbirine bağlayan önemli kavramlardan biridir.
Rol kavramını bu günkü anlamda kullanmamıza yardımcı olan bilim adamı Linton’dur. Linton, rolü statünün etkin bir yönünü ifade eden bir kavram olarak düşünmüştür. Linton’a göre toplumsal yapı içindeki bireyin hakları ve yükümlülükleri belirlendiğinde onun sosyal rolü de belirlenmiş olmaktadır. Dolayısıyla rol ve statü ayrılmaz iki kavramdır. Rol kavramı, toplumsal yapı içindeki bireyin diğer bireylerle ilgili davranışlarında, beklenen hareket kalıplarını ifade eder. Rol sayesinde insanlar, sosyal yapı içinde birbirlerinin davranışlarını önceden tahmin edebilirler. Horton ve Hunt, rolü kısaca şöyle tanımlamışlardır; rol, beklenilen davranış biçimidir. Bu açıklamalara dayanarak rolü şöyle tanımlayabiliriz; rol,belirli statülere sahip bireylerden istenen ve beklenen davranışlar bütünüdür.

GÜÇ

Günlük konuşmalarımızda ve bir çok bilimsel çalışmada güç ve otorite kavramları aynı anlamda kullanılmaktadır. Aslında bu iki kavram birbirlerinden farklıdır. Bu farkı anlamak için her iki kavramı da açıklamak gerekir. Bu farkın anlaşılması yöneticinin etkinliğini de arttırır.

Güç, başkalarını etkileyebilme kapasitesidir. Daha geniş bir tanımla, bir insanın kendi emirlerini veya istediği bir kuralı uygulaması için,başkasını etkileme yeteneğidir.
Eğer bir insan kendi istekleri doğrultusunda başkalarının hal ve hareketlerini etkileyebiliyorsa, bu kişinin güç sahibi olduğunu söylemek mümkündür. Güç insanlar arasındaki ilişkileri ifade eder. Yoksa tek başına bir insan olduğunda onun gücünden söz etmek doğru olmaz. Bireyin gücü başkalarıyla ilişkiye girdiği zaman anlaşılır. Bu nedenle kişi ilişkiye girdiği insanları kendi belirlediği yönde davranmaya sevk edebiliyorsa, onun için güçlüdür ifadesini kullanmak doğru olur.
Gücün daha iyi anlaşılması için gücün niteliklerini açıklamak gerekir. Gücün üç temel niteliği vardır.
• Güç göreceli olarak ölçülebilen bir niteliktir. Gücün ölçümü başka bir güç noktası dikkate alınarak çevre faktörlerin etkisi altında yapılır. Yani bir kişinin gücü başka bir kişiye göre değerlendirilir.
• Güç dengelidir. Güç sadece etkileyen veya etkilenen tarafından belirlenmez. Her ikisi tarafından belirlenir. Denge unsuru, farklı güç çeşitlerinin birbirini dengeleme özelliğinden kaynaklanır.
• Güç sadece kabul edilen bölgede etkilidir. Her yerde ve her zaman geçerli olan tek bir güç yoktur. Ayrıca bir kişinin güç alanının genişletilmesi başka birinin güç alanının daralmasına neden olduğundan bütün bireyler açısından geçerli olan standart bir güç biçiminin varlığından söz etmek mümkün değildir.
Bireyler arası ilişkiler açısından gücün daha iyi anlaşılması için, güç kavramı ile beraber gücün alanı, konusu ve kaynaklarını kısaca açıklamak gerekli :
• Gücün Alanı: Bir kişinin etkileyebildiği insanların toplam sayısını belirler
• Gücün Konusu: Kişinin başkalarını hangi konularda etkilediğini açıklar
• Gücün Kaynakları: İnsanın başkalarını etkileyebilmek için hangi kaynaklardan istifade ettiğini ifade eder.

OTORİTE


Otorite kavramı insanların toplu yaşama süreci ile beraber varolmuştur. İnsanlar toplu yaşamaya başlayınca işbölümü ve teşkilatlanma zorunlu olarak ortaya çıkmıştır. İşte bu teşkilatlanma ve iş bölümü otoritenin varlığını gündeme getirmiştir. Otorite konusunda bir çok bilim adamı görüş belirtmiş ve tanımlar yapmıştır. Yapılan bu tanımlar konusunda tam bir görüş birliği yoktur. Her bilim adamı kendi kafasındaki düşünceleri kendi kelimeleri ile ifade etmeye çalışmıştır. Bu nedenle otorite kavramı bir çok farklı açıdan tanımlanmıştır. Ama bu kavram hakkındaki en ayrıntılı incelemeyi Max Weber yapmıştır. O’na göre otorite, organizasyon veya grup üyelerinin, şartsız ve istekli olarak yönetici veya liderlerin emirlerine uymalarıdır. Otorite sahibi olanların bazı emirler vermeye yasal hakkı vardır. Bu nedenle organizasyon üyelerinin bu emirlerin gereğini yerine getirmeme diye bir hakları yoktur. Bu açıklamadan şöyle bir tanım çıkarmak mümkündür. Otorite, organizasyon ve grubun yöneticiye verdiği bir haktır. Yani emir verme ve emrin gereklerini yerine getirmeyi bekleme hakkıdır. Eğer bu hak yöneticiye bir mevki’i işgal ettiği için verilmişse otorite formaldir. Eğer herhangi bir mevki karşılığı değil de sadece kendilerini yönetmeleri için verilmişse, o zaman bu otorite informaldir.
Bir yöneticinin otorite sahibi olması, astlarının verdiği emirleri yerine getirmelerine bağlıdır. Çünkü yöneticiye otorite olma hakkı verilse bile, önemli olan bu otoritenin astlar tarafından kabul edilmesidir.
Güç-Otorite İlişkisinin Özeti:
• Otorite bir güç biçimidir. Başka bir deyişle, otorite gücün kurumlaştırılmış şeklidir. Bu nedenle güç otoriteyi de kapsayan geniş bir kavramdır. Yasal otoritesi olmamasına rağmen bir yöneticinin astlarını etkilemesi gücün otoriteyi kapsadığına güzel bir örnektir.
• Güç bir hak olmaktan ziyade, bir şeyi yapabilme yeteneğidir. Otorite ise, bir şeyi yapabilme hakkıdır.
• Güç ve otoritenin derecesi genellikle kontrol edilen astlar açısından belirlenir.
• Bir yöneticinin otorite sahibi olması onun güç sahibi olmasını garantilemez. Çünkü bir yönetici otorite hakkına sahip olmasına rağmen astlarını her zaman etkileyemeyebilir.

NORM


Normlar sosyalleşmenin temelinde bulunmaktadır. Toplumsal etkileşim neticesinde alışkanlık şeklini alan davranışlar belirli kurallar veya emredici standartlar biçiminde örgütlendirilince sosyal normlar oluşur. Sosyal normlar, toplumsal yaşam içindeki bireylerin nasıl hareket edeceğini belirleyen yazılı kurallar topluluğudur.
Sosyal normları, örfler, adetler, gelenekler, görgü, ahlak ve hukuk kuralları oluşturmaktadır. Normlar yaptırım gücüne sahiptir. Dolayısıyla bireyler normalara uygun hareket etmedikleri zaman çeşitli cezalarla(hapis, para cezası veya kınama, gruptan soyutlanma gibi) karşılaşırlar. Sosyal normlar, toplum hayatının düzenli bir şekilde devam etmesini sağlayan kurallardır. Kısaca sosyal norm, toplum içinde hangi davranışım uygun, hangisinin uygun olmadığını belirleyen kurallardır.

STATÜ

Davranış bilimlerinde statü, bir kişinin sosyal sistemi içindeki mevki’i ve bu mevki’nin belirlediği hak ve görevleri ifade eder. Daha geniş açıklaması ile statü yani bireyin toplum içindeki mevki’i, hak ve görevlerin biçimsel organizasyon içindeki kademeleşmesini, subjektif anlamda statü ise, bireylerin birbirlerini değerlendirmelerini ve kişisel hükümlerini ifade eder.

Sosyal statü, sosyal sistem içinde toplumun kabul ettiği sınırlara göre belirlenmiş görevler ve ilişkiler bütünüdür. Bireyin üstlendiği görevler ona toplum içinde bir derece kazandırır. İşte bireyin sahip olduğu bu sosyal derece statü olarak değerlendirilmektedir.
Statü, biçimsel ve biçimsel olmayan şekillerde görülebilir. Biçimsel statü, bir örgütün otorite yapısının belirlediği sıralamaya göre oluşturulur. Biçimsel olmayan statü ise, bireylere, kendilerine duyulan sevgi ve sempati nedeniyle yakıştırılan sosyal dereceyi ve biçimsel olmayan sosyal sistemdeki kişinin içinde bulunduğu pozisyonu ifade eder. İster biçimsel, ister biçimsel olmayan statü olsun her ikisi de insanlar için önemlidir. Bu nedenle insanlar bu statüleri elde etmek için büyük çabalar sarf ederler.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Davranışlarımıza Yön Veren Bazı Kavramlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,106 uzman makalesi arasında 'Davranışlarımıza Yön Veren Bazı Kavramlar' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşkın Psikolojisi Aralık 2011
► Kendini Açma Haziran 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:31
Top