2007'den Bugüne 88,387 Tavsiye, 27,365 Uzman ve 19,483 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Beslenme ve Yeme Bozuklukları (Anoreksiya Nevroza ve Bulumiya Nevroza)
MAKALE #2676 © Yazan Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL | Yayın Nisan 2009 | 13,000 Okuyucu


BESLENME VE YEME BOZUKLUKLARI


(ANOREKSİYA NEVROZA VE BULUMİYA NEVROZA)


Beslenme yaşamın ilk günlerinden başlayarak çocuğun ruhsal gelişiminde önemli rol oynar. Doğumla birlikte annenin bedeninden fiziksel olarak ayrılan bebeğin anneyle kurduğu ilk ilişkilerden biri beslenme aracılığı iledir. Yaşamın ilk olumlu duygusu olan temel güven duygusunun gelişimi anneyle bebek arasında bu dönemdeki sevgi ve besin alışverişine bağlıdır. Dış dünya ve objelerle ilgili ilk ilişkiler beslenme aracılığıyla kurulur. Dış dünyadaki objelere karşı çocuğun en ilkel tepkisi onları ağzına götürmesidir. Uykuyu bozarak çocuğu dış dünyanın varlığını tanımaya zorlayan açlıktır. İlk gerçek yutulabilen bir şeyin gerçeğidir. İlk yargı bir şeyin yutulması mı. Yoksa tükürülmesi mi gerektiğine dair verilen karardır. Yutulması gerektiği kararı ile giderdiği açlık gerilimi ve tokluk yaşantısına bağlı hoşnutluk duygusu ona iç ve dış uyaranlara egemen olabileceği güvencesini verir. Oral içe alım ilk özdeşim uygulamalarıdır. Verileni alma öğrenilen ilk modalitedir. Yenerek içe alınan objeler sindirilerek yok edildiğinden psikolojik yeme sürecinde de içe alma ve yoketme gibi fonksiyonların ambivalan duyguların temelini oluşturduğunu görebiliriz. Oral agressif ve alıcı faaliyet aktif olarak istemenin, kendine almanın, bir sonuca vardırmanın, birşeyi kendine maletmenin öncülerini oluşturur. Yemek ya da yemekten kaçınma kararı, diğer problemlerin çözümünün de temsilcisi olur.(1)


Obezite, insan vücudunda yağ hücresi(leri)nde depolanan doğal enerji rezervlerinin ciddî risk oluşturacak düzeyde artması ve sonuçta ölüm oranlarının kaçınılmaz olarak yükselmesi ile karakterize bir hastalıktır. Yağ dokusu rezervlerindeki bu artış kişinin biyolojik özellikleri, psikolojik yapısı ve çevresel faktörlerin henüz aydınlatılamamış kompleks ilişkisi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Vücut ağırlığındaki fazlalığın Koroner kalp hastalıkları, Tip 2 Diyabet, İnme (beyin damarlarının tıkanması sonucunda gelişen felç), Uyku Apnesi, Osteoartrit ve Sosyal İzolasyon gibi ciddî hastalıklarla olan ilişkisi bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır. Obezite geleneksel yöntemler ile tedavi edilebilen basit bir fazla kilo sorunu değildir, yüksek sağlık riskleri taşıyan ciddî bir klinik hastalık ve tehlikeli bir toplumsal sağlık sorunudur. (2)


Obezitenin Psikiyatrik Yönü

Şişmanlık toplumsal, psikolojik ve ekonomik yönü ile devleti, herkes, toplumun her kesimini ilgilendirir. Şişmanlar için stadyumlarda, arabalarda, sinemalarda, spor sahalarında, tiyatro gibi yerlerde oturak mekanları değiştirilmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla şişmanlık hekimlerle birlikte mühendisleri, mimarları ve tasarımcıları da ilgilendirmektedir. Düşük sosyoekonomik sınıfl arda ve bazı etnik gruplarda obezite sıklığı daha yüksektir.

Fakir ülkelerde obezite, zenginlik ve başarının bir sembolü olarak değerlendirilir. İnsanlarda beden sağlığı için denge noktası (biologic set point) kavramından söz edilir. Bu biyolojik kökenli denge noktasıdır. Ayrıca her birey için “Metabolik Denge Noktası”ndan söz edilir. Sosyokültürel etkenler ve “metabolik denge noktası”nın bozulması kişinin yeme davranışını etkiler. İnsanlarda yeme davranışı ve beden ağırlığı çeşitli etkenlerin tesiri altındadır. İnsanlarda ve hayvanlarda yeme davranışında sinir sistemi ve fizyolojik reaksiyonlar önemli rol oynar. Bununla birlikte intrapsişik, kişiler arası ve nihayet sosyokültürel etkenler bu fiziksel faktörleri önemsiz kılmaktadır . (3)

Obezite, kronik, karmaşık ve çok etkenli, ciddi psikiyatrik, psikolojik ve fiziksel sorunlara neden olabilen bir hastalıktır. Obeziteye eşlik eden psikososyal etmenler iyice araştırılmış olmasına rağmen obeziteye özgün kişilik tipi veya ruhsal bozukluk tanımlaması başarısız olmuştur. Benzer şekilde, obez olan ve olmayan grupları karşılaştıran bir çok çalışma psikososyal etmenlerde tutarlı farklar bulamamıştır. Obezlerde toplum örneklemli yapılan çalışmalar kontrol deneklerinden daha fazla psikososyal sorunlar göstermemiştir; bununla birlikte tedavi arayışında olan obezlerde psikososyal sorunlar ve yeme bozuklukları daha fazla görülebilir. Ergenlik çağındaki obez kızlarda, tıkınırcasına yeme bozukluğu olanlarda, ve aşırı şişman olanlarda psikiyatrik ve psikososyal bozukluk riski fazladır.(4)

Kişinin görünümü ve ağırlığı ile aşırı ilgilendiği, ‘daha ince olmak’ isteğinin ön planda olduğu ve bu amaca yönelik olarak davranışların genel sağlığı tehdit edecek boyutlarda değiştiği rahatızlıklar genel olarak yeme bozuklukları olarak adlandırılır. Yeme bozukluğu gelişiminde genetik ve kimyasal dengesizlikler, kültürel baskı, aile sisteminin iyi işlememesi, cinsel taciz gibi sosyal, duygusal ve fiziksel birçok etken bir araya gelir. Biyolojik yatkınlık, aile dinamikleri, gelişimsel ve sosyokültürel risk etkenleri kimin yeme bozukluğu geliştireceğini öngörmeye yardımcı olsa da, bu hastalıkların altında yatan gerçek nedeni açıklamaya yetmez. Ailesel nedenler açısından kişiliğin ve kişilerarası
ilişkilerin şekillenmesinde bazı erken dönem etkileşimler belirleyicidir. Çocuğun sağlıklı psikolojik gelişimi ebeveyn ile kurduğu ilişkiye bağlıdır. Bu ilişkinin biçimi ve niteliği çocuğun kendisine güvenmesi, memnun olmasında etkilidir.

“Yeme bozukluğuna yol açan duygular tam olarak nedir?” sorusuna birçok yanıt bulunabilecekken ayrılık ile ilgili verilen savaşın bireyi olumsuz duygular içine sokabildiğini belirtmemiz gerekir. Sağlıklı ayrılık ancak güvenli bağlanma ile olasıdır. Yeme bozukluğu hastalarının önemli bir kısmında söz konusu olan güvensiz bağlanma, bireysel yatkınlık ile bir araya geldiğinde yeme bozukluğu belirtileri ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler içsel çatışmalara ya da kayıplara dışsal anlam yükleyerek başa çıkmaya, kontrol ve bağımsızlık gereksinmesini gerçekleştirmeye yaramaktadır. Çocuk yetiştirirken ütopik, ancak ideal ve teşvik edici bir yaklaşım önerilmektedir. Bu yaklaşımda anne-baba, çocuk ile ilişkisinde onu olduğu gibi kabul etmeli, ona güvenli ve teşvik edici bir ortam sunmalı, çocuk mücadele ederken onu bekleyebilmeli, öğrenme stratejilerini yerine getirmeli; çocuğun sensorimotor, bilişsel ve dil becerilerinin gelişimine, kendine güven duymasına, kendine değer vermesine, düş kırıklığıyla başa çıkmasına, hazzı ertelemesine yardımcı olmalıdır. Teşvik, model olmak, duygusal dışa vurum, sınır koyabilmek, sonuçları gözden geçirmesini öğretmek; çocuğun affektini düzenlemesini, empati kurabilmesini, ahlaksal değerleri öğrenmesini, sosyal davranışlar oluşturmasını sağlamak da anne babanın görevlerindendir. Anne ve babaların duyarlılığı, gereksinmelere yanıt verebilmesi, çocuğun duygusal yeteneğini geliştirmesine yardımcı olabilmesi, çocuğun bağlanma ilişkisine girmesini, ilişkiden zevk almasını ve duygusal deneyim kazanmasını kolaylaştırmaktadır. Bu yüzden, çocuğun bakım verenleriyle kurduğu güvenli ilişkinin yeme bozukluğunu önlemek açısından önemli olduğu varsayabilir.(5)

Yeme bozuklukları son 40 yıldır ilginin giderek arttığı psikiyatri konuları arasındadır. Anoreksiya nervoza 1873’de William Gull, bulimiya nervoza 1979’da Russell tarafından tanımlanmıştır. Bu bozuklukların henüz yeteri kadar tanınamaması, hastaların işbirliği yapmada isteksizlikleri ve gizleme eğilimleri, komorbidite, fizik komplikasyonları ve mortalite oranının %15 civarında olması önemlerini vurgular. Pratisyen hekimlerin bulimiya nervozanın %12’sine, anoreksiya nervozanın %45’ine tanı koyduklarının saptanması klinik olarak yeterince tanınamadıklarını göstermektedir (Andreasen ve Black,1992).

Anoreksiya nervoza ve bulimiya nervozada, beden ağırlığı, biçimi ile aşırı düşünsel uğraşı (preoküpasyon) ile birlikte yeme davranışının bozulması söz konusudur (Amerikan
Psikiyatri Birliği, 2001).

Anoreksiya nevroza

Vücut ağırlığının sağlıklı normların %85’inin altına düşlmesine yol açacak kilo kaybı, büyüme devam ederken uygun ağırlığa erişmeyi reddetme, kilo almaktan ve zayıf olmasına rağmen şişmanlamaktan yoğun korku, beden imgesinde ve beden biçimini algılamakta bozukluk ve kadınlarda üç ardışık menstruel siklusun kaybı ile belirgindir. Hastaların beden kitle endeksi genellikle 17.5’in altındadır. Beden kitle endeksi ağırlığın (kg), boyun (m) karesine bölünmesi ile saptanır. Örneğin 65 kg, 1.70 m olan bir kişinin beden kitle endeksi 65/(1.70x1.70)=22.5’tir. Normal sınırlardaki beden kitle endeksi 19-24 yaş için 19-25, 35 yaş üstü için 21-27 arasındadır.

Bulimiya nervoza

Yineleyen tıkanırcasına yeme epizodları, tıkanma sırasında yemeyi kontrol edememe duygusu, kilo almayı önlemek için uygunsuz dengeleyici davranışlar (örneğin kusma, laksatif, diüretik ku kullanımı, aşırı diyet yapma, oruç tutma, yoğun egzersiz), beden ağırlığı, biçimi ile sürekli zihinsel uğraşı ve 3 ay içinde haftada ortalama 2 tıkanma epizodu ile belirgindir. Başka türlü adlandırılamayan yeme bozukluğu ise bu iki bozukluğun tanı ölçütlerini tam karşılamayan durumlar için kullanılır. Bu kategorideki tıkanırcasına yeme bozukluğu, daha yaşlı kişilerde ortaya çıkmakta, kadın erkek oranı eşit olmakta ve obez kişilerin %4’ünde saptanmaktadır (APA, 2000).

Anoreksiya Nervoza

1. Yaşı ve boy uzunluğu için olağan sayılan en az kiloda ya da bunun üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olmayı kabul etmeme ( beklenenin %85’inin altında vücut
ağırlığına sahip olmaya yol açan kilo kaybı).
2. Beklenenin altında vücut ağırlığına sahip olmasına karşın kilo almaktan aşırı korkma.
3. Vücut ağırlığı ya da biçimini algılamada bozukluk olması, kendini değerlendirmede
ağırlık ya da ağırlığının düşük olmasının önemini inkar etme.
4. Menarş sonrası amenore, yani en az üç ardışık menstruel siklusun olmaması.

Tipleri:

Kısıtlı tipte gıda alımı kısıtlanmıştır. Tıkanırcasına yeme/çıkartma tipinde kişi tıkanırcasına yeme ve çıkarma (yani kendisinin yol açtığı kusma ya da laksatif diüretik kullanımı) davranışı göstermektedir (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2001).

Bulimiya Nervoza

1. Yineleyen tıkanırcasına yeme epizotlarının olması, şu şekilde belirlidir:
a. Aynı zaman dilimlerinde benzer koşullarda çoğu insanın yiyebileceğinden çok daha fazla yiyeceği yeme.
b. Bu epizod sırasında yeme kontrolünün kalktığı duyumunun olması (yemeyi durduramayacağı ya da ne yediğini, ne kadar yediğini kontrol edememe duygusu).
2. Kilo almaktan sakınmak için, kendisinin yol açtığı kusma, laksatif, diüretik ya da diğer ilaçların yanlış yere kullanımı, hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi uygunsuz dengeleyici davranışlarda tekrar tekrar bulunma.
3. Tıkanırcasına yeme ve uygunsuz dengeleyici davranışların her ikisinin de 3 ay süreyle ortalama en az haftada 2 kez ortaya çıkması
4. Kendini değerlendirirken anlamsız bir biçimde vücudunun biçimi ve ağırlığından
Etkilenme.
5. Bu bozukluk sadece anoreksiya nevroza epizotları sIrasında ortaya çıkmamaktadır.

Tipleri:
Çıkartma olan tipte kişi düzenli olarak kendi kendine kusmuş ya da laksatif, diüretik kullanılmıştır. Çıkartma olmayan tipte hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi uygunsuz dengeleyici davranışlarda bulunmuş ancak kendi kendine kusmamış ya da yanlış biçimde laksatif, diüretik kullanmamıştır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2001)

Başka Türlü Adlandırılamayan Yeme Bozukluğu

Bu kategori herhangi özgül bir yeme bozukluğu için tanı ölçütleri karşılanamayan yeme bozuklukları içindir. Örnekleri arasında şunlar vardır:
1. Düzenli menstruasyonlarının olması dışında anoreksiya nervozanın bütün tanı ölçütleri karşılanmaktadır.
2. Belirgin bir kilo kaybı olmasına karşın kişinin o sıradaki vücut ağırlığının olağan sınırlarda olması dışında anoreksiya nervozanın bütün tanı ölçütleri karşılanmaktadır.
3. Tıkanırcasına yemenin ve uygunsuz dengeleyici düzeneklerin haftada ikiden az sıklıkta ya da 3 aydan daha kısa süreli ortaya çıkması dışında bulimiya nervozanın bütün tanı ölçütleri karşılanmaktadır.
4. Olağan vücut ağırlığını koruyan bir kişinin az miktarda yemek yedikten sonra düzenli olarak uygunsuz dengeleyici davranışlarda bulunması (örneğin iki parça kek yedikten sonra kendini kusturma.)
5. Büyük miktarlarda yiyeceği sürekli çiğneyip tükürme ancak yutmama.
6. Tıkanırcasına yeme bozukluğu: Düzenli olarak bulimiya nervozaya özgü uygunsuz dengeleyici davranışlarda bulunmaksızın, yineleyen tıkanırcasına yeme epizotlarının olması (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2001).

DSM-VI-TR TANI ÖLÇÜTLERİNE GÖRE YEME BOZUKLUKLARI
  • Anoreksiya Nevroza
  • Kısıtlı Tip
  • Tıkanırcasına Yeme/Çıkartma Tipi
  • Bulimiya Nevroza
  • Çıkartma Olan Tip
  • Çıkartma olmayan Tip
3.BaşkaTürlü Adlandırılamayan (BTA) Yeme Bozukluğu (6)

Obezitenin tespitinde çeşitli yöntemler kullanılabilmekle beraber vücut yağ oranlarındaki fazlalığın miktarının tespitinde en çok kullanılan yöntem veya sınıflama vücut kitle indeksi yada Beden Kitle İndeksi kullanılmaktadır.


BMI (Body Mass Index/Vücut Kitle Endeksi) Değerleri :
Düşük kilolu:18.5 kg/m2’den az
Normal kilolu: 18.5-24.9 kg/m2
Kilo Fazlası :25.0-29.9
Sınıf 1 Obezite: 30-34.9 kg/m2
Sınıf 2 Obezite: 35-39.9 kg/m2
Sınıf 3 Aşırı Obezite: ≥ 40 kg/m2

Obezite tip 2 diyabetes mellitus, hiperkolesterolemi, osteoartrit gibi kronikleşebilen hastalıklara zemin hazırlar; hayat kalitesini düşürür; ayrıca bütün sebeplerden ölümü arttırır. Bununla birlikte çözümü mümkündür ve halledilmesi gerekir. Kişiyi, kendisine uygun ve koruyabildiği, koruyabileceği ağırlığa getirmek hedef olmalıdır.

Obezitenin Komplikasyonları ve Sonucu Oluşabilecek Hastalıklar :

Kardiyovasküler
Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık
Dislipidemi
Hipertansiyon
Konjestif kalp yetmezliği
İnme
Variköz venler
Pulmoner emboli
Pulmoner
Uyku apne
Hipoventilasyon sendromu
Psikolojik
Depresyon
Düşük benlik saygısı
Düşük hayat kalitesi
Gastrointestinal
Safra kesesi hastalığı
Gastroözofageal refl ü hastalığı
Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı
Dermatolojik
Akantozis nigrikans
Hirsütizm
Venöz staz
Selülit
Ortopedik
Dejeneratif osteoartrit
Kısıtlanmış aktivite
Reprodüktif
Polikistik over sendromu
Menstrüel anomaliler
İnfertilite
Metabolik
Tip 2 Diyabet
Bozulmuş glikoz toleransı
Gut
İnsulin rezistansı
Metabolik sendrom
Kanser
Meme
Kolon
Prostat (7)

Yeme Bozukluklarının Tanısı:

Yeme bozukluğu tanısı hastanın öyküsü ve ayrıntılı psikiyatrik muayene ile konur. Fizik muayene de mutlaka yapılmalıdır. Öncelikle kilo kaybına neden olan diğer dahili nedenler ve malignite dışlanmalıdır. Hastanın kilo ve boyu ölçülmeli, beden kitle indeksi saptanmalıdır. Laboratuar incelemesi olarak idrar tetkiki, kan üre azotu, serum elektrolitleri bakılmalıdır.

Ağır olgularda serumda kolesterol, lipid, kalsiyum, magnezyum, fosfor, amilaz, karaciğer enzimleri ölçülmeli, EKG çekilmelidir. Bazen beyin kitle azalmasını araştırmak için MR ya da BT gerekebilir. Kilo kaybı nedeni olarak hipertiroidiyi dışlamak için tiroid işlevleri incelenmelidir. Osteoporozu değerlendirme için kemik mineral dansitometresi yapılabilir. (APA, 2000; Andreasen ve Black, 1992; Brownnell ve Fairburn, 1995).

Yukarıda kısaca bahsedilen yeme bozukluklarına temel yakalaşımda yemenin psikolojik nedenleri ve yeme davranışının zemininin temel unsur olması gerektiği unutulmamalıdır. Bu yüzden bu tarz hastaların takiplerinin özellikle bir doktor ile birlikte yapılması gerekliliği unutulmamalı özelliklede psikiyatri uzmanı bir hekimle, psikoterapist ve diyetisyenin ortak çalışması hastalar için yararlı olacaktır.

KAYNAKLAR :

1.Abdülkadir ÇEVİK, Süheylâ ÜNAL,Sindirim Sistemi Psikosomatik
Hastalıkları, Türkiye Klinikleri Cilt 9, Sayı 1, 1989
2.http://tr.wikipedia.org/wiki/Obezite
3,7.TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 341 Sempozyum Dizisi No:62 •Mart 2008 S:341-348, Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu Dr. Sinem Zeynep Başer
4. Yıl: 2005 Cilt: 1Sayı:37, Obezitenin Psikososyal Özellikleri
Dr. Erdal VARDAR, Psikiyatri AD, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, EDİRNE)
5.Bağlanma kuramı açısından yeme bozuklukları, Zeynep ALANTAR,1 Fulya MANER2,,,,,, (Anadolu Psikiyatri Dergisi 2008; 9:97-104)
6. Dr. Fulya MANER*( Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul)

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Beslenme ve Yeme Bozuklukları (Anoreksiya Nevroza ve Bulumiya Nevroza)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Funda GÖÇER TUZGÖL Fotoğraf
Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi562 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL'ün Makaleleri
► Yeme Bozuklukları Dyt.Yunus Emre UZUN
► Yeme Bozuklukları Dyt.Nihal DURUKAN KELEŞ
► Yeme Davranış Bozuklukları Dyt.Sevde VAROL
► Yeme Davranışı Bozuklukları Dyt.Özge KARAARSLAN
► Yeme Bozuklukları Bir Hastalıkmıdır? Dyt.Hatice KARSLIOĞLU
► Yeme Bozukluklarında Beslenme Dyt.Gülden ÖZÇİNİ
► Uyku Bozuklukları ve Beslenme Dyt.Nursena AKKAYA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,483 uzman makalesi arasında 'Beslenme ve Yeme Bozuklukları (Anoreksiya Nevroza ve Bulumiya Nevroza)' başlığıyla benzeşen toplam 91 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:53
Top