2007'den Bugüne 88,148 Tavsiye, 27,306 Uzman ve 19,454 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Anxsiyete (Kaygı) Nedir?
MAKALE #17643 © Yazan Uzm.Psk.Zehra Ayça AYSEN | Yayın Aralık 2016 | 2,220 Okuyucu
Anksiyete (anxiety), Latince “tıkanma”, ”boğulma” anlamına gelen “angere” kökünden türemiştir bir kelimedir. Anksiyete ile birlikte alınan bir diğer terim ise korkudur. Korku (fear) Almancadan gelen bir terimdir. Bu dilde ise köken aldığı kelime beklemek, pusuda yatmak veya saldırma anlamına gelmektedir.

Anksiyete (kaygı, bunaltı, endişe, tehdit ve sıkıntı), duyusal, davranışsal ve fiziksel ortaya çıkabilen bir takım değişikliklerin yaşandığı ve bunların öznel yaşantıları olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda her insan tarafından yaşanan korkuya benzer bir duygu olduğu da söylenebilir. Oysa “korku”da neden (kedi, köpek, fırtına, sel, şimşek, uçağa binme gibi) bellidir. Anksiyete de ise çok hafif bir tedirginlik veya gerginlik duygusundan, panik derecesine kadar varan değişik yoğunluklarda yaşanabilir. Bazı psikologlar korku ile kaygı arasında üç önemli fark bulduklarını söylerler:

1) Kaynak: “Ben arıdan korkarım!” örneğinde olduğu gibi, korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir; 2) Şiddet: Korku kaygıdan daha şiddetlidir; 3) Korku daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.

Korku ve kaygı arasında olan benzerliklere dayanarak psikologlar, korku sırasında ortaya çıkan fizyolojik oluşumların, kaygı anında da gözlemlenebileceğini ortaya sürmüşler. Bu iddia ise deneysel gözlemlerle desteklenmiş ve bununla birlikte psikologlar kalp atış hızı, kan basıncı, kanın kimyasal yapısı, nefes alış – veriş oranı gibi değişik fizyolojik belirtileri kaygı ölçmede kullanmaya başlamıştır.

Aslına bakarsak anksiyete gün içinde hepimizin sıkça yaşaddığı bir duygudur ve her zaman bir hastalık belirtisi olarak düşünülmemelidir. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için bir dereceye kadar sağlıklı olarak yaşanan “kaygı”, özel günlerimizde, ilk randevularda okulun ilk günlerinde hayatımızda yaptığımız önemli değişikliklerde ya da girişimlerde ortaya çıkması oldukça doğaldır. Ayrıca yaşanan sağlıklı kaygının da organizmayı, uyarıcı ve motive edici özelliği de unutulmamalıdır. Fakat eğer kaygının yaşanması bir noktadan sonra kişinin toplumsal, mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlıyor, kişinin yaşantısına uyum sağlamıyorsa, zamanla azalmak yerine artıyorsa ve en az altı ay gibi uzun bir süreye yayılıyorsa, günün büyükçe bir bölümünde karşınıza çıkıyorsa ve işlevselliği de bozuyorsa bu durumu; anksiyete/ kaygı bozukluğu olarak tanımlaya biliyoruz.

Peki Anksiyete Sırasında Neler Hissedilir ?

• Kaygı ve endişe duyma
• Yorgunluk
• Konsantrasyon Bozukluğu
• Sinirlilik
• Korku
• Huzursuzluk veya kendini tetikte hissetme
• Kas gerginliği
• Uyku bozuklukları

Anksiyete bozukluğu olan hastaların tipik tanımlamalarına baktığımız zaman genellikle görünümlerinin oldukça tipik olduğu söylenir. Genellikle huzursuz ve ürkektirler. Yüz ve beden duruşları gergindir. Ciltleri solgun olup el, ayak ve koltuk altları fazla olmak üzere terledikleri dikkat çeken özelliklerdendir. Genellikle endişeli ve dalgın olup, çok önemli olmayan konularda bile endişe ettikleri ya da olayların olası olumsuz sonuçlarını düşünmekten kendilerini alı koymadıkları görülür.

Anksiyete Sırasında Vücütta Neler Olur?

• Kalp atımlarında düzensizlik, çarpıntı
• Terleme
• Kaslarda gerilme ve ağrı
• Derin solunum
• Baş dönmesi
• Bayılma
• Hazımsızlık
• İshal

Yaygın Aksiyete Bozukluğu Nedir?

Yaygın aksiyete bozukluğu yaklaşık her 50 kişiden 1’ini hayatının herhangi bir döneminde etkiler. Kadınların erkeklerden biraz daha fazla etkilendiği bu sorun özellikle 20 li yaşlarda çok daha yaygın olarak gürülmektedir.
Yaşanan anxsiyete her gün yaptığınız işleri yapmanızı zorlaştırarak günlük hayatınızı önemli ölçüde etkileyebilir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tanı Kriterleri

A. En az 6 ay süreyle hemen her gün ortaya çıkan, birçok olay ya da etkinlik hakkında (işte ya da okulda başarı gibi) aşırı anksiyete ve üzüntü (endişeli beklentiler) duyma.
B. Kişi, üzüntüsünü kontrol etmeyi zor bulur .
C. Anksiyete ve üzüntü, aşağıdaki altı semptomdan üçüne (ya da daha fazlasına) eşlik eder (son 6 ay boyunca hemen her zaman en azından bazı semptomlar bulunur).
Not: Çocuklarda sadece bir maddenin bulunması yeterlidir .
(1) huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ya da endişe
(2) kolay yorulma
(3) düşüncelerini yoğunlaştırmada zorluk çekme ya da zihnin durmuş gibi olması
(4) irritabilite
(5) kas gerginliği
(6) uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da sürdürmekte güçlük çekme ya da huzursuz ve dinlendirmeyen uyku)
D. Anksiyete ve üzüntü odağı, örn. anksiyete ya da üzüntü bir Panik Atağı olacağı (Panik Bozukluğunda olduğu gibi), genel bir yerde utanç duyacağı (Sosyal Fobide olduğu gibi), hastalık bulaşmış olma (Obsesif-Kompulsif Bozuklukta olduğu gibi), evden ya da yakın akrabalarından uzak kalma (Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunda olduğu gibi), kilo alma (Anoreksiya Nervozada olduğu gibi), birçok fiziksel yakınmanın olması (Somatizasyon Bozukluğunda olduğu gibi) ya da ciddi bir hastalığının olması (Hipokondriazisde olduğu gibi) ile ilgili değildir ve anksiyete ve üzüntü sadece Posttravmatik Stres Bozukluğu sırasında ortaya çıkmamaktadır.
E. Anksiyete, üzüntü ya da fizik yakınmalar klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur .
F. Bu bozukluk bir maddenin (öm. Kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. hipertiroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve sadece bir Duygudurum Bozukluğu, Psikotik bir Bozukluk ya da Yaygın Gelişimsel Bozukluk sırasında ortaya çıkmamaktadır.

Nedenleri Nelerdir?

Ruhsal yapımızı etkileyen pek çok durumda olduğu gibi yaygın anksiyete bozukluğunun da nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. Anksiyeteye etki ettiği düşünülen iki nerotransmitter vardır. Birincisi serotonin, diğeri ise neropinefrin dir. Beynimizde bu kimyaların düzeyinin dengesiz hale gelmesi durumunda, ruh haliniz önemli oranda etkilenebilir ve anksiyeteyle sonuçlanan rahatsızlıklar yaşanmasına ihtimalini artırabilir.

Tedavisi Mümkün müdür?

Anksiyete bozukluğunun tedavisinde tıbbi tedavi, davranışçı ve bilişsel psikoterapiler, ve relaksasyon eğitimi gibi tedavi yöntemlerinin yararlı olduğu kabul edilmektedir.
Tedavide hem farmakolojik hem de psikolojik uygulamaların kullanıldığı birleşik modelin kullanılması önerilmektedir.

Özellikle uygulanan davranışçı-bilişsel psikoterapi kısa sürelidir. Ortalama 5-20 seans sürer. Başlangıçta tedavi süreci ve tedavinin amaçlarına yönelik bilgiler hastaya aktarılır. İyi bir hasta-terapist ilişkisi önemlidir. Anksiyete, düşünce, duygu ve davranışla ilgili ev ödevleri verilip hastadan kayıt tutması istenir. Davranışçı-bilişsel psikoterapilerde amaç hastanın davranışı, duyguları ve düşünceleri arasında bağlantı kurmasını sağlayarak, düşünce özelliklerini hastaya göstermektir.

Farmakolojik tedavi ise, anksiyetesi günlük yaşamını etkileyen hastalar için tercih edilmelidir. Yapılan pek çok araştırmada hastaların %25’inde ilaç tedavisinin kesilmesinden bir ay sonra nüks ile karşılaşılırken, %60 ile %80 hastada ise bir sene içinde nüks ile karşılaşılmadığı gözlemlenen sonuçlar arasındadır. En az altı ay tedavi gören hastalarda nüks oranı, daha kısa süre tedavi görenlere göre daha düşük bulunmuştur.

Hekiminizin size yazmış olduğu ilaçların düzenli kullanımı ayrıca psikoterapi seanslarına devam edildiği taktirde tedavi büyük oranda olumlu sonuçlar vermektedir. İlaç yaşadığınız kaygıları kontrol altına alırken, psikoterapi de size bu kaygılarla nasıl mücadele edeceğinizi öğretir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anxsiyete (Kaygı) Nedir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Zehra Ayça AYSEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Zehra Ayça AYSEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Zehra Ayça AYSEN Fotoğraf
Uzm.Psk.Zehra Ayça AYSEN
KKTC (Kıbrıs)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Zehra Ayça AYSEN'in Yazıları
► Kaygı Nedir? Psk.Tamer Numan DUMAN
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Nedir? Psk.Serhat ÖNCÜLER
► Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir? Psk.Betül ÖZDEMİR
► Kaygı ve Sosyal Kaygı Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,454 uzman makalesi arasında 'Anxsiyete (Kaygı) Nedir?' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Rehabilitasyonda Psikolog Aralık 2016
► Panik Atak’la Yaşamak... Aralık 2016
► Otizm Nedir? Aralık 2016
◊ Çocuğum Engelli Aralık 2016
◊ Stres Aralık 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:48
Top