TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Dile Dökülemeyen Cümlelerin Bedenle Dile Gelmesi; Kendini Yaralayıcı Davranış ve Nedenleri
MAKALE #17962 © Yazan Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ | Yayın Şubat 2017 | 529 Okuyucu
“Yalnız kaldığını deneyimlemek sende ne yaratıyor?” dediğimde yaklaşık bir dakika düşünen danışanım “Kocaman bir kuyuda kalmışım da kimse benim çığlıklarımı duymayacak ve sonsuza kadar o kuyuda kalacakmışım gibi hissediyorum.” Demişti. Bu soruyu sormamın nedeni kendini yaralayıcı davranışlarında “Ne hissediyorsun?” sorusuna uzun süre düşündükten sonra verdiği “yalnızlık!” cevabı idi. Bunu düşünmesi ve bu soruya cevap verebilmesi için uzun süre düşünmesinin nedeni kendi duygularını tanımlamakta zorluk çekmesi ve duygusunu paylaşmasının ona ne şekilde geri döneceğinin, bana bu konuda güvenip güvenemeyeceğinin yoğun sancısını yaşıyordu. Sağ beyinde yaşadığı yoğun duyguları sol beyniyle söze döküp aktarmakta zorlanıyordu.

Kendini yaralayıcı ve kendine zarar verici davranışların kökenine baktığımızda genelde karşımıza “boşluk, hiçlik, değersizlik, çaresizlik, yalnızlık…” gibi duygular çıkıyor. Bizler için son derece değerli ve önemli olan kuramsal bilgilerle birlikte danışanlarımdan aldığım geribildirimler ve klinik deneyimlerim de kendini yaralayıcı davranışlarda bu duyguların etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bir nevi sesini etrafındakilere duyuramadığını hisseden ve düşünen kişinin değersizlik, yetersizlik, çaresizlik, boşluk, hiçlik… duyguları karşısında bir haykırışı ya da çığlığı olarak nitelendirebiliriz kişinin kendini yaralama yolunu çözüm olarak seçmesini.

Kendini yaralayıcı davranışlar özellikle ergenlikle birlikte görülmeye başlanabilir. Bu yapılan eylem iç dünyada yaşanan çatışmaların bir tür dışavurumu olarak nitelendirilebilir. Bu davranışlar etrafındakileri etkileme, grupta söz ve kontrol sahibi olma gibi amaçlar taşıyabilir. Başka bir danışan grubu için dış dünyadaki insanlara bir meydan okuma, “en korkusuz benim” mesajı verme ve başkalarının gözünde kendine olan hayranlığı görmek için yapılabilir. Buradaki esas amaç sanki etrafındakilerin gözündeki o hayranlığı ya da şaşkınlığı görmektir. “Bize bunlar ne yapar!”, “Bu da yaralanma mı?!”, “Biz neleri gördük!” demektedir kişi sanki etrafındakilere ve bir bakıma etrafındakilerden bu “büyük” olaya tanıklık etmelerini istemek ve beklemektedir. Tabii ki bu profilde bir danışan terapiye geldiğinde terapistin gözünde de o hayranlığı, o şaşkınlığı ya da belki de o korkuyu görmeyi beklemektedir. Zira özellikle hayranlık ve şaşkınlık danışana ebeveynleri tarafından hiç gösterilmemiş duygular olabilir. Bu nedenle sürekli bu hayranlığı, şaşkınlığı dış dünyadan bekliyor ve çoğunlukla alıyor olabilir.

Yapılan araştırmalar insanın önemli gelişimsel dönemeçlerde (özellikle ilk 5 yaş ve ergenlik dönemi kastediliyor) yaşadığı travmalarla (anne-babanın ihmali ve istismarı, anne-babanın ölümü, uzun süreli ayrılıklar…) kendini yaralayıcı, kendine zarar verici davranışları arasında önemli bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştur. Zira bu insanlar içlerinde hissettikleri derin boşluk ve acılarını bir şekilde bilinçdışı da olsa dışarı aktarma, çığlıklarını duyurma gereksinimi hissederler. Kişinin çocukluk çağı muhattapları tarafından uğrayacağı ihmal/istismarın yanı sıra dış dünyada yaşayacağı travmalar da (dövülme, işkence, taciz…) kendini yaralayıcı davranışları ortaya çıkarıcı nitelikte olabilir. Yaşanılan bu travmalar birbirlerini şiddetlendiren bir etkileşim içerisindedirler. Bunların üzerine eklenen travmalar bu etkileşimi daha da arttırmaktadır. Böylece, daha sonra yaşanan görece daha az şiddetli bir travmaya, daha şiddetli travmalara verilen tepki kadar büyük bir tepki verilmesi sonucu ortaya çıkar.

Kendini Yaralayıcı Kişilerin Tanısal Özellikleri
1. Kendilerine dair tanımlamaları olumsuz ve acımasızdır.
“ Ben aptalın tekiyim.”
“Ben değersiz biriyim.”
“Keşke annem beni doğurmasaydı.”
“Beceriksizin tekiyim.”…
2. Bu olumsuz kendilik algılarıyla birlikte intihara meyilli olabilirler.
3. Kendilerini korumaya yönelik bir çabaları yoktur, tehlikeye karşı direnç göstermezler.
4. Bunlarla birlikte depresyon, alkol, madde bağımlılığı birlikte gözlenebilir.

Öte yandan psikodinamik açıdan kendini yaralama davranışına bakıldığında;
Fonagy ve Target herşeyden önce kendini yaralayıcı davranışları, kişinin öfkesini kendine yöneltmesi ve bu yolla umutsuz bir şekilde kendini kontrol etme çabası olarak değerlendirirler. Bir bakıma etrafında öfkesini ifade edebileceği ve bu öfkeyi kapsayıcı özellikte, bu öfkeyi anlayacak nitelikte insanlar olmayan kişiler bu öfkeyi çaresizce kendilerine yöneltirler. Bu şekilde öfkelerini kontrol altında tutmaya çalışırlar. Bu kontrol çabaları, kişinin kendini bir ölü gibi, yaşamayan biri gibi hissetmesine karşılık verdiği bir tepki gibidir. Bu şekilde sanki kendisine ve etrafındakilere “canlılığını” ispat etmeye çalışıyor gibidir. Yaşanılan acı ve akan kan kişiye yaşadığı duygusunu verir.
Bunun dışında Vamık Volkan, bu şekilde dışarı akan kanın bir nevi içerideki “kötü anne” tasarımının dışarı atılarak, içerideki “kötü nesne” tasarımlarından, içerideki kötüden kurtulma çabası olarak yorumlamıştır.

Aynı zamanda bu davranış dünyaya bir “meydan okuma” olarak da yorumlanabilir. Bu davranışla kişi ne kadar “cesur” olduğunu diğerlerine göstermeye çalışıyor olabilir. Bir bakıma bu “cesaret gösterisi” de bir varoluş ve kendini ortaya koyma çabası olarak yorumlanabilir.

Kendini yaralayıcı eylemle, başkalarını zor durumda bırakma ve kendi durumundan başkalarını sorumlu tutarak onları suçlama da bu süreçteki bilinçdışı süreçlerin bir tezahürü olarak ortaya çıkabilmektedir.

Bütün bunlarla birlikte kendini yaralayıcı davranışlar kişi için bir rahatlama ve boşalma aracı olarak yorumlanabilir. Değersizlik, boşluk, hiçlik, aşağılanma, çaresizlik, yetersizlik… gibi duygularla birlikte depresyona katlanmaya aracılık eden bir eylemdir kendini yaralama. Ama bu duyguların öfkeye dönüşerek dışa vurulduğu bir eylem olduğu da aşikardır.

Sonuç olarak kendini yaralayıcı davranışlarda bulunan kişilerin kendileri için önemli gelişimsel kavşaklarda (ilk 5 yaş ve ergenlik) yaşadıkları duraklamalar ve travmalar (annenin duygusal anlamda yeterli bakımı verememesi, annenin vefatı, babanın özellikle erkek çocukla ilgili özdeşime izin vermeyen sert davranışları, duygusal ihmal, yok sayılma, benzer durumlarda farklı duygusal tepkilerin verilmesi, ebeveynlerin kişiyi ayrı bir birey olarak görmeyip kendilerinin devamı olarak görmeleri…) kişinin hayat ve gerçeklikle olan bağlantısına büyük zarar vermekte, içsel dünyasında yaşadığı duyguları düzenleme becerisine ket vurmakta ve içsel dünyasında parçalanmalara yol açmaktadır. Kişi bu yoğun negatif duygulanımı düzenleyebilmek ve yaşadığı parçalanmanın önüne geçip bir bütünlük sağlamak amacıyla kendini yaralayıcı davranışlar gibi görünümler ortaya koyabilmektedir. Psikoterapi süreci ile ortaya çıkan bu davranışların önüne geçmek ve çözüm üretmek mümkün. Ancak kısa vadede sonuç alınabileceğini düşünmek bu tarz problemler için pek de gerçekçi olmaz. Bu problemlerin üstesinden gelebilmek için kişinin yaşadığı duyguların günlük yaşantısında kendisini etkilediği, çocukluk çağı muhataplarıyla bu duyguları nasıl deneyimlediği ve seans odasında psikoterapistle bu duyguları nasıl deneyimlediği ayrıntılı olarak konuşulmalıdır. Görünen davranıştan ziyade bu davranışı tetikleyen kaynak duygular üzerinde durulmalı ve bu kaynak duyguların kişinin ilişki kurma şeklini nasıl etkilediği görünür hale getirilmelidir. Unutulmamalıdır ki ne anlattığınızdan ziyade nasıl anlattığınız önemlidir!

Bu yazı, Celal ODAĞ’ın “Nevrozlar 3” kitabından yararlanılarak hazırlanmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Dile Dökülemeyen Cümlelerin Bedenle Dile Gelmesi; Kendini Yaralayıcı Davranış ve Nedenleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Necdet DÖNMEZ Fotoğraf
Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi35 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,570 uzman makalesi arasında 'Dile Dökülemeyen Cümlelerin Bedenle Dile Gelmesi; Kendini Yaralayıcı Davranış ve Nedenleri' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Anksiyeteyi Anlamak Mart 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:27
Top