Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Bağımlı İlişkilerin Sebebi ve Nesne İlişkileri Kuramı
MAKALE #18594 © Yazan Psk.Dnş.Aysel KESKİN | Yayın Temmuz 2017 | 280 Okuyucu
Yaşama gözlerimizi açtığımız andan itibaren kurduğumuz ilk ilişki, annemizle (veya bakıcımızla) kurduğumuz ilişki kuşkusuz. İlk çocukluk dönemimizde dış dünyaya bağımlı bir haldeyizdir. Kendi kendimize yetecek yaşa gelene kadar da, benlik algımızın sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için, bizimle ilgilenen yetişkinlerden alacağımız geri bildirimler oldukça önemlidir. Eğer bu dönemi sağlıklı bir şekilde tamamlayamazsak, benlik algımızda aksaklıklar ve ileriki yaşlardaki ilişkilerimizde problemler olacaktır. Benliğini bütünleştiremeyen birey, kendini değerli hissedebilmek için sürekli başkalarının onayını arayacaktır.

Nesne ilişkileri kuramı nedir?

Nesne ilişkileri kuramı, insan davranışını, ilişkilerini, psikopatolojisini anlamaya yönelik psikodinamik bir yaklaşımdır. Bu kuram, erken nesneler (ebeveynler, bakıcılar) ile olan ilişkilerimizin sonraki ilişkilerimizde de belirleyici olduğunu savunur. Kurama göre yetişkinlikteki ilişkilerimiz, bu erken ilişki biçimlerimizi yineleyen biçimdedir. Yine kurama göre, gelişimin belirli bir evresinde takılma, daha ileri olgunluk aşamalarına engel olur ve erken dönem örselenmelerini çözme girişimleri, olgun ve işlevsel olmayan davranışlara yol açar.

Psikanalizde nesne tabirini ilk kullanan Freud’a göre nesne, çocuğun içgüdüsel enerjisini yansıttığı dış dünyanın varlıklarıdır. Freud’un “özdeşleşme”, ”introjeksiyon (içe alma)” ve “aktarım” fikirleri kuramın temellerini oluşturur. İntrojeksiyon (içe alma) sevilen veya nefret edilen objelerin kısmi veya bütün olarak içe alınmasıdır. Freud “Yas ve Melankoli” eserinde, özdeşleşmenin depresyonun oluşum mekanizması içindeki yerini göstermiştir. Kaybedilmeye tahammül edilemeyen ama bir şekilde (ayrılık veya ölüm sebebiyle) kaybedilen nesne ego’nun içine alınarak (introjeksiyon) korunur.

Bu kurama göre diğer insanlarla olan ilişkiler, ilişkilerin içselleştirilmiş (internalized) imgelerine dönüştürülerek yaşanır. Henüz bir bebekken, ilişki durumunda olunulan kişileri içselleştirmekten öte “ilişkilerin kendisi” de iç dünyaya mal edilir. Anne, bebeğin gözünde ilişki kurulan ilk “nesne” dir. Bebeğin acıktığında annesini yanında bulamaması olumsuz bir yaşantıya neden olur. Bebek engellendiği için, hem kendisini hem de annesini olumsuz bir şekilde algılar, korku ve kızgınlık yaşar. Bu karşıt yaşantıları giderek kendi imgesini (ben) ve nesnenin imgesini (anne) ve bu ikisi arasında oluşan duyguları içeren ilişkilerin karşıt yönleri olarak içselleştirir.

Nesne ilişkileri kuramı, başlangıçta bazı nesnelerin “iyi veya kötü” olarak kategorize edildiğini ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde bu nesneleri temsil eden bir tarzda ilişki kurulduğunu söyler. Terapist psikoterapi sürecine nesne ilişkileri kuramı bakımından baktığında, hastanın “adına konuştuğu nesnenin kim olduğunu” ve hangi konumdan konuştuğunu, “terapiste söylediği sözleri aslında karşısında bulunduğunu farz ettiği hangi kişiye söylediği” ve bu sözleri söylerken “amacının, ne olduğu hangi çatışmaları yaşadığını” araştırmalıdır. Bu nedenle nesne ilişkileri kuramı açısından ego savunma mekanizmaları çok önemlidir. Burada aktarım esas olarak hastanın hayatında ilk olarak yer alan sevgi ve saldırganlık nesnelerine yönelik yaşanan duygu, düşünce ve fantezilerin psikoterapiste aktarılmasıdır.

Nesne ilişkileri, içgüdülerin harekete geçmesi sonucu libidonun ve agresyonun nesneye yansıtılması ile başlamıştır. Ancak nesnelerle birlikte süren yaşantı pek çok doyum ve doyumsuzluk getirmiş ve bu esnada pek çok değişik duyguya neden olmuştur. Bu duygular son zamanlarda “psiko-nöro-biyolojinin” işaret ettiği gibi sinir siteminde kaydedilen ve ileride benzeri yaşantı durumlarında ortaya çıkan nörokimyasal işaretlerin dışavurumlarıdır. O halde bu duygusal durumların “orijinal izleri ve onun dışavurumlarının” nesne ilişkilerinde özel bir önemleri bulunur. Bu izler nesneler ile daha sonraki ilişkileri belirleyici özelliktedir.

Benlik kavramı ve Nesne ilişkileri

Benlik kavramı ile nesne ilişkilerini birbirinden kesin çizgilerle ayıramayız. Psikoterapinin anlaşılması bu kavramları iyi bilmeye bağlıdır.
Benlik (self) psikolojisi, insanın kendine verdiği değeri ve bütünlüğünü koruyabilmesinde dış ilişkilerinin önemini vurgular. Tedaviye gelen kişi, kendini iyi hissedebilmek için diğer insanlardan gelecek olumlu tepkilere aşırı ihtiyaç duyar. Aslında ortada bir benlikten ziyade iki kişi vardır, dolayısıyla kurulan bir ilişki.

Benlik (Self) psikolojisine göre temel kaygımız dağılma anksiyetesidir. Dağılma anksiyetesi, insanın, onay ve sevgi gördüğü nesnelerinin tepkilerinden yoksun kalması sonucu dağılacağı ve psikolojik ölümüyle yüzleşeceği korkusunu tanımlar. Self psikolojisine göre uyuşturucu kullanımı, cinsel davranış sapmaları, yeme bağımlılığı gibi birçok davranış dağılma eğiliminde olan benliğin iç uyumunu ve bütünlüğünü koruma ve sürdürme amacıyla alınmış acil önlemlerin anlatımıdır.

Benlik gelişimi, yaşamın ilk yıllarında ilişki kurulan ilk nesnelerle olan ilişkinin biçimine dayanır. Bu dönemdeki bir aksaklık, ilerleyen dönemlerde ego savunma mekanizmalarının yoğun bir şekilde kullanılmasına, ağır psikolojik sorunlara, kişilik bozukluklarına, psikozlara neden olabilir. İlk gelişim döneminde nesne ilişkilerindeki aksaklıklar, özellikle iki ilkel savunma mekanizması olan “splitting (bölünme)” ve “projective identification (yansıtmalı özdeşleşme)” in yoğun kullanılmasına yol açar.

Splitting (bölünme) savunma mekanizması, birbirine karşıt kendi ve obje imgelerini ve duygularını oldukça kesin bir biçimde birbirinden ayıran bilinçdışı süreci tanımlar. Yaşamın ilk aylarında bebeğin duygusal dünyasının sürdürülebilmesi yönünden temel bir mekanizmadır. Bebeğin iyiyi kötüden, sevgiyi nefretten, hazzı acıdan ayırabilmesini sağlar. Böylece olumlu yaşantılar, olumsuz karşıtlarına bulaşmaksızın korunmuş olur. Splitting yaşantıları, tehlikeli olanı tehlikeliye açık olandan ayırarak düzenleyen biyolojik yasanın psikolojik savunma mekanizmasına dönüşmesi biçiminde de yorumlanabilir.

Splitting bazı klinik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur: 1. Birbirine karşıt davranışların ve tutumların birbiriyle sürekli yer değiştirmesi 2. Dürtü denetiminin “seçici bir şekilde” kaybı 3. Çevredeki insanların “tümüyle iyi” ve “tümüyle kötü” olarak bölümlenmesi (idealleştirme ve değer kaybı) 4. Kendine ilişkin çeşitli imgelerin birbiriyle sürekli yer değiştirmesi. Splitting mekanizması borderline kişilik bozukluğuna temel oluşturur.

Yansıtmalı özdeşleşme (projective identification) savunma mekanizmasında, kişi bazı yönlerini kendisinin değilmişçesine bir başkasına mal eder. Tedaviye gelen kişi bir obje ya da kendi imgesini tedavi edene yansıtır. Tedavi edilen tarafından kendisine yöneltilen baskı sonucu, tedavi edene de yansıtılan imge ile kendi bilinçdışında özdeşleşerek, o imge gibi hissetmeye ve davranmaya başlar. Kişi istemediği yönleriyle yüzleşmekten, yansıtmalı özdeşleşme yoluyla kurtulur.

Benliğimizin gelişimi ve zenginleşmesi yönünden diğer insanlara, ayrı varlıklar olarak değil, benliğin ihtiyaçlarını karşılayacak ve besleyecek nesneler olarak bakılabilir. Güven verici ve destekleyici rolleriyle bu kişiler insan olmaktan çok işlev olarak nitelendirilebilirler. Psikanalist Heinz Kohut ölümünden sonra yayımlanan son kitabında bu ihtiyacın ömür boyu sürdüğünden ve diğer insanlardan gerçek anlamda ayrımlaşmanın yalnızca bir mit olduğundan söz eder. Kendimize verdiğimiz değeri sürdürebilmek için hepimiz diğer insanlardan onay ve anlayış bekleriz ve gelişip olgunlaştıkça daha uygun sevgi nesneleri bulmaya başlarız.

AYSEL KESKİN
PSİKOLOJİK DANIŞMAN & EFT MASTER


Kaynak: Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar, Engin Geçtan, Metis Yayınevi
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bağımlı İlişkilerin Sebebi ve Nesne İlişkileri Kuramı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Aysel KESKİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Aysel KESKİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Aysel KESKİN Fotoğraf
Psk.Dnş.Aysel KESKİN
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Aysel KESKİN'in Yazıları
► Bağımlı Kişiler ve Bağımlı İlişkiler Uzm.Psk.Romina KUYUMCUOĞLU
► İyi İlişkilerin Olmazsa Olmazı ! Psk.Dnş.Nilgün SARI
► İlişkilerin Katili: Sahtelik Psk.Ayşenur BAYRAKTAR
► Sağlıklı İlişkilerin Kodları Psk.Dnş.Kemal TUNCER
► Yaşam Sebebi Psk.Mehmet CAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,481 uzman makalesi arasında 'Bağımlı İlişkilerin Sebebi ve Nesne İlişkileri Kuramı' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:14
Top