2007'den Bugüne 75,930 Tavsiye, 24,844 Uzman ve 17,068 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Okul ve Okul Başarısı
MAKALE #2561 © Yazan Uzm.Psk.Şahin UÇAR | Yayın Mart 2009 | 4,818 Okuyucu
İnsan ilişkileri içinde en uzun ömürlü ve en önemli etkileri olanı hiç kuşkusuz ana-baba ile çocuklar arasında olan ilişkilerdir. Aslında bir çocuğun yetişmesinden, başarı ya da başarısızlıklarından yalnızca veya yüzde yüz ana-babayı sorumlu tutmak doğru değildir. Çünkü çocuk, yalnızca ana-babasının, aile eğitiminin etkisi altında kalmış olsaydı, bir ailedeki tüm çocukların, birçok özellikleri yönünden birbirlerinin aynı olmaları gerekirdi. Her çocuk ailenin bir parçasıdır, fakat onun yetişmesi ve gelişmesinde okulun ve en geniş anlamda toplumunda sorumlulukları, katkıları vardır. Aile de, çocukların yetişmesi sırasında onlara rehberlik ve yardımda bulunan kurumlardan birisidir. Fakat en önemlisidir. Bununla birlikte ana-babaları tarafından gerçekten seçilip sayıldıklarına inanan çocuklar, davranışlarında daha bağımsız ve kendilerine daha çok güvenen insanlar durumuna gelmektedirler

Okul başlangıç, ailenin yaşamında çocuğun konuşması ve yürümesi gibi önemli bir aşamadır. Bu ana-babalar için çocuklarını, ak yakası ve kara önlüğü içinde, elde çanta okula giderken görmek mutluluk verici bir olaydır.

Çocuk için okul, daha önce hemen hemen hiç birini tanımadığı çok sayıda çocukla karşılaşma zorunluluğuyla, uyulması gereken kurallarıyla ve başarılması gereken öğrenim görevleriyle de yepyeni bir sosyal çevredir. (Yavuzer, 2000)

Aileden sonra okul, çocuğun ilk temel toplumsallaşma kurumu niteliğini taşır. Çocuk okula başladığında çevresinde uyulması gereken kurallarla, özümsemesi gereken bilgileri bulur. Eğer birlikte yaşamaya yatkın ve okul olgunluğundaysa uyumda zorluk çekmez. Sınıf içive sınıf dışı etkinliklere katılır. Kendisini kolaylıkla ifade eder. Tam tersine kişilik özelliği, ya da ailenin yanlış tutumu sonucu, toplu yaşama,çalışma ve oynamaya yatkın değilse, okula uyumda zorlanır. (Yavuzer, 2000)

İlk toplumsallaşma kurumu olan okul, eğitim,eğitim, öğretim sürecinde iki temel işleve sahiptir. Bunlardan biri “uyum” diğeri “ bilgilendirme ”dir. Bu konuda yapılmış bir araştırmaya göre; öğrencilerin okul ile ilgili algıları incelenmiş ve okulla ilgili en sık dile getirilen işlevinin “bilgi sağlayıcılık” işlevi olduğu saptanmıştır.

Okul, çocuğun katılım olanakları içinde bir bütün olarak gelişmesi, yaşamda sağlıklı, başarılı ve mutlu olması için uygun ortam hazırlar, önlemler alır. Onu olumlu yönde etkiler.
Okul, eğitim aracılığıyla insanı kendisi için yararlı ve yeterli kılmaya çalışırken, bir yandan da onu içinde yaşadığı topluma ve tüm insanlığa yararlı, toplumsal bilinci gelişmiş bir insan olması için eğitmeyi amaçlamaktadır. (Yavuzer, 2000)

Okul, bir bakıma evde kazanılan eğitimin sınandığı yerdir. Çocuğun okula uyumu ve başarısı, ana babanın yetiştirmedeki başarısının bir ölçüsüdür. Ancak okula başlamakla, ana babanın eğitici görevi tümden öğretmene aktardığını düşünmek de yanlış olur. Genel anlamda eğitim, evde ve okulda birlikte yürütülür.

Bu bilgilerden hareketle geleceğimizi oluşturan çocuklar üzerinde ana-baba tutumlarına ilgi çekmek sağlıklı, başarılı çocuklar yetiştirmeye yönelik ipuçları verecek belirlemeler yapmak gerekliliğinden yola çıkarak ana-baba tutumları ile, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin okul başarısı arasındaki ilişkiyi belirlemek bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır.

İnsan ilişkileri içinde en uzun ömürlü ve en önemli etkileri olanı hiç kuşkusuz ana-baba ile çocuklar arasında olan ilişkilerdir. Aslında bir çocuğun yetişmesinden, başarı ya da başarısızlıklarından yalnızca veya yüzde yüz ana-babayı sorumlu tutmak doğru değildir. Çünkü çocuk, yalnızca ana-babasının, aile eğitiminin etkisi altında kalmış olsaydı, bir ailedeki tüm çocukların, birçok özellikleri yönünden birbirlerinin aynı olmaları gerekirdi. Her çocuk ailenin bir parçasıdır, fakat onun yetişmesi ve gelişmesinde okulun ve en geniş anlamda toplumunda sorumlulukları, katkıları vardır. Aile de, çocukların yetişmesi sırasında onlara rehberlik ve yardımda bulunan kurumlardan birisidir. Fakat en önemlisidir. Bununla birlikte ana-babaları tarafından gerçekten seçilip sayıldıklarına inanan çocuklar, davranışlarında daha bağımsız ve kendilerine daha çok güvenen insanlar durumuna gelmektedirler

Orta öğretim döneminde ergenlerde görülen başarısızlık ve okuldan ayrılmalar çok önemli sorun olmakla beraber konuya bir noktada yaklaşmak çok geç olabilir. Başarısızlık çoğunlukla okulun ilk yıllarında ortaya çıkar ve öğrenci ergenlik dönemine geldiğinde yerleşmiş olur. Başarısızlık duygusu, ana-babaların, çocuklarının, güçlüklerine doğrudan katılmalarına sebep olur. Çocukların her ödevi ile ilgilenerek, kontrol ederek, düzelterek, adım adım izleyerek yardım ettiklerini sanırlar.

Ana-babalar, kendilerini suçlu hissettikçe başarısızlık karşısında hatalı hareket ederler. Problemi çözmek için öncelikle bu duygudan kurtulmaları gerekir ve şunu bilmelidirler ki kendileri tek sebep değillerdir. (Yavuzer, 1999)

Dengeli duygusal ve toplumsal etkileşmenin güçlü olduğu aile ortamında, yeterli güven, sevgi ve sevecenlik içinde büyüyen çocuklar, gelişmeleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler. Bu tür aile ortamında, aile üyelerinin kendilerine düşen sorumluluklarının bilincinde olması ve çocuğa bağımsızlık yolunda yeterli olanakların hazırlanması, onun sağlam bir kişilik yapısına sahip olmasını sağlar. Ana-babaların çocuklarına karşı tavırları birbirlerinden farklılıklar gösterebilir. Ana-babaların çocuklarına karşı tavırlarının farklı olması, çocuklar üzerinde farklı etkilerle kendini gösterir.

Ana-baba tutumları çocuğun kişiliğine, toplumsallaşmasına ve benlik kavramına önemli etkilerde bulunduğu bilinmektedir.

Bu bilgilerden hareketle geleceğimizi oluşturan çocuklar üzerinde ana-baba tutumlarına ilgi çekmek sağlıklı, başarılı çocuklar yetiştirmeye yönelik ipuçları verecek belirlemeler yapmak gerekliliğinden yola çıkarak ana-baba tutumları ile, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin okul başarısı arasındaki ilişkiyi belirlemek bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır.

Ailenin Çocuğa Etkisi:

İnsan ilişkileri içinde en uzun ömürlü ve en önemli etkileri olanı hiç kuşkusuz ana-baba ile çocuklar arasında olan ilişkilerdir. Aslında bir çocuğun yetişmesinden, başarı ya da başarısızlıklarından yalnızca veya yüzde yüz ana-babayı sorumlu tutmak doğru değildir. Çünkü çocuk, yalnızca ana-babasının, aile eğitiminin etkisi altında kalmış olsaydı, bir ailedeki tüm çocukların, birçok özellikleri yönünden birbirlerinin aynı olmaları gerekirdi. Her çocuk ailenin bir parçasıdır, fakat onun yetişmesi ve gelişmesinde okulun ve en geniş anlamda toplumunda sorumlulukları, katkıları vardır. Aile de, çocukların yetişmesi sırasında onlara rehberlik ve yardımda bulunan kurumlardan birisidir. Fakat en önemlisidir. Bununla birlikte ana-babaları tarafından gerçekten seçilip sayıldıklarına inanan çocuklar, davranışlarında daha bağımsız ve kendilerine daha çok güvenen insanlar durumuna gelmektedirler.

Anne-babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirler. Aile çocuğun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yerdir. ( Yavuzer, 1984) Doğumdan sonraki ilk yıllarda çocuğun çevresindeki en yakın en önemli ve gereksinimlerini birinci derecede karşılayan kimseler anne ve babasıdır. Anne-baba çocuğun koruyucu ve çevreyle arasında önemli bir bağ pozisyonundadır.

Çocuk ilk yıllarda anne ve babanın yardımıyla gereksinimlerini giderir. Onlar yoluyla dış dünyayı anlamaya ve yorumlamaya çalışır. ( Öztürk 1990 ) Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavırlar, bu ilk yaşantısının örülmesinde büyük önem taşır. Yine okul öncesi dönemde çocuğun sosyalleşmesi yönünde kendisine tanınan deneyim fırsatlarının değeri büyüktür. Bu dönemde çocuk sosyal bir birey olmayı öğrenirken, aynı zamanda en küçük ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele gereksinim duyar. Kişiliğin oluşumu için gerekli olan bu özdeşleştirme, aile içindeki yakın üyelerle gerçekleştirilebilir.
Ailenin, çocuğun kişilik gelişimindeki önemi: Çocuğun aile üyeleriyle olan ilişkileri, diğer bireylere, nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların benimsediği davranış ve tutumların temelini oluşturur. Aile, aynı zamanda çocuğa aile ve toplumun bir bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temelini atar. (Kulaksızoğlu, 1998)

Çocuğun gelişiminde ailenin en etkili yardımları şöyle sıralanabilir.
1.Aile, grup içinde dengeli bir birey olabilmesi için çocuğa güven duygusu aşılar.
2.Onun sosyal kabul görebilmesi için gerekli ortamı hazırlar.
3.Sosyalleşmeyi öğrenebilmesi için kabul edilmiş uygun davranış biçimlerini oluşturan bir model oluşturur.
4.Çocuğun yaşam ortamına uyum sağlarken rastladığı sorunlarına çözüm getirir.
5.Uyum içinde gerekli olan davranışla ilgili,, sözlü ve toplumsal alışkanlıklarının kazanılmasına yardımcı olur.
6.Okul ve sosyal yaşamda başarılı olabilmesi için çocuğun yeteneklerini uyarır ve geliştirir.
7.Çocuğun ilgi ve yeteneklerine uygun arzuların gelişmesine yardım eder. (Yavuzer, 1996)

Aile içinde çocuğa karşı takınılan tavır, dolayısıyla da anne-babanın çocuğuna karşı olan tutumu onun kişilik gelişiminde en önemli faktörlerden birisidir. kişiliğin kalıtımsal etkilerle çevresel şartların sürekli etkileşimi sonucu özellikle de yaşamın ilk beş altı yaşı civarında oluştuğu gerçeğinden yola çıkılırsa, anne-babaların çocuklarına karşı olan tutumlarının önemi daha da önem kazanmaktadır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Okul ve Okul Başarısı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Şahin UÇAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Şahin UÇAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Şahin UÇAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Şahin UÇAR
Bursa
Uzman Psikolog - Uzman Psikolojik Danışman
Psikolog & Psikoterapist & Hipnoterapist & Cinsel Terapist & Evlilik Aile Terapisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi151 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Şahin UÇAR'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,068 uzman makalesi arasında 'Okul ve Okul Başarısı' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aldatmanın Psikolojisi ÇOK OKUNUYOR Şubat 2009
► Erken Boşalma Nedir, Nasıl Tedavi Edilir? ÇOK OKUNUYOR Ocak 2009
► Onu Unutamıyorum / Unutmak İstiyorum ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2007
► Sınav Stresi ve Hipnoterapi ÇOK OKUNUYOR Haziran 2017
► Evlenmeden Önce Dikkat Aralık 2013
► Hipnoz ve Doğum Temmuz 2013
► Hipnoz Haziran 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:27
Top