TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Trajikomik Bir Yaşantı Olarak Aşk

İbrahim ATEŞ Fotoğraf
Dr.İbrahim ATEŞ
Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 19 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 1980,

* Yayın Tarihi : 08-11-2010 - 21:32 (1473 gün önce),

* Ortalama Günde 1.34 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 6567 , Kelime Sayısı : 908 , Boyut : 6.41 Kb.
Trajikomik Bir Yaşantı Olarak Aşk

İnsanlık tarihi kadar eski; yüzyıllar boyunca şairlere, düşünürlere sürekli malzeme olacak kadar istikrarlı, bir sihirli kelime: Aşk. Üzerinde düşünüldüğünde, konuşulduğunda, yazıldığında, çizildiğinde her insanın bambaşka tanımlayabileceği kadar soyut, ancak başımıza geldiğinde uzanıp elimizle tutabileceğimize inandıracak kadar da somut. Varlığını çelişkili doğasına borçlu: Ulaşabilmek için her türlü engelle ölümüne savaşırken, o soylu, yakıcı, haz verici duygunun engellerden beslendiğini farkında olmamak. Bazen, kendisini ve sevdiğini öldürebilecek derecede şaşırtıcı davranışlara gebe bir gizemli ruh hali: Aşk.

Aşkı tanımlamak, yaşamı anlamak kadar güç. İnsanların “aşk” kelimesini kullanırken anlatmak istedikleri de birbirinden oldukça farklı. Kalıcı, zaman üstü eserlere imza atmış yazarların, şairlerin, düşünürlerin, psikolog ya da psikiyatristlerin bile bambaşka görüşleri olduğunu gördüğümüzde konunun gizemini halen koruduğunu anlıyoruz. Bu yazıda –elbette önceki görüşlerden yararlanarak ve onlara göndermelerde de bulunarak- kendi gözlemlerim ve tesbitlerimle bu konudaki bireysel bakışımı ortaya koyma düşüncesindeyim.

İlk akla gelen soru: Aşk sevginin yoğunluğunun, şiddetinin doruk noktası mıdır? Yoksa, aşk klasik anlamda kullanılan sevgiden bağımsız, başka bir kavram mıdır? Basitçe ifade etmek gerekirse, sevginin miktarının artması aşkla mı sonuçlanır? Aşk, nitelik olarak sevgiden farklı mıdır? Sorunun yanıtı: Aşk, her ne kadar sevgi ile zaman zaman ortak paydalara sahip olsa da, sevginin doruk noktası değildir. Aşk, bambaşka dinamiklerden filizlenen, çok daha sıra dışı bir ruhsal yaşantıdır. Bir başkasını sevdiğimizde onunla ruhsal ve fiziksel yakınlaşmayı arzularız, ona sevgi duyarız, onun isteklerini, gereksinimlerini, beklentilerini önemser ve bunları karşılamaya çalışırız. Sevgi duyduğumuz, sevdiğimiz kişi de benzer bir tutum sergiler. Sevgide karşılık görmek ön koşuldur. Benzer duygularla sevilmediğimiz, karşılık görmediğimizde sevginin yoğunluğunun azalması, hatta bir süre sonra tamamen ortadan kalkması kaçınılmazdır. Buna karşılık, aşkta, aşık olduğumuz kişiyi şiddetle arzulama ve ona ulaşma çabasının ötesinde, karşılık görüp görmediğimiz önemini yitirir. Öyle yüce bir varlık olarak kabul ederiz, gözümüz öyle körleşir ki, onunla olabilme tutkusu her şeyin önüne geçer. Farkında olmadığımız, bilinç dışı işleyen can alıcı bir nokta vardır: Ulaşma olanağımız az olan kişilere aşık oluruz. Aşk engelle güçlenir. Ulaşamadıkça, kavuşamadıkça yüreğimizdeki ateş tüm bedenimizi, tüm ruhumuzu sarar. Düş gücümüz aşık olduğumuz kişiyi iyiden iyiye göklere çıkarır. Bu aslında trajikomik bir durumdur. Aşığın yaşamını ortaya koyabilecek ya da kendini yerin dibine sokabilecek kadar gözlerinin körleşmesi bir trajedi; ulaşma, kavuşma olasılığı az olan kişiye aşık olması ve küçük olasılık da olsa aşık olduğu kişiye kavuştuğunda aşkın sona ereceğini farkında olmaması bir komedidir. Burada ulaşma, kavuşma kelimeleri yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ve daha çok ruhsal anlamda kullanılmıştır.

Aşk yaşantısında, başka herhangi bir ruh halinde rastlamadığımız, şaşırtıcı deneyimler yaşanır. Bunlardan en çarpıcı olanı aşık olunan kişinin yüzünün unutulması, bir türlü insanın gözünde canlandırılamamasıdır. Aşık olduğumuz kişinin yüzünü bir türlü gözümüzün önüne getiremeyiz. “Aşkın gözü kördür!” ya da “Yanımdayken bile hasretimsin!” söylemleri bu duruma gönderme olarak kabul edilebilir. Bir başka farklı deneyim, tüm yaşamın, tüm evrenin aşık olunan kişi etrafında dönmesidir. Her şey ona yöneliktir, her şey onunla ilişkilidir. Bir dakika onu görmek, bir an ona bakmak, üç saniye onunla göz göze gelmek, birkaç kelimesini işitmek, bir kez olsun ona sımsıkı sarılabilmek için neler gözden çıkarılmaz ki?

Aşkın eşsiz olması doğasında bir başkaldırıyı barındırmasına da borçludur. Bu bilinç dışı, örtük bir başkaldırıdır. Aşık benliğinin sınırlarını zorlar ve aşar. Bir başkasının bedeni ve ruhuyla birleşir. Bu tutkulu bütünleşme varoluşun geçiciliğine bir başkaldırı, ölüme bir meydan okumadır. Belki de bu nedenle hep ölümsüz, sonsuz aşklardan söz edilir. “Her canlı ölümü tadacaktır!” sözünü “Her aşık sonsuza kadar yaşayacaktır!” düşlemiyle etkisiz kılma cesaretini aşk gösterir.

Neredeyse bir kural olarak yaşanan bir durum da, aşık olunan kişinin yüceltilmesidir. Daima, aşık olduğumuz kişiyi gerçekte olduğundan daha yükseklere taşır, ona yüce değerler biçeriz. Farkında olmadan takındığımız bu tutum, -aşık olduğumuz kişiyle bütünleşmiş olduğumuz için- kendi ruhumuzun, kendi kişiliğimizin de değerini artırır. Aşk kendimizi de yüceltmemiz anlamını taşır. Bu durumda da, bir düşünürün “Yaşamak ağırlıktır!” tesbiti doğrultusunda, yaşamın ağırlığı altında ezilen kişiliğimizi kurtarma fırsatını bize aşkın sunduğunu söyleyebiliriz.

Sevgi konusuna değinmeden geçmek olmaz. Bu konuda Karen Horney’nin yaklaşımına göz atalım: Horney, iki kişi arasında oluşan sevginin ortaya çıkma nedeninin önemini vurgular. Sevgi bir başkasına duyulan olumlu temel bir duygu mudur? Yoksa, tehditlerle dolu bir dünya karşısında yaşanan çaresizliği hafifletme amacına hizmet eden çok daha sığ bir duygu mu? Ya da, bir başkasını ele geçirme tutkusundan doğan bencilce bir duygu mu? Sevginin nedeni, kaçınılmaz şekilde onun akıbetini de belirleyecektir. Güvenlik ihtiyacı ile oluşan sevgi bağı, sağlam zeminde gelişmediği için, çözülmeye ve buharlaşmaya mahkumdur. Zaten, söz konusu kişinin sevme kapasitesinin –bir başkasının isteklerini, gereksinimlerini, kişiliğini önemseme yetisi- düşük olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Yeniden aşk konusuna dönelim. Yerden yere vursa da, Schopenhauer aşkı ” insan türünün devamının doğrudan bir teminatı” olarak yorumlamıştır: “…Bir aşık, sevgilisinin her bakışına ve dönüşüne neden kendisini böylesine kayıtsız şartsız adar ve onun için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır? Çünkü, onu içindeki ölümsüz yan arzular…” Schopenhauer, her türlü acı ve ıstıraba karşın yeryüzünde yaşamın devamından aşıkları sorumlu tutar: “…Bütün bu kargaşanın ortasında iki sevgilinin birbirlerine arzuyla bakan gözlerini görürüz. Yine de neden böylesine gizli, çekingen ve kaçamaklı bakışlardır bunlar? Çünkü bu aşıklar bütün bu sefalet ve kargaşayı sürdürmek için gizlice çalışan hainlerdir, oysa başka türlü çok çabuk bir sona erişirdi bu…”

Calderon’un Decius’u ile bitirelim. Decius tutkulu aşkı uğruna şöyle konuşur:
“Tanrım, demek seviyorsun beni?
Binlerce zaferi feda edeceğim bunun için,
Döneceğim…”

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Trajikomik Bir Yaşantı Olarak Aşk ile İlgili Kavramlar : aşk nedir
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Trajikomik Bir Yaşantı Olarak Aşk" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.İbrahim ATEŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Dr.İbrahim ATEŞ Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Önemli Psikiyatrik Hastalıklardan Özetler
  • Tatil Ne Değildir? Ve Eğitimde Gözden Kaçan Bir Faktör
  • Mucizeden Tehlikeye: Televizyon
  • Ölüme Meydan Okumak: Uzay Maymunu Oyunu
  • Overcoming Stress İn The Infertility Problem
  • İnternet Bağımlılığı Ve Tedavisi
  • Alkol Bağımlılığı
  • İki Cinsel Sorun: Sertleşme Sorunu Ve Cinsel Kimlik Bozukluğu
  • Vajinismus: Vajinismus Nedir, Belirtileri Nelerdir, Neden Ortaya Çıkar, Nasıl Tedavi Edilir
  • Bulimia Nervoza (Aşırı Yeme Sonrasında Yediklerini Çıkarma)
  • Akut Stres Bozukluğu Ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Depresyon: Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi
  • Şizofreni : Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavisiyle Şizofreni
  • Takıntı Hastalığı (Obsesif-Kompulsif Bozukluk)
  • Aşırı Zayıflama Tutkusu: Anoreksiya Nervoza
  • İş Yaşamında Stres
  • Mesleki Yükselişi Engelleyen Psikiyatrik Hastalık: Sosyal Fobi
  • Panik Hastalığı Üzerine
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Vajinismus , Dr.Dilek AKGÜL
  • Orgazm Bozuklukları , Dr.Dilek AKGÜL
  • Koşulsuz Sevme Sevebilme , Dr.Sevilay ZORLU
  • Patolojik Kumar Oynama , Dr.Necati ÇOBANOĞLU
  • Dördüncü (Troklear) Sinir Felci , Dr.Süleyman Mesut KARAATLI
  • Duane Sendromu , Dr.Süleyman Mesut KARAATLI
  • İrritabl Barsak Hastalığı , Dr.Mustafa ŞENER
  • Estetik Genital Cerrahi (Vajina Estetiği) , Dr.Burcu SAYGAN KARAMÜRSEL
  • Kürtaj (Küretaj) , Dr.Burcu SAYGAN KARAMÜRSEL
  • Nöroloji - Elektrofizyoloji (Emg-Eeg-Psg) Ünitesi , Dr.Hülya ALTINTAŞ
  • Alerjik Hastalıklarda Aşı Tedavisi (İmmünoterapi) , Prof.Dr.Cengiz KIRMAZ
  • Alerjik Kontak Dermatit-2014 , Prof.Dr.Cengiz KIRMAZ
  • Doğum Kontrol Yöntemlerinde Gelişmeler , Dr.Kenan ERTOPÇU
  • Soru Ve Cevaplarla Geniz Eti (Adenoid) , Prof.Dr.Enis Alpin GÜNERİ
  • Rahim Hastalıkları , Dr.Ayşe DARAMA
  • Vajinismus Muyum? , Dr.D.Saygın MİCOZKADIOĞLU
  • Alt Solunum Yolu Hastalıklarında Tedavi Ve Korunma Yolları , Dr.Sevin KARALAR
  • Ağrısız Düşük Ayak Ve Ağrılı Düşük Ayak , Prof.Dr.Kadir KOTİL
  • Esasında Bu Da Aşk! , Dr.Agah AYDIN
  • Esir Düşmüş Tek Hayvan , Dr.Agah AYDIN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    06:19
    Top