2007'den Bugüne 85,285 Tavsiye, 26,662 Uzman ve 18,981 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kış Hastalıklarında Beslenme
MAKALE #7884 © Yazan Dyt.Hatice KARSLIOĞLU | Yayın Aralık 2011 | 3,925 Okuyucu
KIŞ HASTALIKLARINDA BESLENME

Havaların soğumasıyla birlikte nezle,grip gibi kış hastalıklarının daha da arttığını ve ağır seyrettiğini görüyoruz. Halsizlik, uyku hali, mide bulantısı gibi birçok şeye sebep olan hastalıklardan korunmanın yolu tabi ki yeterli ve dengeli beslenmekten geçiyor. Özellikle enfeksiyon gibi metabolik hızın arttığı hastalıklarda vücudun artan enerji ve besin öğesi ihtiyacı doğru beslenerek karşılanabilmektedir. Bebek ve çocuklarda, gebelerde, yaşlılarda enfeksiyona yakalanma riski daha fazla olduğundan bu kişilerin beslenmelerine daha dikkat etmeleri gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenme; vücudumuzun ihtiyacı olduğu besinlerin gün içerisinde yeterli miktarlarda ve dengeli bir şekilde alınmasıdır. Böylelikle ihtiyacımız olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller gibi besin öğelerini eksiksiz bir şekilde karşılamış oluruz. Yeterli ve dengeli beslenmenin bir diğer şartı da yeterli miktarda protein almaktır. Ayrıca; enfeksiyon durumlarında, vücudun protein ihtiyacı daha da artmaktadır. Bu yüzden; süt, yoğurt, peynir, yumurta, et ve balık gibi gıdalar iyi birer protein kaynağı olduğundan bu gıdaların hastalık durumunda tüketimleri artırılmalıdır.

Kış aylarında en az 5 porsiyon sebze-meyve tüketilmesi gerekmektedir. Sebze ve meyveler içerdikleri vitamin ve minerallerle bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir. A, C, E vitaminleri gibi antioksidan olarak görev yapan vitamin ve mineraller sebze ve meyvelerde yüksek miktarda bulunmaktadırlar.Antioksidanlar, vücuda zarar veren serbest radikalleri etkisizleştirerek bağışıklık sistemini güçlendirirler. Güçlü antioksidanların bulunduğu sebze ve meyveler şu şekildedir:
· A vitamini : Balık, yumurta, havuç, kuru kayısı, roka, marul, ıspanak ve tere, A vitamini bakımından son derece zengin besinlerdir.
· Beta karoten : A vitaminiyle bağlantılı güçlü bir antioksidandır. Havuç, ıspanak, brokoli ve marulda bol miktarda bulunur.
· E vitamini : Yağlı tohumlar (badem, ceviz, fındık gibi), bitkisel yağlar (fındık yağı, zeytinyağı) ve balık; E vitamininden zengin kaynaklarıdır.
C vitamin : Maydanoz, tere, roka, kuşburnu, yeşil biber, kuşburnu, portakal, greyfurt, limon ve kivi bolca C vitamin içerir. Sigara içen kişilerin daha fazla C vitamini almaları gerekir. C vitamini insanlar için zorunlu bir besindir. C vitamininin vücudun çoğu dokusuna sağlamlığını veren kolajenin üretiminden alyuvarların işlemesine kadar çok sayıda görevi vardır. Beslenme de c vit eksikliği iskorbüt hastalığına yol açar. Bu hastalık, halsizlik, kolayca kanayan diş etleri, ciltte morluklara neden olan deri altında küçük kanamalar, saçların kıvrılması, eklem ağrısı, nefes darlığı ve uyuşukluk şeklinde kendini gösterir. C vitamini eksikliğinin önemli bir erken belirtisi de bitkinliktir.
Beslenmemizde farklı tür ve renkteki sebze ile meyvelere yer vererek çeşitlilik sağlamalıyız. Antioksidan içeriği yüksek olan kırmızı ve mor besinler (lahana, üzüm, domates, nar gibi) ile sarı, yeşil, turuncu besinleri (havuç, greyfurt, portakal, brokoli) bolca tüketmeye çalışmalıyız.

Bağışıklık sistemini güçlendiren magnezyum ve potasyumdan zengin olan muz, ceviz, badem gibi yağlı tohumlarla kurutulmuş meyveleri sonbahar ve kış aylarında ara öğünlerimizde tüketmeliyiz. Ayrıca; B grubu vitaminlerini içerdiğinden, önemli bir enerji kaynağı olan kurubaklagil tüketimi de kış aylarında arttırılmalıdır.
D vitaminin de bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. En iyi D vitamin kaynağı güneştir. Bunun yanında bazı yağlı balıklarda az miktarda da olsa D vitamini bulunmaktadır.

Yemekler ve besinlerle birlikte aldığımız yağ miktarı ve türü de bağışıklık sistemimiz açısından önemlidir. Bitkisel sıvı yağlar (ayçiçeği, mısırözü) Omega-6 yağ asitleri; yağlı balıklar (somon, hamsi, sardalye, ton, uskumru), ceviz, badem, keten tohumu ve semizotu Omega-3 yağ asitleri; zeytin ve fındık ise Omega-9 yağ asitleri açısından zengin besinlerdir. Bu yağ asitlerinin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Kışın, terleme azaldığı için su içme alışkanlığı da azalmaktadır. Fakat; susamasak dahi günde 2- 2,5 litre su içmemiz gerekmektedir. Ayrıca; hastalık sırasında içilen su enfeksiyonun daha çabuk atlatılmasını sağlamaktadır.

· SOĞAN ve SARIMSAK:

Soğan ve sarımsak; içeriklerindeki kükürtlü bileşenler sayesinde güçlü antioksidanlardır. Bu yüzden, soğan ve sarımsağı yemeklerde mutlaka kullanmamız gerekmektedir. Çok güçlü bir antioksidan olan glutatyonun vücudumuzda üretimi için soğanın içinde bulunan cystein maddesine ihtiyaç vardır. Çok kuvvetli bir antioksidan olan glutatyon, birçok hastalığın sebebi sayılan serbest radikalleri hücre içinde yok etmektedir.
Yine sarımsak antiseptik özelliğinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirir. Yemeklere eklenen sarımsak miktarının arttırılması bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.

· PROBİYOTİKLER( YOĞURT, AYRAN, KEFİR vb.)

Probiotikler bağırsaklarda yer alan yararlı bakterileri içerir. Probiyotik besinler vücudu enfeksiyonlara karşı korur, bağışıklık sistemini güçlendirirler ve vücuda zarar veren bakterileri uzaklaştırırlar. Bağışıklık sistemi için çok değerli olan probiyotikler; yoğurt, peynir, ayran ve kefirde bol miktarda bulunur.
· VİTAMİN- MİNERAL DESTEKLERİ:
Vitamin - mineral tabletleri doktor önerisi dışında kullanılmamalıdır. Çünkü bazı vitaminler vücutta karaciğerde depo edilmektedir. Fazla destek kullanımı vücutta toksik etki yapmaktadır. Ayrıca vitaminlerin fazla alınması böbrek taşları gibi sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Doğal besinlerden alınan vitamin ve minerallerin vücut için yararlılıkları daha fazladır. Ayrıca doğal besinlerden sadece vitamin değil aynı anda posa, karbonhidrat, vitamin, mineral gibi çeşitli besin gruplarını da bir arada almaktayız.

SORULAR VE CEVAPLAR

1-Günlük beslenmemizde sebze ve meyve yemezsek ne olur?

Yeterli miktarda posa alamayız.Kişinin bir günde 25-30 posaya ihtiyacı vardır.Posa, bitkisel besinlerin barsak enzimleri tarafından sindirilemeyen kısımlarıdır. Posa, kullanılmadan vücuttan dışarı atılır. Posa, sağlıklı yaşam ve bazı hastalıklardan korunmak ve bazı hastalıkların tedavisinde önemlidir. Posa doğal besinlerden alınmalıdır. Çözünür ve çözünmez posa olmak üzere iki çeşit posa vardır. Çözünmez posa barsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Kuru baklagiller, sert kabuklu meyveler, tahıl ürünleri, sebzeler ve meyveler bu grup içindedir. Günlük beslenme de posanın yeterli düzeyde olması, sağlıklı yaşamın sürdürülmesi, bazı hastalıklardan korunmak için önemlidir ve doğal besinlerden alınmalıdır. Posa tüketen toplumlarda kalp hastalıkları riskinin azaldığı, kan şeker düzeyinin ayarlanmasına yardım ettiği, obezite, barsak rahatsızlıkları riskini ve kanser oranını azalttığı saptanmıştır. Beslenmeniz de günlük posa miktarını arttırmak için, tam tahıl ve ürünlerini tercih etmek, günde en az 5 porsiyon sebze -meyve, haftada 2-3 porsiyon kuru baklagil, kabuklu meyveleri kabuklarını soymadan tüketmek, gerekmektedir.

POSADAN ZENGİN BESİNLER :

Nohut, Kurufasülye,Marul,Soğan,Maydanoz Yeşil mercimek ,Barbunya , Karnabahar,Kabak,Patlıcan Ispanak,Taze fasülye , Bamya,Bezelye,Bulgur,Yarma,Buğday,Tambuğday ekmek,Çavdar ekmek,Salatalık,Domates,Elma,Armut,Erik,Kiraz,Kayısı

2- Soğuk algınlıklarında hangi bitkisel çayları tercih etmeliyiz?İstediğimiz kadar içebilir miyiz?


Nezle,grip gibi soğuk algılığı hastalıklarında tercih edilebilir bitki çayları kuşburnu,ıhlamur,nane limon,böğürtlen,karışık meyve çaylarıdır.Kişinin kullandığı ilaçlara göre örneğin hipertansiyon hastası,kalp hastası,şeker hastası,psikolojik rahatsızlığı olan kişilerin kullandıkları ilaçların bitki çayları ile etkileşimleri olumsuz olabileceğizden her bitkisel çayı istediğiniz gibi kullanmanız bazı yan etkilere sebep olabilir.Tansiyon düşüklüğü,çarpıntı,şeker düşüklüğü,halsizlik,yorgunluk gibi sıkıntılar oluşur bu da daha yavaş iyilişmeye neden olur.Bu yüzden bitki çayları tüketirken doktorunuza ya da diyetisyenize danışmadan kullanmayınız.


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kış Hastalıklarında Beslenme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'nun Makaleleri
► Böbrek Hastalıklarında Beslenme ÇOK OKUNUYOR Dyt.Yüksel Turan TAŞDEMİR
► Kalp Hastalıklarında Beslenme Dyt.Turgay KÖSE
► Sinir Sistemi Hastalıklarında Beslenme Dyt.Zühal AYNACI BAYEL
► Safra Kesesi Hastalıklarında Beslenme ÇOK OKUNUYOR Dyt.Bahar SEZER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,981 uzman makalesi arasında 'Kış Hastalıklarında Beslenme' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► D Vitamini ve Obezite Kasım 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:25
Top