2007'den Bugüne 84,230 Tavsiye, 26,379 Uzman ve 18,827 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Alkol Tüketiminin Uçuş Emniyetine Etkisi
YAZI #5882 © Yazan Uzm.Psk.Nalan EYİN | Yayın Ağustos 2019
Alkolün Tarihçesine Kısa bir Bakış,



Alkol, kelime kökenine bakıldığında aslında sarhoş edicilikle alakası olmayan bir kelimedir. Arapça kökeni olan El-kuhl , göze sürülen kurşun sülfat veya sürme, Fransızca kökeninde Alcool, mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal maddedir .(9) Distile edilerek elde edilen madde anlamından, bugünkü anlamına kavuşması 1700'lerin ortalarını bulmuştur. Bugünkü kullanımıyla alkol, sarhoş edici, düşünceyi, yargılamayı ve psikomotor becerileri etkilediği kabul edilen etil alkoldür.



Alkolün geçmişi insanlık tarihi kadar eskidir. Etil alkol, meyve tahıllarındaki karbonhidratların fermantasyonu sonucu kolayca elde edilebilmektedir. Bu nedenle, hemen her toplumda alkollü içecekler bilinmekte ve kullanılmaktadır. M.Ö. 4000 yılına ait papirüslerde arpadan bira imal edilmesinin görsel ve yazılı açıklamaları bulunmuştur. Yine Babil Kralı Hammurabi tarafından, şarabın hazırlanması ve satılmasına dair ilk yasaların konulduğu bilinmektedir. Eski Roma ve Yunan döneminde şarap kutsal sayılmıştır ve Roma’da Bacchus, Atina’da Dionisos Şarap Tanrıları olarak anılmışlardır. Alkolizm tarihin akışını da etkilemiş, Büyük İskender 33 yaşında aşırı alkol alımı sonucu ölmüştür. İtalya’da bağların büyük ölçüde yok edilmesinden sonra alkolizm üst sınıfların ve imparatorların sorunu olmuş, Neron, Caligula, Cladius gibi imparatorlar bunu yaşamışlardır.



Alkol tüketiminin aşırılığa kaçmasını bir hastalık olarak ilk kez tanımlamış olan kişi 1700’lerde yaşamış olan Dr. Benjamin Rush’tır. B.Rush, tedavi yöntemi olarak, alkolden tamamen uzak durmayı savunmuştur. Ancak yüzyıl kadar sonra ilk kez 1849’da İsveç’li doktor Magnuss Huss tarafından ‘’Alkolizm’’ terimi kullanılmıştır.



20.yy’da Avrupa dünyasında psikanalitik görüşün yaygınlaşmasıyla alkolizm tek bir hastalık olarak görülmekten ziyade, kişilerin altta yatan psikopatolojilerinin bir semptomu olarak kabul edilmiştir.



2. Dünya Savaşından sonra alkol kullanımının farklı kültürlerde farklı dereceler göstermesi, alkolizmin köklerinin sosyal davranış örüntülerinde olduğunun kanıtı olarak ele alınmıştır. Bugün alkolizm; kişilik özellikleri, öğrenme mekanizmaları, psikoanalitik dinamikler, psikososyal etkenler, aile sistemlerine yönelik ele alınmasının yanı sıra, alkolün psikofarmakolojisi, genetik yapı, biyolojik yatkınlık, psikiyatrik ve tıbbi komorbiditesi gibi birçok yönden ele alınmaktadır (1).



Alkolün Farmakolojisi ve Etkileri



Alkol doymuş karbon atomlarına bağlı hidroksil gruplarından oluşan organik bileşiktir. Etil alkol, etanol olarak da anılır ve alkolün en sık şeklidir. Alkollü içeceklerde bulunan etil alkoldür. Etanolün kimyasal formülü CH3-CH2-OH’ dir. Meyve ve tahıllardaki karbonhidratların fermantasyonu sonucu ortaya çıkar. Kalori değeri yüksektir, 1gr alkol 7 kalori sağlar (2).



Alınan alkolün yaklaşık olarak %10’u mideden, kalanı da ince bağırsaktan emilir. İnce bağırsak aynı zamanda B vitaminlerinin de emilim bölgesidir. Etanol suda kolay çözünebildiği için hızla kan dolaşımına katılarak tüm dokulara yayılır. Özellikle su oranı yüksek dokulara daha kolay ulaşır. Zehirlenme etkileri kan alkol yoğunluğu artarken daha çok, düşerken daha az belirgindir. Bu duruma “Mallenby etkisi” denir. Bu nedenle zehirlenme oranı doğrudan ortaya çıkan cevap ile ilişkilidir. Yağda çözünülürlüğü de orta derecede olduğundan hücre zarlarını etkiler. En üst kan alkol düzeyine genellikle 45-60 dakikada ulaşılır. Bu düzeye ulaşma midenin boş olmasına veya yemekle alınmasına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Midenin boş olması emilimi hızlandırır. Ayrıca alkolün hızlı alımı da üst düzeye ulaşma zamanını kısaltır. Emilim, %10-30 yoğunluğunda olan alkollü içeceklerde daha hızlıdır.



Günümüzde Alkol Tüketimi:



Genellikle biraz rahatlamak, üzerimizdeki yorgunluğu atmak, bazen katıldığımız bir etkinlikte gevşemek,sosyalleşmek için yani “ice-breaker” olarak alkol tüketimine atıfta bulunmak insanı oldukça rahatlatıcı bir açıklama yapar hale getirir. Bugün inkarı mümkün olmayacak şekilde alkol tüketiminin yüksek kognitif süreçler gerektiren işlerde, düşünme ve hafızadaki olumsuz etkisi, psikomotor becerilerde dalgalanma, reflekslerin yavaşlaması, kaza yapmaya yatkınlığın artışıyla pozitif korelasyonu, spasyel desoryantasyon ve vertigoyu tetiklediği bilinirken, karşımıza hatalı düşünüş şekillerinden en yaygını olanı, "Bana bir şey olmaz, bana etkisi yok; başkalarına etkisi var" savunmalarına şahit oluyoruz. Özellikle sürücüler, dikkat gerektiren işleri icra edenler ve uçucular üzerindeki etkilerine dair bilimsel araştırmalar, raporlanmış incident ve accident(kaza kırım)ların yanı sıra kanuni yaptırımı da gözler önüne sererek alkolün yıkıcı etkileri, insan vücudu ve davranışı üzerine etkileri ile, alkol tüketiminin boyutları ve sınıflandırmasına da değineceğim.



Temel soru: Normal İçici mi Bağımlı mı?



Sınırları çizebilmek adına alkole bağlı “normal içiciliğin” nerede bittiği, “bağımlılığın” nerede başladığı konusu tanı koymada en kritik noktadır.

Alkol tüketimi direnç gelişmesi, yoksunluk etkisi, kişinin sağlık ve kişisel/sosyal çevresine etkileri bakımından değerlendirildiğinde sosyal içicilik, alkolün kötüye kullanımı ve alkol bağımlılığı ayırımları ortaya çıkmaktadır. Sosyal içicilik, alkole bağlı sağlık sorunları olmayan, alkol kullanımı kesildiğinde madde yoksunluğu belirtileri ve/veya eksiklik hissetmeyen kişiler için kullanılmaktadır. Yine de alkol tüketimine bağlı kaza risklerine fazlasıyla açıktırlar. (Trafikte alkollü araç kullanımı ve kazalar)



Alkolün Kötüye Kullanımı ile kastedilen grup , yüksek riskli içme davranışı sergileyen ancak alkol bağımlısı kriterlerini karşılamayan gruptur. İçme davranışıyla paralellik gösteren ailevi ve sosyal ilişkilerde bozulma, çalışma hayatının etkilenmesi ve beraberinde sağlık problemlerinin de gözlemlendiği bu kişilerde en sıklıkla karşılaşılan risk, kişilerin yargılama becerilerinin giderek zafiyete uğramasıdır. Alkol kötüye kullanımı olan bireylerde Risk Management bozulur. Örneğin alkollüyken araç kullanma davranışının gözlemlenmesi, potansiyel kazalara zemin hazırlayıcı ve tekrarlayıcı biçimde devam eden davranışlar görülür. Çalışma hayatına dair sorumluluk ve görevlerin aksaması eşlik eder. Çevresindeki kişilerle çatışma yaşamaya başlar, eşiyle tartışmaların artması, çalışma arkadaşlarıyla uyumsuzluk vb gibi. Alkol kötüye kullanımı, profesyonel yardım alınmasının gerekli olduğu kritik bir dönemdir.



Amerikan Psikiyatristler Derneği'ne göre Alkolün Kötüye Kullanımı psikolojik bağımlılık iken, Alkolizm yani Alkol Bağımlılığı biyolojik ve genetik özellikleriyle çok nedenli bir bozukluktur. Alkol bağımlılığında kişinin etanol toleransı artmış, giderek daha fazla miktarda alkol tüketme davranışı gelişmiştir. Alkol yoksunluğu neticesinde bedensel yakınmalar(yoksunluk sendromu) ortaya çıkar.



Alkol tüketimi bireyin yaşantısında farklı dönemlerde farklı içme alışkanlıkları ile seyredebilir.

Bazı bireyler içme sıklığını kendi aralarında şöyle kategorize ederler. :

"Ben yalnızca ....günlerinde(haftasonu, her cuma, uçuş öncesi olmayan günümde vb) yoğun tüketirim."

Bazıları her gün fazla miktarda alırken, bazıları da belli dönemlerde artmış alkol tüketimi (dipsomani)olduğunu beyan ederler. Bu üç kategoride de, ortak özellik kişinin içme davranışı üzerindeki kontrolünü yitirmiş olmasıdır. Kontrol kaybı, alkolün yoğun tüketimi ile alkol bağımlılığı arasındaki ince sınır çizgidir. (5)



Alkol bağımlılığı ile Psikiyatrik sorunlar eşzamanlıdır. Bağımlılık sürecinde en sık görülen eş tanılar Anksiyete Bozuklukları, Antisosyal Kişilik Bozuklukları,Obsesif Kompulsif Bozukluk, Panik Atak ve Posttravmatik Stres Bozukluğudur.(PTSB) PTSB'nin Alkol Bağımlılığı ile ilişkisi ve bu durumun kişinin yaşam kalitesine doğrudan yıkıcı etkileri bulunmaktadır.(10)



Alkol Bağımlılığının Tanımı DSM-IV’ e göre tüm madde ile ilişkili bozukluklarda bağımlılık ve kötüye kullanım kriterleri aynıdır:

Alkol bağımlılığı veya kötüye kullanımında yeterli günlük işlevsellik için fazla miktarlarda alkol alma ihtiyacı olmaktadır.

İçme paternleri belli davranışlarla ilişkilidir. Bunlar; içmeyi durdurma veya kesme, fazla içmeyi kontrol edebilmek için çaba gösterme, içmeyi günün belli zamanına sınırlayamama, kişinin alkol kullanımıyla kötüleştiğini bildiği fiziksel bozukluğuna rağmen içmeye devam etmesi, alkol içeren sanayi ürünlerini içmek amaçlı kullanma ve intoksikasyon sırasında yaşananları hatırlayamama ile seyreden amnestik periyodlar şeklindeki davranışlardır.



Alkol bağımlısı veya kötüye kullanımı olan kişi alkol kullanımı nedeniyle sosyal ve mesleki alanda bozulma yaşar. Bu alanlardaki yasal zorluklar; aşırı miktarda alınma durumunda şiddet davranışının olması, işe devamsızlık, iş kaybı, aile üyeleri veya arkadaşlar ile tartışmalar, alkollü iken sergilenen davranışlar veya sebep olunan kazalar nedeniyle tutuklanmalar şeklinde olabilir (4).





Alkol sedatif, hipnotik ve bağımlılık yapıcıdır. Akut biçimde muhakeme etme becerisini etkiler ve kazaya yatkınlık oranını arttırır.



İnsan beyni üzerindeki etkileri, reaksiyon süresinin uzaması, hafızanın etkilenmesi, uyku eksikliği (Alkol kişinin uykuya geçiş süresini kolaylaştırsa da uyku yapısını bozar. "Uyumamı sağlıyor" inancı sadece bir mittir, çünkü derin uyku ve REM sürelerini kısaltır.) Fatigue, oksijenin beyin tarafından kullanılmasını engellemesi ve Hipoksi üzerinde doğrudan rol oynar.



Vizüel etkileri , göz kaslarında imbalans yapması, çift görme ve odaklanmanın bozulmasıdır.



İç kulakta dengenin bozulması, sersemlik hissi(dizziness) ve sesin geldiği yöne dair mesafe algısının tahribatı söz konusudur. Yapılan son araştırmalar ile, alkolün bedenden, beyinden ve dokulardan elimine olmasına karşın, iç kulak sıvısında kalmaya devam ediyor oluşu vestibüler sistemin etkilenmesi, desoryantasyon ve vertigo ihtimallerinin artışı uçucuların riske edemeyeceği negatif tesirleridir.(3)



Kanda %0,05’ lik alkol ile düşünce, yargılama ve kendini kontrol edebilme bozulur.

Yüzde 0.1’ de, istemli motor hareketler beceriksiz bir hal alır. Birçok bölgede yasal zehirlenme düzeyleri 0,1 ila 0,15 arasındadır.

Yüzde 0,2 düzeyinde beynin tüm motor alan fonksiyonları deprese olur, hatta duygusal davranışları kontrol eden alanlarda da etkilenme başlar.

Yüzde 0,3 düzeyinde kişi büyük olasılıkla tamamen konfüze veya stuporda, 0,4-0,5 yüzdelerinde ise komadadır.

Daha yüksek düzeylerde beynin nefes alma, kalp atımının kontrolü gibi temel işlevleri etkileneceği için ölümle karşılaşılır.



Alkolizmin Evreleri



Alfa Alkolizm: Psikolojik bağımlılık vardır. Alkol tüketim davranışını denetleyebilir. Ailevi ve sosyal ilişkilerin bozulmaya başladığı evredir.

Beta Alkolizm: Mide, karaciğer ve sinir sistemi üzerindeki olumsuz etki ve bozuklukların ortaya çıkmaya başlar.

Gamma Alkolizm: Psikolojik bağımlılıktan madde bağımlılığına geçiş evresidir. Taşkınlıklar sergileyebilir.

Delta Alkolizm: Psikolojik ve fizyolojik olarak alkol bağımlılığı evresidir. İçme davranışı engellenemez hale gelmiştir.



Alkolün Karaciğere Etkileri:



Yüksek miktarda alkol tüketimini takip eden ilk günlerde karaciğer hücrelerinde trigliserit birikmesi ve hücrelerdeki hasar sonucu ortaya çıkan yıkım ürünlerinin karaciğer dokusundan uzaklaştırılamamasına bağlı olarak karaciğer büyür. Hasarın alınan alkol miktarıyla bir ilişkisi vardır. Bu kişilerde kan plazmasındaki trigliserit düzeyinde belirgin bir artış görülür, Karaciğerdeki hasar organın aşamalı olarak yağlanmasına ve alkole bağlı hepatite yol açabilir. Bununla birlikte karaciğer kendini yenileyebilen bir organdır. Alkolün bırakılmasıyla karaciğer yağlanması düzelebilir. Ancak belirli bir karaciğer harabiyeti varsa ve nakil yapılmazsa ölüm kaçınılmazdır. Karaciğer dokusunun sürekli alkol kullanımına gösterdiği tepkinin son aşaması Sirozdur. Alkole bağlı siroz yıllar içinde yavaş yavaş gelişir. Karaciğer sirozunda sıklıkla ölüme neden olan en ağır komplikasyonlar, yemek borusu toplar damarlarındaki kanamalar, kanlı kusmuk,ağır akciğer yetmezliği,karaciğer yetmezliği nedeniyle vücuttan atılamayan bazı maddelerin beyin dokusunu örselemesi ve karaciğer yetmezliğinden kaynaklı böbrek hastalığıdır.(hepatorenal)



Alkolün Pankreasa Etkileri:



Ortalama 10 yıl düzenli alkol tüketimini takiben ilk belirtilerin ortaya çıkmaya başladığı değerlendirilmektedir. Pankreas hastalığına ilişkin en temel belirti yağlı gıdaların ve alkol tüketiminin peşi sıra hissedilen şiddetli ağrıdır.



Alkolün Kalp ve Dolaşım Sistemine Etkileri:



Bilinçsiz ve yüksek miktarda alkol tüketimi kalp ve damar sağlığı üzerinde yüksek tansiyon ve alkole bağlı kalp hastalıklarını tetiklemektedir.



Alkolün Sinir Sistemine Etkileri:



Alkol Merkezi ve Otonom Sinir sistemi üzerinde toksik etkiye sahiptir. Alkol tüketim alışkanlığına bağlı olarak direnç geliştirilmesi, daha fazla tüketme ihtiyacı, eksikliğinde bedensel ve psikolojik yakınmaların artışı gözlemlenir. Hastalık ilerledikçe kol ve bacaklarda şiddetli ağrılar, el ve ayakları eldiven çorap gibi saran ve uçlarda görülen duyu azalması ortaya çıkar. Dolaylı olarak beslenmeye olan etkisi ile B vitamini eksikliği haricinde sayılabilecek diğer klinik belirtiler,titreme, terleme, korku, Epilepsiyi andıran kasılmalar, işitsel ve Görsel Halüsinasyonlar, yüksek ateş, kalp atım hızında artış (taşikardi), yüksek tansiyon, sıvı kaybı, karıncalanma hissi, kaslarda erime ve kemik, kiriş reflekslerinde zayıflamadır.



Beyin Atrofisi(Küçülmesi) ve Alkolik Bunama:



Alkolizmde Merkezi Sinir Sistemindeki en önemli değişiklik olarak Beynin Küçülmesi ve beyni saran korteksin incelmesi görülür. Bilgisayarlı tomografi(CT) ile yapılan ölçümlere göre alkoliklerin %50 sinde beyin ve %60 ında beyinciğin küçüldüğü tespit edilmiştir.(6)



100mg/100ml yoğunlukta alkol zihinsel bulanıklık, hareketlerin tümüyle denetimden çıkması ve duygusal dengesizliğe yolaçar.

200 mg/100 ml zihinsel dağınıklık ve çevreyle bağlantının kopması, koma hali ;

300 mg/100ml ise dolaşım ve solunum sisteminin durmasıyla ölüme yol açabilir.







Alkolün Davranışlar Üzerindeki Etkileri:



Alkol alımının ilk evrelerinde konuşkanlık, ruhsal ve fiziksel huzursuzluk, saldırganlık belirtileri alkolün uyarıcı etkisi gibi görünüyor olsa da aslında bu etkiler beynin düşünsel ve kognitif süreçleri düzenleyen mekanizmalarının baskılanmış olmasıyla ilgilidir. Kişinin hareketleri de yavaş, düzensiz ve amaçsız olmaya başlar.

Küçük dozlarda (30-50mg/dl) alkol tüketen "sağlıklı bireylerde" kortekste baskılama etkisi ile gevşeme ve rahatlamaya yol açarken, daha yüksek miktarda tüketilmesi hareketlerde düzensizlik ve denetim eksikliği, uyarılabilirlik, mantık silsilesinde bozulma, düşünme yetisinin gerilemesine yol açar.

Kronik alkolizmde bilişsel süreçler olumsuz etkilenir. Alkol tüketimine bağlı olarak kişinin anlama becerisi düşer. Kısa süreli bellek ve yeni bilgilerin uzun süreli hafızaya aktarımında zorluklar baş gösterir.





Mevzuatta Alkol Tüketimi, Yasal Düzenlemeler ve Yaptırımlar (7,8)





(Bu bölüm HAVACILIK SAĞLIK TALİMATI (SHT MED),UÇUŞ PERSONELİ ALKOL VE PSİKOAKTİF MADDE KONTROLLERİNE İLİŞKİN TALİMAT (SHT-3M) ilgili talimatlara göre derlenmiştir.)



Havacılık Sağlık Gereklilikleri açısından uçuş personelinin Psikiyatrik Gereklilikler kısmında aşağıdaki madde yer almaktadır:

(MED.B.055)

Alkol ya da psikotropik maddelerin kullanımı veya aşırı kullanımı nedeniyle ruhsal veya davranışsal bozukluk sergileyen adaylar, madde kullanımından kurtulup sağlıklarına kavuşuncaya ve başarılı bir tedavi sonrasında gerçekleştirilecek psikiyatrik değerlendirmeden tatminkâr bir sonuç alıncaya kadar sağlık açısından uçuşa uygun olmadıkları yönünde değerlendirileceklerdir. 1. Sınıf sağlık sertifikası için başvuran kişiler AMS’ye sevk edilmelidir. 2. Sınıf sağlık sertifikası için başvuran adayların sağlık açısından uçuşa uygunlukları AMS ile bildirilen şekilde istişare etmek suretiyle değerlendirilmelidir.





UÇUŞ PERSONELİ ALKOL VE PSİKOAKTİF MADDE KONTROLLERİNE İLİŞKİN TALİMAT (SHT-3M)'ına göre; uçuş personeline yönelik alkol ve psikoaktif madde kullanımına dair kontroller, SHGM tarafından görevlendirilen Denetçi Personelin denetleme süreci içinde rutin ve/veya makul bir şüphe doğrultusunda icra edilir.

Madde 9 Test Sonuçları

(4) Genel Müdürlükçe tarama testi yapmakla görevlendirilmiş denetçi personelin testi uygulamasına izin vermeyen uçuş personelinin test sonucu pozitif olarak varsayılır ve buna göre gerekli işlemler yapılır



Uçuş personelinin sorumluluk, yükümlülükleri



MADDE 11- (1) Bu Talimat kapsamında, sivil havacılık faaliyetlerinde görev yapmakta olan uçuş personeli,

a) Hastalığı nedeniyle durumu geçerli sağlık raporu ve/veya hekim reçetesi ile belgelendirerek ilaç kullanması gereken durumlar hariç içeriğinde psikoaktif madde bulunan herhangi bir ilacı veya maddeyi kullanamaz.

b) Uçuş görevleri öncesi veya sonunda alkol düzeyi 0,2 promilin üstünde olamaz.

c) Bu Talimatın altıncı maddesinde belirlenen aşamalarda alkol ve/veya psikoaktif madde tarama testlerini yaptırmakla yükümlüdür.

ç) Tarama testi uygulanan hallerde test sonuçlarından herhangi birisine itiraz ettiği durumda Ek-2’de yer alan alkol/psikoaktif madde tarama testi itiraz ve onam formunu eksiksiz doldurarak imzalamakla yükümlüdür.

d) Test uygulanacak durumlarda istenen numune veya numuneleri usulune uygun vermekle yükümlüdür.

e) Doğrulama testi yapılacak durumlarda numune alımı tamamlanıncaya kadar herhangi bir şey yememekle, içmemekle ve herhangi bir ilaç kullanmamakla yükümlüdür

f) Hastalığı nedeniyle herhangi bir ilacı kullanmak zorunda olduğunda uçuş görevinin emniyetli şekilde yerine getirilebileceğinden emin olmadıkça uçuş görevlerini ifa edemez.

g) Herhangi bir hastalık sebebiyle ilaç kullanmak zorunda olduğunda durumu geçerli sağlık raporu ve/veya hekim reçetesi ile çalıştığı sivil havacılık işletmesine bildirmekle yükümlüdür

ğ) Hastalığı nedeniyle içeriğinde psikoaktif madde bulunan herhangi bir ilacı hekim kontrolünde dahi olsa kullandığında hastalık iyileşene, ilaç kullanımı sonlanıncaya ve ilacın uçuş emniyeti üzerine olumsuz etkileri ortadan kalkıncaya kadar uçuş görevlerini ifa edemez.

Madde 12Sivil havacılık işletmelerinin sorumluluk, yükümlülükleri

ç)Alkol ve/veya psikoaktif madde testlerinden herhangi birisinin pozitif olması durumunda ilgili personelin bir yıl süre ile üçer aylık periyotlarla Genel Müdürlükçe yetkili havacılık tıp merkezlerince, oluşacak tüm maliyeti karşılayarak takibinin yapılmasını sağlamakla ve Genel Müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür.

d) Alkol ve/veya psikoaktif madde testlerinden herhangi birisinin pozitif olması durumunda uçuş görevi planlamadan önce ilgili personelin psikoaktif madde veya limit dışı alkol kullanımı hususlarında göreve uygun olup olmadığının belirlenebilmesi için Genel Müdürlükçe yetkili havacılık tıp merkezlerince kontrolünün yapılarak durumunun raporlanmasını sağlamakla ve Genel Müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür.

İdari Yaptırımlar

MADDE 15- (1) Bu Talimat kapsamında,

a) Genel Müdürlük denetçi personeli tarafından uygulanan tarama testlerinden herhangi birisine ilişkin pozitif sonuç elde edilirse, test uygulanan kişi uçuş görevinden men edilir, durum çalıştığı sivil havacılık işletmesine bildirilir, “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik (SHY-İPC)” kapsamında idari para cezası uygulanır ve bu Talimatın 12 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (ç) bendi kapsamında takibi yapılır.

b) Genel Müdürlük denetçi personeli tarafından uygulanacak tarama testlerini yaptırmak istemeyen uçuş personeli test açışından pozitif kabul edilir, uçuş görevinden men edilir, durum çalıştığı sivil havacılık işletmesine bildirilir ve SHY-İPC kapsamında idari para cezası uygulanır.

c) Tarama ve/veya doğrulama testi için numune alımı esnasında numuneyi etkileyecek şekilde davrananlar ile sorumluluklarına aykırı davrananların test sonuçları pozitif olarak varsayılır, uçuş görevinden men edilir, durum çalıştığı sivil havacılık işletmesine bildirilir ve SHY-İPC kapsamında idari para cezası uygulanır.



(2) Bu Talimat kapsamında ilgili uçuş personelinden doğrulama testi için numune alınan durumlarda,

a) Referans laboratuarınca yapılan doğrulama testinin sonucu Genel Müdürlüğe bildirilene kadar ilgili uçuş personelinin uçuş yetkisi askıya alınır ve durum çalıştığı sivil havacılık işletmesine bildirilir.

b) Referans laboratuarınca yapılan doğrulama testinin sonucu pozitif olduğu takdirde ilgili uçuş personeli uçuş görevinden men edilir, durum çalıştığı sivil havacılık işletmesine bildirilir, SHY-İPC kapsamında idari para cezası uygulanır ve bu Talimatın 12 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (ç) bendi kapsamında takibi yapılır.

c) Referans laboratuarınca yapılan doğrulama testinin sonucu negatif olduğu takdirde ilgili uçuş personelinin uçuş yetkisi geri verilir.





Kaynaklar

1.Muhtar N. Alkol Bağımlılarında Bağlanma, doktora tezi. İstanbul ünv. Sağlık bilimleri enstitüsü, psikiyatri anabilim dalı, İstanbul, 2003

2. Güleç C, Köroğlu E. Psikiyatri Temel Kitabı, Hekimler Yayın Birliği, 1. baskı;1998

3.www.skybrary.aero/the effects of alcohol

4.Kaplan HI, Sadock BJ, Substance Related Disorders, Kaplan and Sadock’s Comperehensive Textbook Psychiatry, Cancro R, 1997,7 th Edition, vol.2 pp, 1724-1725

5 Ege Psikiyatri Sürekli Yayınları, Coşkunol H., Çelikkol A. Alkol Kullanım Bozuklukları ve Tedavisi ,Temmuz 2011

6. Vet.Dr.Veli Ayyıldız Alkol ve Alkol Bağımlılığı wwwtavsiyeediyorumcom/makale10305

7.Havacılık Sağlık Talimatı (SHT_MED)

8. Uçuş Personeli Alkol ve Psikoaktif Madde Kontrollerine İlişkin Talimat (SHT_3M)

9.https://www.etimolojiturkce.com/kelime/alkol

10.Clark D, Kirisci L. Posttraumatic stres disorder, depression, alcohol use disorders and quality of life of adolescents. Anxiety.1995; 2:226-223

P.S: Bu yazı, Atlas Global AFA GYRO NEWS Emniyet Bülteni'nin Mart 2018 sayısında yer almıştır, tüm uçuş ekipleri ve pilot adaylarının okuyabilmesi için burada tekrar paylaşılmıştır.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nalan EYİN Fotoğraf
Uzm.Psk.Nalan EYİN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Nalan EYİN'in Makaleleri
► Uçak / Uçuş Korkusu Psk.Semra EVRİM
► Fobilerin Etiyolojisi ve Uçuş Fobisi Psk.Melis DEMİRCİOĞLU
► Alkol ve Madde Bağımlılığı Psk.Tamer Numan DUMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,827 uzman makalesi arasında 'Alkol Tüketiminin Uçuş Emniyetine Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 44 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Pilot Olmak İstiyorum? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
► Liderlik Becerileri Haziran 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:54
Top