2007'den Bugüne 82,315 Tavsiye, 26,074 Uzman ve 18,274 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuk Psikolojisinde Ödül ve Cezanın Değerlendirilmesi
MAKALE #7820 © Yazan Uzm.Psk.Nalan EYİN | Yayın Kasım 2011 | 4,977 Okuyucu
Çocuk Psikolojisinde Ödül ve Cezanın Değerlendirilmesi

Kendi çocukluğumu hatırlıyorum, misafirliğe gittiğimizde annemin sadece gözlerine bakarak müsaade alıp alamayacağımı kestirirdim. "Dur, yapma" demesine bile gerek kalmazmış demek ki. Benim çocuklarım böyle mi, hayır değiller. Bir gözden bir göze akan iletişim ve anlaşma şekli elbette yetişkinler dünyası için ne kadar güzel, ne kadar anlamlı. Ama çocuklar için, şu anki bakış açımla bunu fazla resmi, hatta disiplinüstü bulduğumu söyleyebilirim. Kaç kere, evine gittiğimiz çocuğun odasına koşarak gidip, o oyuncaklarla oynamak istediğim halde; non-verbal (sözlü olmayan) bir kuralın altında ezilip koltukta oturdum hatırlamıyorum bile.


Çocuklara konulan kurallar mutlaka sözlü olmalıdır, gerekçesi bir çocuğun algılayabileceği, ikna olabileceği bir çerçevede olmalıdır. Maksadını aşan kuralların, bir disiplinden ziyade bir cezaya dönüştüğü de değerlendirilebilir.

Doğduğumuz andan itibaren, nörolojik yapılandırmamız, dünyayı tanımak için konturlere ihtiyaç duyar. Bunu en somut haliyle, yeni doğan bir bebeğin görme fonksiyonu ile örneklendirebiliriz. Bir bebek için şekillerden önce sınırlar, kenarlar, kontürler vardır. Bebeklerin en çok dikkat ettiği görsel uyaranlar da keza, siyah beyaz ve kenarları koyu renk belirlenmiş çizgilerden oluşan resimlerdir. Sonraki dönemde ise, çerçeveleme insani boyuta geçer.”Bu anne” “Bu baba” “Bu dede” “Bu yabancı” Demek ki, beynimiz, yaşamı daha ekonomik hale getirmek maksadıyla bazı sınırlar ve tasniflemeler yapma yolunu seçecektir. Sınırlar, görüldüğü gibi doğduğumuz andan itibaren ihtiyaç duyduğumuz referans noktalarıdır. Hiçbir kural ve sınırın olmadığı bir çocuk terbiyesinden söz etmek de mümkün değildir. Çocuğun zihinsel, bedensel ve duygusal gelişimini sınırlamadan, ona düşünsel ve hareki anlamda güvenli bir çevre oluşturacak şekilde sınırlandırmalar getirmek gerektiği değerlendirilmektedir. Ama bir çocuğun, “Bu anne, onu tanıdım o halde kendimi ödüllendireyim” ya da “Bu yabancı, cezayı hak ettim” gibi bir formulasyonu yok. Peki, biz, çocuklarımıza kendi doğamıza dahi aykırı olan ödül ve cezayı neden uygulama ihtiyacı duyuyoruz. Neden, çocuklarımızı suni yollardan doğru davranışlara yöneltmeye çalışıyoruz? Galiba, ödül ve ceza, beynimizin şakayla tabir edilecek olursa kurnaz lobundan çıkmış olmalı!

Bugün, istenilen bir davranışı yerine getirmesi için 1 Lira verdiğim çocuk, yarın aynı davranış için 1 lira ile yetinmeyecek; 2 Lira isteyecektir. Bir sonraki sefer 3, 5 TL derken tonla parayla bile istediğimiz davranışı yaptıramayacağız. Peki, ama neden? Ödüller maddi kaynağa bağlı olduğu müddetçe, doyma hızı da aynı ivmeyle artış gösterecektir de ondan.


Tam tersini düşünelim, hatalı bulduğumuz bir davranışta azarladığımız çocuk, muhakkak ilk seferinde çok etkilenecek, ikincisinde biraz üzülse de, çabuk toparlanacak; üçüncü ve sonraki seferlerde ise, artık bu azarı ya da daha kötüsü dayağı zaten göze almış ve bizzat karşınıza dikilip “Hadi ne yapacaksan yap” yüzsüzlüğünde yaşamaya başlayacaktır. Dayak arsızı dediğimiz çocukların çilekeş hikâyesi böyle başlıyor ne yazık ki.


Çocuklara ödül ve ceza uygulamayacak mıyız? Türkçe bilgimin sınırlı oluşu, ödül ve ceza kelimeleri yerine alternatif kelime bulmamı güçleştiriyor ancak ödül ve ceza denilen kavramların içeriğinde değişiklik yapacağız.


Şimdi sizleri biraz geçmişe götürelim, çocukken anneanneniz, nineniz sizi nasıl severdi? Ya da gözlem yapma şansı bulduysanız, köylerde büyük ninelerin torunlarına nasıl hitap ettiklerini belki bilirsiniz. ”Kuzum, yavrum, kınalı kekliğim” Bana sorarsanız, bu dünyada bundan daha sıcak, daha kalbe yakın bir hitap şekli yok. Bir insan bu şekilde çağırılmaya kaç yaşına gelirse geldin doyamaz. Evet, işte bu… Maddi olan her şeye karşı bir alışkanlık kazanıyorduk, ama sevilmeye, sevgi sözcüklerine, yani kısaca MANEVİ ÖDÜLE doymuyorduk. Bir çocuğu ödüllendirmek istiyorsanız, ona, hayatınızda ne kadar değerli olduğunu, onu ne kadar sevdiğinizi, nasıl canınızın parçası olduğunu anlatın. Bundan daha etkili ödül yoktur.


Peki, ceza nasıl olacak, hakaret mi edeceğiz diyenlerin sesini duyar gibiyim. Tabii ki hayır. Bir çocuğa hakaret etmek, elinize bir çekiç alıp kemiklerini kırmaktan farksızdır. Kulağa ne kadar korkunç geliyor, öyle değil mi? Kendi çocuğunuzun kemiklerini kütür kütür kırabilir misiniz? Ağzımızdan çıkan her söz, çocuğumuzun bilinçaltına kaydedilir ve çocuk, benlik gelişimi sırasında kendisine söylenen tüm sözler ve yorumlar ışığı altında kendini tarif etmeye; etiketlemeye başlar. Komplekslerimizin, savunma mekanizmalarımızın, hırslarımızın, korkularımızın temelinde benlik algımız vardır.


Ceza nedir? Bir suç işlendiğinde, hak edilen yaptırım ya da uygulamadır. Peki, suç ile hata aynı şey midir? Çocuklarımızın davranışlarına, hangisi hata, hangisi suç şeklinde bir farkındalıkla bakabiliyor muyuz? Hatalara ceza ile karşılık veremezsiniz, hak edilmemiş cezalar çocuklarda ilerleyen dönemde isyan duygusuna dönüşürler. Anne, baba olmanın anlamı, çocuklarımızı sadece başarılarında değil, hatalarında da sahiplenmekte ortaya çıkıyor. Hata yaptığı zaman, bir çocuğu incitmeden, gururunu ayaklar altına almadan, onu utandırmadan konuşmalı ve hatanın nerede olduğunu çocuğun algı seviyesine göre izah edebiliyor olmalıyız.


Yaklaşık olarak yedi yaşından önceki dönemde, çocuklar için ahlaki gelişim ve muhakeme becerisi tam olarak işlerlik kazanmamıştır. Dolayısıyla neyin doğru, neyin yanlış olduğu henüz çok geçişkendir.

“ Arkadaşımın oyuncak arabasını almam benim için doğru, arkadaşım benim oyuncak arabamı alırsa bu yanlıştır.”(3 yaş çocuğu) Mülkiyet kavramı henüz tam anlamıyla gelişmemiş ve benmerkezcilik tam anlamıyla bırakılmamıştır. Dünya hala, bu küçük çocuğun uydusu konumundadır.

Bir NLP ilkesi olarak, “Harita, arazinin kendisi değildir.” Çocuğa anlattıklarımız çocuğun algı dünyasında doğru bir harita oluşturuyor mu? Hata yapan, görünürde çocuklarımız olsa bile, hatayı pekiştirenin daima çocukla birincil derecede ilgilenen biz ebeveynler olduğunu aklımızda tutmalıyız.


Ödül ve ceza ile bir arada anılması gereken önemli bir konu, pekiştirme ve sönme davranışıdır. Bugün hepimiz biliyoruz ki, pekiştirilen davranışlar süreklilik kazanır. Sönmeye bırakılan davranışlar ise giderek seyrekleşerek, ortadan kalkmaya başlar.. “Çocuğum yapma, daha kaç kere söyleyeceğim, yeter artık kurcalama” dediğimiz zaman, elde edeceğimiz başarı ise çocuğun istenmeyen davranışlarının pekiştirilmesi olacaktır. Pekiştirmeyi sadece olumlu davranışlar için kullanmalıyız. Eleştiriler, bir davranışın ortadan kalkmasını sağlamak yerine sadece devam etmesine yol açarlar. Çünkü kullanılan kelimeler ve sözler, çok etkili birer araçtır. Amacınızı aşan sözler çocuklarınızda istenmeyen davranışların kuvvetlenmesine yol açabilir.


Hatalarda eleştirmek yerine, “ben dili” ile konuşmak gerekir. Kısaca sen dili ve ben dilinden bahsedecek olursak; sen dilinde hep karşımızdakini hedef alan konuşmalar vardır.” Sen hep böylesin .Sen yaramazsın..Sen yaptın..” ve benzeri gibi. Ben dilinde ise, çocuğun davranışının, bizim üzerimizdeki etkisini açıklama niyeti yatar ve çocuğun dikkati kendisi üzerinden bizim üzerimize geçer. “Yavrucuğum, ben senin arkadaşının oyuncağını kırmandan dolayı çok mutsuz oldum” “Ben, yemeğini yemediğin için endişe ediyorum” ve benzeri cümleler kurmak, iletişim açısından daha az savunmasız bir ortam yaratır ve çocuğun kendisine değil sadece istenmeyen DAVRANIŞINA yönelik olduğu için, çocuğun özgüvenini yıkmadan davranışına odaklanmasını sağlar.


Son olarak, kreş dönemi çocukları, yani 2-3-4 yaş aralığındaki çocuklarla ilgili olarak bir ekleme daha yapmakta fayda olduğu değerlendirilmektedir. Hata ve merak çok karıştırılmaktadır. 4 yaşındaki bir çocuğun, asansörde bütün düğmelere basmak istemesi hata mıdır, merak mıdır? Yürüyen merdiveni incelemesi hata mıdır, merak mıdır? Babasında olmadığı halde annesinde olan göğüse dokunmak istemesi hata mıdır, merak mıdır?


Hepsi ve daha sıralayamadığımız pek çok davranış, yaramazlık değil sadece dünyayı tanımak ve kendi algı dünyasında bir anlam katmak isteyen çocuğun merakıdır. Merak ise, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönden sağlıklı gelişmiş çocukların tipik özelliğidir. Fransız bilim adamı Jean Piaget’ye göre, zekâ gelişimi için bir krizle karşılaşmak ve o krizi çözmek gerekir. İşte merak, küçük çocukların zihninde; o zamana kadar ki mevcut bilgi ve deneyimiyle çözemediği ve “kriz” yaşadığı için çözmeye çalıştığı zihinsel ve bedensel bir eylemdir. Merak ettiklerini keşfetme, sorgulama, inceleme şansı tanımak ise anne-baba-çocuk ve mümkünse çocuğun çevresindeki diğer büyükanne ve büyükbabanın da dahil olduğu bir aile halkası ile ortaklaşa alınan kararlar neticesinde oluşturulmuş sınırları ihlal etmeden de mümkündür.


Çocuklarımızın merak eden, araştıran, sorgulayan ve sınırlarını bilen, ileride birer anne ve babaya dönüşerek kendi çocuklarına da ailelerinden aldıkları örf ve adetler ile yaşama sağlıklı, objektif ve pozitif bakış açılarını yansıtabilen bireyler olmasını pekiştirmek dileğiyle.


Uzm.Psikolog Nalan EYİN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Psikolojisinde Ödül ve Cezanın Değerlendirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Nalan EYİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Nalan EYİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nalan EYİN Fotoğraf
Uzm.Psk.Nalan EYİN
İstanbul
Uzman Psikolog
Hipnoterapist-Psikoterapist-Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi14 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Nalan EYİN'in Yazıları
► Ödül ve Ceza Psk.Dnş.Banu KAYIK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,274 uzman makalesi arasında 'Çocuk Psikolojisinde Ödül ve Cezanın Değerlendirilmesi' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Pilot Olmak İstiyorum? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
► Liderlik Becerileri Haziran 2019
◊ Havacılıkta Karar Verme Becerisi ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2019
◊ Kadınlar Neden Seksten Korkarlar? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
◊ Cinsel Beyin Ocak 2019
◊ Yalnızlığa Dair Mayıs 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:02
Top