2007'den Bugüne 84,648 Tavsiye, 26,466 Uzman ve 18,848 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Deprem Sonrası Çocukların Psikolojisi: Bir Dil Bir İnsansa, Bir Çocuk Kaç İnsan Eder?
MAKALE #7772 © Yazan Uzm.Psk.Nalan EYİN | Yayın Kasım 2011 | 3,783 Okuyucu
Uzun süredir çocuklarla ilgili yaptığım gözlemler, sıklıkla insanın yüzünü güldüren, çocukların saf dünyasına yakından bakmamızı ve onların bakış açısından dünyanın bazen tüm kaosuna, trajedilere ve felaketlere rağmen eğlenceli ve bazen de biz yetişkinlerin karam odaklı yaklaştığımız zamanlardaki kadar komplike olmadığını hatta bazen herşeyin tıpkı çocuklar için olduğu gibi basit ve anlaşılır ,hatta sempatik bir dünya olduğunu da düşünmeme yol açıyor. Fakat bu yazı bu noktadan çıkmadı. Bugün otobüste tam önümdeki koltuğa bir anne ile kucağındaki yaklaşık 1,5 2 yaşını süren bir kız çocuğu oturdu. Hemen peşi sıra baba ile 4-5 yaşındaki abla geldi. Baba, hala ayakta ceplerini yerleştirmekteyken abla annesinin yanındaki boş koltuğa dayandı ve annesi ile kucakta mutlu mesut oturan kız kardeşine öyle bir bakış fırlattı, ben türk filmi izliyor gibi oldum. Bir çocuk, bazen gözleriyle hüznünü, kıskançlığını kelimelere bile dökmeden nasıl da aktarabiliyor diye düşündüm. Kimbilir, çocukların gözlerine bakmadığımız sıralarda böyle ne çok mutluluğu, ne çok sitemi satır aralarında kaybediyoruz. Anne, kucağındaki küçük kızıyla o kadar meşgul ki, ablanın o an gözleriyle neler neler konuştuğunu duyamadı ne yazık ki...Çocuk kıskançlığı konusu esas konu değil, ancak her duygu gibi kıskançlık duygusu da doğal, yaşamsal bir içgüdü olarak değerlendirilebilecek bir konu olmakla beraber; yine kardeş kıskançlığında ebeveynlerin yaptıkları kadar yapmadıklarının da çocuklarda ne tür tesirlere yol açtığına gündelik yaşam içerisinde defalarca şahit olabiliyoruz.

Bugünlerde her birimizin en çok önemsediği, maddi manevi büyük küçük demeden elimizden geleni yapmaya çalıştığımız Van Felaketimiz var bir de.23.10.2011 tarihinde meydana gelen büyük ölçekli depremin ardından, Van bölgesi halen artçı ve öncü pek çok depremle sarsılmaktadır. Peki düzeni bozulan sadece yetişkinler mi? Ne yazık ki hayır.evleri, okulları,odaları, sıcacık yatakları, başucu oyuncakları, belki yanında olmadan uyumakta bile zorlandıkları battaniyeleri dillendirmesi en kötü kısmına gelince annesi, babası, kardeşi, arkadaşı enkazlar altında kalmış çocuklar... Bir pazar günü öğleden sonrasında meydana gelen bu felaket, maalesef pek çok çocuğun zihninde çok kötü çapalarla yaşamaya devam edecek. Daha bugün okudum, gözyaşlarımı zor tutarak; çadırda çıkan yangında hayatını kaybeden minik çocuğu ve kendisinden geriye kalan resim defterini...


Evet, bir dil bir insan demekti; peki bir çocuk kaç insan demekti sizce?

Bir yandan 23.10.2011 Van Felaketi'nin ne yazıkki halen sürmeye devam etmesi, bölgenin halen deprem etkisinde olması,ve hala orada kimlik gelişimi açısından en önemli yıllarını yaşayan çocukların varlığını bilmek oldukça ağır bir baskıya dönüşüyor üzerimde.

Evet, bir dil bir insan demekti; peki bir çocuk kaç insan demekti sizce?

Her bir çocuğun beraberinde taşıdığı anılar, minicik yüreklerine işledikleri acılar, travmalar büyürlerken onlar da büyümez miydi? Ve her çocuğun yetişkine dönüşeceği dönemde her bir çocuğun hayatına girecek ötekilerle el değiştirmez miydi sizce? İleride doktor, hakim, öğretmen, keza psikolog, psikolojik danışman vb ruh sağlığı profesyonelleri, daha da önemlisi birer anne ve babaya dönüştüklerinde, bir başkasına eş veya sevgili statüsüne dönüştüklerinde kimbilir kaç kişiyle temas edeceklerdi sizce?

Bir insanı anlamakla başlayacak herşey demiş şair. Bir insanı , hem sağdan sola, hem yukarıdan aşağıya çengel bulmaca gibi çözebilmekti esas mesele. Her bir anının, insan zihninde, fikrinde, eylemlerinde nasıl değişime uğrayacağını; kimisinde merhamet duygusunun pekişeceğini, kimisinde duygusal yoğunlukların,sevinme ve üzülmelerin adeta uçuklaşmış bir renk gibi soluklaşacağını yani apati geliştireceğini; kimisinde de vicdani gelişimin yetersiz kalacağını , tıkanacağını hayata, insanlara karşı daha acımasız kalarak hayatta kalma mücadelesi vereceğini, kendine has savunma mekanizmaları geliştireceğini hesaba katmak gerekiyor.


Depreme yakalandığı sırada her ne ile meşgulse, bundan artık zevk almakta zorlanması örneğin resim çizerken depreme yakalanan bir çocuğun artık resim çizmeyi eskisi kadar keyifli bulmaması; veya deprem anında bulunduğu odada artık uyumak istememesi, uyumaya korkması, night terör dediğimiz gece ortasından uykusundan çığlıklarla uyanabileceği ihtimallerine karşı hazırlıklı olmak gerekiyor.


Bunlarla beraber, çareler tükenmiş değil hala. Deprem gibi büyük ve yıkıcı bir doğa afetinin etkilerini silmek elbette uzun zaman alacak ama imkansız olmayacak. Travmaların ardından toparlanabilmenin birinci ve en önemli kuralı elbette önce güvenlik çemberi, yani kişinin kendisini emniyette hissedeceği bir ortama yerleştirilebilmesi ve diğer olmazsa olmaz kuralı da eski yaşamına bir an önce dönebilmesidir. Peki evini, ocağını kaybetmiş biri, çadırda yaşıyor nasıl olacak bu derseniz, gerekli alt yapı sağlandıktan sonra, çadırda bile olsa kişilerin temel ihtiyaçlarını örneğin beslenme, kendi yemeğini pişirme vb eski yaşam tarzına mümkün olduğunca benzeyen simülatif ortamlar yaratbilmemiz gerekmektedir. Çocuklar için okulların her halükarda devam ettirilmesi, okul öncesi dönem çocukları için de gezici anaokulu tarzı otobüs veya çadırların kurulmasının ruh sağlığı bakımından onarıcı olacağı değerlendirilmektedir.


Bu yazıyı, Van'da hayatını kaybeden insanlarımıza ve yurt dışından yardım için gelip hayatını kaybeden değerli insanlara armağan ediyorum. Gelecekte doğal afetlerin son bulmayacağı aşikar ama teknik denetim zaafiyetinden, insan elinden kaynaklanan kayıpların meydana gelmemesi dileğiyle


Uzm.Psk.Nalan Eyin
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Deprem Sonrası Çocukların Psikolojisi: Bir Dil Bir İnsansa, Bir Çocuk Kaç İnsan Eder?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Nalan EYİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Nalan EYİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nalan EYİN Fotoğraf
Uzm.Psk.Nalan EYİN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Nalan EYİN'in Yazıları
► Deprem ve İnsan Psikolojisi Psk.Mehmet Fatih YİĞİT
► Deprem Travması ve İnsan Psikolojisi Psk.Sabahattin ZENGER
► Çocuk Cinsellikte Neyi Merak Eder ? Psk.Gülçin DÖNMEZ FİDAN
► Çocuk Cinsellikte Neleri Merak Eder? Psk.Merve SARAÇOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,848 uzman makalesi arasında 'Deprem Sonrası Çocukların Psikolojisi: Bir Dil Bir İnsansa, Bir Çocuk Kaç İnsan Eder?' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Pilot Olmak İstiyorum? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
► Liderlik Becerileri Haziran 2019
◊ Kadınlar Neden Seksten Korkarlar? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
◊ Cinsel Beyin Ocak 2019
◊ Yalnızlığa Dair Mayıs 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:23
Top