2007'den Bugüne 82,005 Tavsiye, 26,001 Uzman ve 18,205 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Ruminasyon: Neden Hep Böyle Düşünüyorum? Neden Hep Bu Benim Başıma Geliyor? Şimdi Ne Olacak?
MAKALE #14391 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ | Yayın Mart 2015 | 11,770 Okuyucu
Yaygınlık, umutsuzluk ve intihar gibi durumları göz önüne aldığımızda, depresyonun olası sebeplerinin ve depresyonun devam etmesine katkı sağlayan olası tutumların incelenmesi çok önemli görünmektedir.Genel olarak olumsuz tekrarlı düşünceler ile karakterize olan ruminasyonun, daha uzun süreli, şiddetli depresif dönemler, iyileşme sürecindeki gecikmeler, intihar düşünceleri ve problem çözme becerisindeki bozulma ile ilişkisi olduğu gösterilmiştir (Eshun, 2000; Lyumbomirsky ve Tkatch, 2004; Siegle, Sagrative Crawfort, 1999).
Bununla ilişkili olarak son yıllarda oldukça ilgi gören Tepki Stilleri Kuramı (Nolen- Hoeksema, 1987) bazı bireylerin neden psikolojik sorun geliştirmeye daha eğilimli olduğunu ruminatif kişilik özelliğiyle açıklamaktadır (Baker, Özgülük, Turan ve Danışık, 2009). Çoğu birey, kısmen de olsa zaman zaman bunalıma girer. Bu tarz olaylar çok çeşitli psikososyal ve biyolojik faktörlerden kaynaklanabilir (Beckham&Leber,1985). Çoğu insanda depresyonun belirtileri hiçbir zaman çok şiddetli hâle gelmez ve birkaç saat ya da gün içinde geçer.Ancak, bazı bireyler için bu hafif epizotlar ilerledikçe daha şiddetli hâle gelir ve günlerce, haftalarca ya da aylarca sürer (Morrow ve Nolen-Hoeksema, 1990).Bu depresif epizotların süresindeki ve şiddetindeki bireysel farklılıkları incelemek ve nedenlerini araştırmak için ruminatif yatkınlık ele alınmalıdır.
Ruminatif yatkınlıkları olan bireylerin depresif duygu durumundan yakınma olasılığı daha fazladır.
Ruminasyon, bireyin içinde bulunduğu duygu durumunu (özellikle depresif duygu durumu), bu duygu durumun semptomlarını, olası nedenlerini ya da sonuçlarını sürekli ve ısrarla düşünmesi, fakat sorunu çözmek için harekete geçmemesi olarak tanımlanmıştır (Nolen- Hoeksema, 1987).Bu kuram çerçevesinde depresif duygu duruma verilen ruminatif tepkiler genel olarak uyum bozucu (maladaptive) olarak ele alınmaktadır.Dikkatin başka yöne çekilmesi (distraction) ise ruminasyonun aksine, etkili ve işlevsel bir tepki olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu tepkiler bireyin duygu durumundan, ya da bu duygu durumunun sonuçlarından farklı bir yöne odaklanmasına yardımcı olan faaliyetler ve düşüncelerdir.Koşuya çıkmak, arkadaşlarla film izlemek ya da bir işe/uğraşa odaklanmak gibi.
Depresif duygu duruma verilen ruminatif tepkilerin, depresif duygu durumun şiddetini ve süregenliğini arttırdığı düşünülmektedir.Aksine, bireylerin duygu durumlarından farklı yöne odaklanması depresif belirtilerin hafiflemesiyle ilişkilendirilmiştir (Neziroğlu, 2010).
Ruminatif yatkınlığı olan kişiler "Neden hep böyle düşünüyorum?, Neden hep bu benim başıma geliyor?, Şimdi ne olacak?" gibi soruları kendilerine sormaktadır (Nolen-Hoeksema ve Morrow, 1991). Ruminatif tepkiler, kişinin semptomları hakkında düşünmek (örn. Ne kadar yorgun hissettiği), depresyonun olası nedenlerini düşünmek (örn. Neden başkaları depresyonlu değilken kendisinin depresyonlu olduğunu sorgulayabilir) ve depresyonun olası sonuçlarını düşünmek (örn. Bu şekilde hissetmeye devam edersem işimi bitiremeyeceğim) için kendini izole etmesini içerebilir (Nolen-Hoeksema, 1987,1990). Ruminatif tepki stili, bireyin dikkatine ve duygu durumuna odaklanan davranış ve düşünce modeli olarak anlaşılmaktadır ve bireyin ruh hâlinde dağınıklık yaratacak hareketleri engellemektedir. Negatif düşünceler (örn.; ben kaybedenim) davranışsal-dikkat stilinin sonucu olarak artabilir, fakat analizlerin merkezi olan negatif kavramsal kapsam stili değildir (Nolen-Hoeksema, 1991).
Morrow ve Nolen-Hoeksema(1990)depresif duruma verilen tepkileri bir örnekle açıklar; Bir sabah kendilerini mutsuz, aşırı hâlsiz, motivasyonsuz ve genel olarak depresif hisseden Lee ve Chris adında iki birey düşünelim. Lee sabah yapılacak tüm toplantılarını iptal eder ve ofiste köşesine çekilir.

Ofisteyken Lee ‘Neden böyle hissettiğimi merak ediyorum,’ ‘Çökmüş hissediyorum,’ ‘Bunun hakkında düşünmek zorundayım’ diye düşünmektedir. Bunun yanı sıra, Chris kütüphaneye giderek ve yeni proje için arka plan çalışmalarını bir araya getirmeye yoğunlaşarak depresif ruh hâline tepki göstermeye karar verir.Burada yaşanan durum belirtmektedir ki aktif-dikkat dağıtıcı bir tepkiyle meşgul olan Chris depresif ruh hâlinden kurtulurken, depresif ruh hâline verilen pasif-ruminatif tepkiyle meşgul olan Lee uzun bir süre depresif kalacaktır.

Tepki Stilleri Kuramı (Nolen-Hoeksema, 1987), depresif ruh hâline dikkat dağıtıcı (distraktif) tepkiler veren bireylerin bu durumdan kurtulurken, depresif ruh hâline ruminatif tepkiler veren bireylerin durumlarında uzama ve artma yaşandığını ileri sürmektedir. Ruminatif tepkiler depresif bireyin semptomları üzerindeki ilgisine ve bu semptomların olası nedenleri ile sonuçlarına odaklanan tekrarlayan düşünme süreçleri ve davranışlardır.Birinin kendini her şeyden soyutlayarak nasıl hissettiğini düşünmesi, nasıl hissettiği hakkında günlük yazması veya başkalarına defalarca kendini nasıl kötü hissettiğini anlatması depresyona verilen ruminatif tepkilere örnektir.
Bazen bireyler onların depresif semptomlarının olası nedenleri olarak yaşanan son kötü olayları düşünebilirler ama genellikle ruminasyon üzgünlük, ilgisizlik ve tükenmişlik içeren depresyon semptomları üzerine odaklanır.Bireyler bu itici durumu değerlendirmeyi ve tedavi etmeyi denemek için kendi depresif semptomları üzerine odaklanabilirler. Ancak, Tepki Stilleri Kuramı’na göre, bu ruminasyon genellikle bireyi daha depresif bir hâle sokacaktır. Bunun aksine dikkat dağıtıcı (distraktif) tepkiler bireylerin depresyon semptomlarını aklından çıkaran düşünce süreçleri ve davranışlardır. Bu tepkiye örnek olarak arkadaşlarla beraber etkinliklerde bulunmak ya da kendini depresif ruh hâlinden uzaklaştırmak için konsantrasyon gerektiren bir hobi üzerinde çalışmak verilebilir (Morrow ve Nolen-Hoeksema, 1990).
Ruminasyonla ilgili depresif ruh hâlini arttırabileceği ve dikkati başka konulara vermenin kişiyi rahatlatabileceği de dâhil olmak üzere en az üç mekanizma vardır.
İlk olarak, bireylerin negatif bilgileri hatırlama ve olaylar hakkında negatif çıkarımlarda bulunma olasılığının arttığı durumlarda depresif ruh hâli ortaya çıkar (Blaney, 1986; Bower, 1981; Teasdale,1985). İkinci olarak, Tepki Stilleri Kuramı’na göre ruminasyon, kaderci düşünmeyi ve olaylara olumsuz bakmayı sağlayarak problem çözme mekanizmalarını zayıflatmaktadır. Son olarak, ruminasyon; dikkat, konsantrasyon, ve araçsal davranışların devreye girmesiyle engellenir (Kuhl, 1981; Lewinsohn, Hoberman, Teri, &Hautzinger, 1985).

Başarıyla ilişkili davranışlar hakkında yapılan çalışmalar incelendiğinde, sınavlarda kendi performansları hakkında endişeli ya da kötümser olan insanların, kendileri hakkında ve görevleriyle alakasız kavramalar üzerinde uzun uzun düşünmeye eğilimli olduğu görülmektedir.(Brockner&Hulton, 1978; Heckhausen, 1980; Kuhl, 1981; Sarason, 1975).Ek olarak, Nolen-Hoeksema ve Davis (1999) ruminasyonun kronik olarak kullanımının sosyal destek kaybına neden olduğunu, bu kaybın da depresyonun körüklenmesine yol açtığını belirtmişlerdir. Nolen-Hoeksema'nın (1991) depresyon modeline göre; ruminasyon, depresyon için yalnızca bir tetikleyici değil, aynı zamanda sürdürücü bir faktördür (Neziroğlu, 2010).

Birçok araştırma nevrozun ve ruminatif tepki stilinin, yüksek depresyon riskiyle ilişkili olduğunu ispatlamıştır. Nolan, Roberts ve Gotlib’in 1998, yapmış olduğu çalışmada, 8-10 haftalık aralıkta depresif belirtilerdeki nevrozun ve ruminatif tepki stilinin etkilerini incelemiştir. Analizler belirtmektedir ki, ruminatif tepki stilini ve nevrozu başlangıçtaki depresif belirtiler ılımlılaştırmıştır.Nevroz ve ruminatif tepki stili depresif belirtilerdeki değişim için, başlangıçta yüksek depresyon seviyesine sahip bireyleri, başlangıçta düşük depresyon seviyesine sahip bireylerden daha güçlü tahminlemiştir.Bu sonuçlar ruminatif tepki stilinin depresyondaki nevroza aracı olduğunu göstermektedir.
Nolen-Hoeksema ve Morrow (1991) tarafından yürütülen bir başka çalışmada, 1989 LomaPrieta depreminden sonra oluşan depresyonlu ruh hâllerinin süresi ve depresyona verilen tepkiler tahmin edilmiştir.Ekim 1989 LomaOrieta depreminden önce San Fransisco’da, 137 öğrencinin katıldığı bu çalışmada tepki stilleri ve depresyon ruh hâli ölçümleri elde edilmiştir.
Depremden 10 gün sonra ve 7 hafta sonra aynı öğrencilerden ölçümler alınmış ayrıca deprem ile ilgili düşünceli oldukları zaman miktarı ve yaşadıkları hasar ölçülmüştür. 10 gün ve 7 hafta sonrasındaki değerlendirmelerle beraber regresyon analizi sonucuna göredepremden önce depresyona daha fazla ruminatif tepki veren öğrencilerin, depremden önce daha az ruminatif stile sahip olan öğrencilerden daha fazla depresif ruh hâline sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca, benzer şekilde deprem deneyimleri hakkında depremden sonraki 10 gün boyunca daha fazla ruminasyon gösteren öğrenciler, 7 hafta sonra daha fazla depresyonlu oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin başlangıç depresyon seviyelerinden sonra elde edilen bu sonuçlar, ruminatif tepkiler ve depresyon süresi arasındaki ilişkinin depresyon şiddeti ile basit genel bir ilişkiye dayandırılamayacağını göstermiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, ruminatif tepki stilinin, bağımsız bir çevresel risk faktöründe dahi daha uzun ve daha ciddi depresif duygu durumuyla ilişkili olabileceğini göstermektedir.
Tepki stilleri ve depresyon süreğenliğinin etkilerini ölçen, yaklaşık olarak 1100 yetişkinin katıldığı bir diğer çalışmada, ön ölçümlerde klinik depresyon ve ruminatif stile sahip olduğu belirlenen katılımcıların 1 yıl sonra daha şiddetli ve uzun süreli depresif belirtilerinin olduğu gösterilmiştir. Söz konusu katılımcıların depresyon düzeylerindeki azalma daha az olup, kaygı belirtileri gösterme olasılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür (Nolen-Hoeksema, 2000; Nolen-Hoeksema ve diğ., 1999).
Ruminasyon ve dikkat dağıtma, depresyon semptomlarının üstesinden gelen anlamlı stiller olarak tanımlanabilir (Nolen-Hoeksema, 1991). Düşünceli davranış, negatif anıların anımsanma olasılığını arttırarak, dikkate, konsantrasyona ve araçsal davranışlara müdahale ederek, problem çözme becerisini zayıflatarak depresyon halini büyütür ve uzatır (Nolen-Hoeksema ve diğ.,1993). Depresyonda öz odak dikkati hakkındaki önceki teorilerin aksine (Pyszczynski&Greenberg, 1987; Teasdale, 1988; Nolen-Hoeksema, 1991), ruminatif tepki stilinin duygulara, öz odağın özel bir biçimini yansıtarak, negatif benlik şemasının ve tetikleyen olayların varlığı veya yokluğunun hesaba katılmamasının depresyona muhtemel olarak zarar vereceğini ve onu uzatacağını ifade etmektedir.Buna karşın dikkat dağıtıcı aktivitenin depresyon belirtilerini ortadan kaldırdığı söylenebilir (Kuehner ve Weber, 1999).Bununla beraber, negatif etkileri azaltan pozitif iyileştirme, depresyonun kavramsal davranış teorileri (Beck ve diğ., 1979; Lewinsohn ve diğ., 1985; Rehm ve diğ., 1987) ile uyum sağlar (Kuehner ve Weber, 1999).
Dikkat dağıtma, depresif ruh hali geçinceye kadar derin düşünceye dalma durumunu aktif bir şekilde engeller. Böylece negatif ruh hali ve uyum bozucu kavramsal stil muhtemelen problemin çözülmesini daha az etkileyecektir (Nolen-Hoeksema ve diğ., 1993).
Depresyona verilen bir kaç tepki dikkat dağıtıcı olabilir fakat bunlar doğal olarak uyum bozucudur.Çünkü bireylerin işlevselliği ve sağlığı için negatif sonuçlar doğururlar. Bu tepkilere, şiddet ve umarsız davranışlar örnek verilebilir (örn.; dağ yolunda hızlı araba sürme). Bu tür davranışlar bireyin ilgisini dağıtsa ve kısa dönemde depresyon durumunu rahatlatmaya yardımcı olsa bile bu davranışların sonucuna bağlı olarak uzun süreçte depresyon hâli daha fazla olacaktır.Yine de tabiat gereği tehlikeli olmayacak birçok dikkat dağıtıcı tepki vardır (Nolen-Hoeksema, 1991).Bunun yanı sıra, özbilinci yüksek insanların alkol kullanma riski artar (Hull, Levenson, Young, &Sher, 1983).Ayrıca, alkol tüketimi ve istismarı kişinin kendi düşüncesine başvurmasının azalması sonucu olabilir (Hull, 1981).Depresyon ruh hâline ruminatif yönelimi olan insanlarda, madde istismar riskinin ve diğer tehlikeli aktivitelerin artığı bilinmektedir (Nolen-Hoeksema, 1991).Çünkü bunlar ruminasyonda dikkat dağıtan aktivitelerdir.
Bazı kuramcılar, aktif mücadele stratejilerinden çok, bireylerin kendilerine odaklanma eğilimindeki farklılıkların, depresyon sürecini etkileyebilmekte olduğunu düşünmektedirler (Blaney, 1986; Pyszczynski&Greenberg, 1987; Smith &Greenberg, 1981).Depresyona verilen ruminatif tepkilerin bir safhası kendine odaklanmadır (öz-odak).Bir çok çalışma aşırı öz-odak ve depresyon arasında bir bağlantı olduğunu bildirmektedir (Pyszczynski&Greenberg, 1987).Örneğin, Scheier ve Carver'ın (1977) yapmış oldukları araştırmada, öz-farkındalığı yükselten manipüle edilmiş durumlarda, mesela aynı karşısında otururken, deneklerin uyarılmış depresif ruh hâllerinde önemli ölçüde artışlar tecrübe etmişlerdir. Ayrıca, depresyonlu psikiyatrik hastalar bir ayna karşısında öz-farkındalık oluşturduğunda, öz farkındalığı oluşturamayan hastalardan daha olumsuz duygular göstermişlerdir.(Gibbons ve diğ., 1985). Kendine odaklanma, bir bireyin olumsuz olaylara içsel yüklemeler yapacak olma olasılığını arttırarak (Fenigstein&Levine, 1984), gelecek hakkındaki olumsuz beklentilerini çoğaltarak (Carver, Blaney, &Scheier, 1979; Pyszczynski, Holt, &Greenberg, 1987) ve görevlerindeki performansına engel olarak (Fenigstein,1979) depresif ruh hâlini yükseltebilir. Çünkü Tepki Stilleri Kuramı ruminasyonun, kişinin depresyon semptomları üzerindeki odağından ve bu semptomların olası nedenleri ve sonuçları hakkındaki tekrarlanan düşüncelerden meydana geldiğini savunmaktadır
(Nolen-Hoeksema, 1991). Depresyonlu insanların depresyonsuz insanlardan daha fazla öz odaklı ve içine kapanık olması muhtemeldir (Smith &Greenberg, 1981). Bunun yanı sıra (Morrow, 1990) öz odaklılığı, duygu odaklılıkla beraber ele alarak depresyon ruh halinin süresini etkileyen faktörleri incelemiştir. Deneklerde üzüntülü hâli manipüle ettikten sonra, onların dört görevle meşgul olmalarını sağlamıştır.Bu görevler; güncel duygusal-beden durumlarına odaklanma (örn.Üzüntü ve mutluluk seviyeleri veya enerji seviyeleri), duygusal olmayan bakış açısına odaklanmaları (örn. Amaçları veya en baskın karakteristik özellikleri), güncel duygusal durumlarına ve duygusal olmayan bakış açılarına (tamamıyla ruminasyon şartı) ve son olarak coğrafi konuma odaklanma (dikkat dağıtıcı şartlar) olarak tanımlanmıştır. Bu görevler sonunda hem tamamıyla ruminasyon koşulu hem de duygusal-odaklılık koşulu deneyimleyen deneklerin depresyon durumlarında anlamlı bir iyileşme olmadı. Tersine, öz-odaklı ve dikkat dağıtıcı koşullardaki denekler anlamlı ve neredeyse tamamıyla iyileşme gösterdiler.Araştırma göstermiştir ki duygu odaklılık, açık bir şekilde öz odaklılıktan daha fazla depresyon hâlini sürdürmüştür.
Tepki Stilleri Kuramı’na göre, depresyona verilen tepkilerin aktivite seviyeleri depresyonun süresini etkilemektedir. Depresyon tedavisindeki bilişsel davranışçı yaklaşım, artan keyifli faaliyetlerin ve aktivite seviyesinin genellikle depresyonun duygusal belirtilerinin iyileşmesiyle ilişkili olduğunu belirtmektedir (Lewinsohn&Libet, 1972; Rehm, 1982).
Bu gelişme, artan olumlu sonuçlara ve bu faaliyetlerle meşgul olmaktan meydana gelen içsel ve dışsal teşviklerdeki artışlara dayanmaktadır (Lewinsohn, 1986; Rehm, 1986).Yirmi dakika bir koşu bandında yürümek gibi kısa, hafif bir faaliyet ruh hâlini geliştirir (Bahrke& Morgan, 1978).Ayrıca ek olarak, aerobik ve tempolu koşu gibi hareket içeren ve uzun süreli aktiviteler, ölçülü klinik depresyonlarda etkili tedaviler olabilirler (Doyne, Chambless, &Beutler, 1983; Greist ve diğ., 1979; McCann&Holmes, 1984). Bunun yanı sıra (Morgan, 1985), ağır ve ölçülü fiziksel faaliyetin ruh hâline olumlu etkilerini, egzersiz yapmanın fizyolojik etkilerine değil, dikkat dağıtıcı ve psikolojik etkilerine dayandırmaktadır. Ayrıca, aktif bir faaliyette bulunurken bile bunalımlı düşüncelerle (insanların koşu yaparken problemleri hakkında düşünmeleri) meşgul olmalarından (Needles, 1987), yola çıkarak Morrow ve Nolen-Hoeksema (1990) tarafından yürütülen, depresif ruh hâline sahip 35 erkek ve 34 bayanın katıldığı ve bu katılımcıların her birinin, onları depresif ruh hâlinden uzaklaştıran bir aktif görev, dikkat dağıtıcı bir pasif görev, ruh hâlleri hakkında ruminasyona yol açmak için tasarlanmış bir aktif görev ve bir pasif görev olmak üzere dört çeşit tepki türünden rastgele seçilmiş bir tanesiyle görevlendirildiği deneysel çalışma sonucundaki bulgular göstermektedir ki, ruminasyon derecesi, üzüntünün tedavisinde aktivite seviyesinden daha büyük bir etkiye sahiptir ve bu ruminasyon derecesi ve aktivite seviyesi birbirini etkilememiştir. Daha ziyade, dikkat dağılması ve aktivite, depresif ruh hâlinin tedavisine ek olarak katkıda bulunmuştur.
Tepki Stilleri Kuramı açısından aile kavramını incelediğimizde, ailelerin ruminatif model oluşturduklarını görebiliriz. Ebeveynler göstermiş oldukları stillerle çocukların tepki stilleri gelişimini etkileyebilir.
Nolen-Hoeksema, Wolfson, Mumme ve Guskin'in (1990) yapmış oldukları araştırmada, 5-7 yaşlarındaki, depresyonlu annelerin çocukları, depresyonlu olmayan annelerin çocuklarına göre hayal kırıklığına karşı pasif, çaresiz tepkiler gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca bu çalışma, annelerin sinirli olduğu zamanlardaki çocuklara verdiği yanıtların, çocukların problem çözme becerilerini zayıflattığını da saptanmıştır. Ek olarak, ruminasyonun alt boyutlarıyla çocukluk çağı duygusal istismarın ve depresif belirtilerin arasındaki ilişkilerin incelendiği, Raes ve Hermans (2008) tarafından yürütülen araştırmanın bulguları ruminasyonun farklı bileşenleri olabileceğini göstermiştir.
Şiddetli depresyon hâli için yüksek risk grubu, ölümcül derecede olan hastanın bakıcısıdır. Nolen-Hoeksema, Parker ve Larson (1991) tarafından yürütülen, tepki stillerinin daha şiddetli ruh hâllerini tahmin edip edemeyeceğini araştırmak için, ölümcül hasta yakını 190 yetişkin ile görüştüğü, rastgele seçilen aile üyelerinin ortalama depresyon skoru 2'den daha fazla olduğu ve aile üyelerinin 25%’i tek kutuplu depresyon için DSM-III-R kriteri ile eşleştiği çalışmanın regresyon analizi sonuçlarına göre, daha fazla düşünceli ve daha az dikkat dağıtıcı olan deneklerin tepki stilleri onların daha şiddetli depresyon hâlinde olmalarına neden olmaktadır. Ek olarak, önceki depresyon geçmişi, cinsiyet ve yaş göz önünde bulundurulmuştur. 253 hasta yakınının katıldığı Nolen-Hoeksema, Parker ve Larson (1994) tarafından yürütülen bir diğer çalışmada, ruminasyon düzeyleri yüksek olan bireylerin, sevdiklerini kaybettikten sonraki 6 ayda daha depresif oldukları belirtilmektedir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, önceki depresyon düzeyi, sosyal destek, stres ve karamsarlık kontrol edildiğinde farklılaşmamıştır (Nolen-Hoeksema ve diğ., 1994).

Tepki Stilleri Kuramı aslen erkeklerden çok kadınların depresyon gösterme eğilimini hesaplamak için ileri sürülmüştür. Nolen-Hoeksema (1987) öne sürmektedir ki kadınlarda depresyon görülme olasılığı erkeklerden fazladır çünkü kadınlar depresif ruh hâline daha ruminatif tepkiler vermeye eğilimlidirler. Anket çalışmaları, tepki stillerindeki bu cinsiyet farklılığını desteklemektedir (Nolen-Hoeksema, 1987). Cinsiyet farklılıkları incelendiğinde, Tepki Stilleri Kuramı kadınların erkeklerin iki katı depresyon göstermelerini açıklamıştır (Nolen-Hoeksema, 1987, 1990). Kadınlar depresyonlu olduklarında ruminatif tepkilerle meşgul olurlar, dolayısıyla sepmtomları büyür ve depresyon dereceleri artar. Erkekler, depresyon ruh hâline sahipken dikkat dağıtması daha muhtemeldir ve bundan dolayı depresyon derecesi azalır (Kuehner ve Weber, 1999).Kadınların erkeklere oranla ruminasyon eğilimlerinin daha fazla olduğu düşünülmektedir (NolenHoeksama ve diğ., 1999).Ayrıca bir diğer araştırma, kadınların erkeklere kıyasla major depresif bozukluk ve depresif belirtiler açısından iki kat daha fazla risk grubunda olduğunu belirtmektedir (Nolen-Hoeksema, 2002). Deneklerin, depresyon hâllerine ve ruh hâllerine verdikleri tepkilerin takip edildiği çalışmada (Nolen-Hoeksema, Morrow, &Fredrickson, 1991) kadınlar önemli derecede erkeklerden daha fazla depresyon hâline ruminatif tepki vermişlerdir. Kadınlar daha uzun ve şiddetli depresyon hâli yaşamışlardır. birlikte regresyon analizleri, depresyon başlangıç seviyesi ve tepki stillerinin etkileri göz önüne alındığında depresyon süresinde cinsiyet farklılıklarının ortadan kalktığını göstermiştir.
Tepki Stilleri Kuramı, depresif ruh hali için ruminasyon ve dikkat dağıtmanın bütün cinsiyetlerde eşit etkiye sahip olduğunu varsaymaktadır. Ancak, toplumsal cinsiyet rolünden dolayı erkekler depresif olduklarında kendi dikkatlerini dağıtırken kadınlarda düşünceli tepki stili öne çıktığı varsayılmaktadır (Nolen-Hoeksama, 1987, 1990, 1991). Kadınlar sadece erkeklerden daha sık depresyonlu olmazlar ayrıca ruminasyon da daha fazla görülür. Nolen-Hoeksema, (1987) ruminasyondaki cinsiyet farkının depresyondaki cinsiyet farkına katkı sağladığını ifade etmektedir. Bu öneriye destek olan kanıt, depresyonda ruminasyonun cinsiyet farklılığına aracılık ettiğini gösteren çalışmalardan gelmektedir (Nolen-Hoeksema ve diğ., 1994, 1999; Roberts ve diğ, 1998).
Depresyondaki cinsiyet farklılıkları tamamıyla ruminasyon eğiliminden kaynaklanmamaktadır. Bu cinsiyet farklılığının oluşmasında bir çok olası etmen vardır (Nolen-Hoeksema, 2002). Buna karşın ruminasyon eğilimi, kadınların depresyonlarını etkileyebilecek, evlilikte doyumsuzluk, kadınların daha düşük gelire sahip olmaları, evlilik yaşantısındaki eşitsizlik gibi stres faktörleriyle, başa çıkma becerilerine zarar verdiği düşünülmektedir (Nolen-Hoeksema ve diğ., 1999). NolenHoeksema& Jackson (2001) tarafından yapılan araştırmada, duyguların kontrolüne yönelik inançlar, ilişkilerin duygusal sorumluluğu, önemli olaylardaki kişisel kontrol gibi farklılıkların cinsiyet farklılıklarında aracı rol oynadığı bildirilmektedir (Neziroğlu, 2010). Bilindiği üzere, cinsel taciz gibi travmatik bir olay, bireylerin yetişkinlikte bir çok soruna sahip olmasına neden olabilmektedir.Kadınların ruminasyon eğilimine katkı yapabilecek bir diğer faktör de kadınların cinsel taciz gibi travmatik bir olaya erkeklerden daha fazla maruz kalma olasılığıdır.NolenHoeksema (2004) tarafından yürütülen bir çalışmada, çocukluklarında cinsel tacize maruz kalmış kadınların, yetişkinliklerinde ruminasyon eğilimine sahip oldukları saptanmıştır.
Ruminasyon kavramıyla beraber alkol kullanımında cinsiyet farklılıkları incelendiğinde, erkeklerin depresyon durumuna kadınlardan daha fazla alkol içerek tepki verdiği ortaya çıkmıştır (Nolen-Hoeksema, 1987).Duygularla mücadelede alkolün etkisine inanan insanlarda bağımlı olma riski artmaktadır (Cooper, Russell, & George, 1988; Farber, Khavari, &Douglass, 1980).Alkol tüketimi, kişinin negatif ruh hâlinden kendi ilgisini dağıtma olarak görülebilir.Böylece erkeklerin alkol tüketimi, dikkat dağıtıcı tepki stilinin parçası olarak düşünülebilir.Ancak bunun doğruluk payı zayıftır.Ruminatif tepki stiline sahip bireyler tehlikeli aktivitelerle meşgul olurlar.Hull ve arkadaşları, kendi bilinci yüksek insalarda kişisel hatalardan sonra alkol bağımlılığının arttığını bulmuştur (Hull ve ark. 1983; Hull&Young, 1983). Bu durum, alkol bağımlılığı olan erkeklerin, ruminasyona eğilimi olan kişiler veya ruminasyonlarını durdurmak için şiddetli tedbirler alan kişiler olabileceğini ifade eder (Nolen-Hoeksema, 1991).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruminasyon: Neden Hep Böyle Düşünüyorum? Neden Hep Bu Benim Başıma Geliyor? Şimdi Ne Olacak?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'ın Yazıları
► Böyle Ruhsal Yardıma Böyle Cinnet Psk.İzzet GÜLLÜ
► Benim Depresyonum, Benim Hayatım Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,205 uzman makalesi arasında 'Ruminasyon: Neden Hep Böyle Düşünüyorum? Neden Hep Bu Benim Başıma Geliyor? Şimdi Ne Olacak?' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ayrışma-Bireyleşme Aralık 2015
◊ Takıntı Nedir? Ekim 2017
◊ Otistik Zeka Aralık 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:17
Top