TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



SINAV KAYGISI

Serhat TÜRKTAN
Eskişehir
Psikolog / Psk.Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi3 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıAnahtar Kelimeler: eskişehir psikolog psikolojik danışmanlık aile terapi psikoterapi psikodrama hipnoterapi hipnozKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi Var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 224,

* Yayın Tarihi : 06-10-2008 - 12:18 (59 gün önce),

* Ortalama Günde 3.73 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 6421 , Kelime Sayısı : 808 , Boyut : 6.27 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Serhat TÜRKTAN hakkında söyledikleri:
2007 Ağustos’unda Serhat Bey’in kapısını çaldığım gün, birçok konuda tam anlamıyla dibe vurmuş durumdaydım ve bir türlü işin içinden çıkamıyordum. Nereden ve nasıl başlayarak doğru yolu bulacağımı bilmiyordum. İşte tam bu durumdayken bir arkadaşımın yoğun ısrarları sayesinde tanıdım Serhat Bey’i. İlk başladığım haftaların birinde kendisine demiştim ki: keşke bir sihirli değneğiniz olsaydı da tüm bunları benim için değiştirebilseydiniz. Gülerek keşke demişti. Fakat Serhat Bey danışanı ile profesyonelce empati kurabilen öyle iyi bir psikolog ki sihirli değneği olmadan da bu işi başardı; benliğim... [DEVAMI..]
(Özge, Danışan, 21-07-2008)

serhat beyi internet sayfasından aramalarım sonucunda buldum.kendisinden 15 yaşındaki kızım için psikoterapi yardımı aldım ve doğru yerden yardım aldığıma çok eminim.kendisi beyefendi kişiliği ve uzman tavsiyeleri sayesinde mevcut sorunlarımıza ışık oldu hala onun tavsiyeleri ve yardımları ile kızım ders sosyal yaşam başarı ve okulu konusunda tüm sorunları aştık.çevremde bir çok insana güler yüzü ve aldığım yardımı anlatma gereği duydum.kendisine bundan sonraki mesleki yaşamında başarılarının devamını diler kendim ve kızım adına teşekkürü bir borç bilirim.
( taner, Danışan, 04-07-2008)

Serhat Bey'i Eskişehir'de görev yaptığım sırada tanıma olanağı buldum.İstanbul'da da daha önce başarılı çalışmaları olduğunu biliyorum.Kendisi özellikle analitik yönelimli psikoterapide Eskişehir'deki tek isim diyebilirim.Mesleğimizin tanıtımına Eskişehir'de ve Türkiye'de oldukça katkı sağlayan bir arkadaşımız.Ayrıca halen Eskişehir'de ,psikolojik sorunlarınızı rahatlıkla danışabileceğiniz,dürüst ,güvenilir,alana hakim,profesyonel hizmet veren bir uzmandır..Başarılarınızın devamı dileğiyle..Saygılarımla..
(Ali Uğur BEŞTAY, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 13-01-2008)

Serhat TÜRKTAN Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
SINAV KAYGISI

Eğitimli birçok insan için “sınav” kelimesinin kendisi bile kişiyi bir miktar heyecanlandırmaya ve huzursuz etmeye yetebiliyor. Bu huzursuzluk boşuna değil. Çünkü hayatımız boyunca çok kez “sınanıyoruz”. Okumaya-yazmaya başladıktan sonra sınavlar da başlıyor ve ortaokulda, lisede, üniversitede, yüksek lisans yaparken, bir işe girmeden önce, işe girdikten sonra defalarca sınanıyoruz. İlköğretimden mezun bir kişi eğitim hayatı boyunca yaklaşık 400 sözlü ve yazılı sınava giriyor. Bu sayı bir lise mezunu için yaklaşık 600’ü, üniversite mezunu içinse yaklaşık 750’yi buluyor. Tabii ki sene tekrarlarını hesaba katmıyorum.

Kuşkusuz, bu sınavlar içinde kaygımızı en fazla arttıranlar, hangi lisede veya üniversitede okuyacağımızı, dolayısıyla da geleceğimizi, büyük ölçüde belirleyen “giriş sınavları” oluyor. Mesleki ve akademik geleceğimizin bu her biri 3-4 saat süren sınavlarla belirleniyor olması, öğrencilerin ve ailelerin gözünde bu sınavların ister istemez korku dolu bir “sırat köprüsü”ne dönüşmesine neden olabiliyor.

Bu sınav sürecinde çok yaygın olarak yaşanan duygusal durum, en hafif haliyle “sınav heyecanı” veya “sınav stresi”, en yoğun haliyle de “sınav kaygısı” veya “sınav korkusu” olarak adlandırılabilir. Sınav sürecinde yaşanan “heyecanın”, “stresin”, “kaygının”, “korkunun” yoğunluğu, bu sınava atfedilen anlam ve kişisel özellikler gibi birçok içsel ve dışsal etken tarafından belirlenir

Bizim için çok önemli bir olay söz konusu olduğunda (doğum, iş görüşmesi, sınavlar,vb.) kaçınılmaz biçimde bir miktar “heyecan” yaşarız. Bu, duygularımızın harekete geçmiş olduğunu gösteren son derece sağlıklı ve doğal bir durumdur.

“Stres”, bizi zorlayan olaylar ve durumlar karşısında yaşadığımız bedensel, zihinsel, ve duygusal bir “yüklenme” ve “baskı” durumudur.
“Kaygı”, çeşitli içsel ve dışsal “tehlikeler” karşısında hissettiğimiz bir duygudur.
“Korku” da yine çeşitli tehlikeler karşısında hissedilen, ama kaygıdan farklı olarak kaynağı belli olan bir duygudur. Neden veya kimden korktuğumuzu biliriz ama bizi kaygılandıran şeyin ne olduğunu çoğu zaman tam olarak kestiremeyiz.
Heyecan gibi, korku, kaygı, stres de yoğunluğu belli bir düzeyi aşmadığı sürece genellikle hayatımızı çok olumsuz etkilemeyen kaçınılmaz, doğal, ve gerekli olan duygusal yaşantılardır. Belirli bir düzeyde stres (zorlanma, yüklenme, baskı) olmadan bir işi başarmak ve gelişmek pek mümkün değildir. Örneğin spor yaparken bir miktar zorlanma olmadan kaslarımızı geliştiremeyiz. Öğrenmek için de bir miktar zihinsel zorlanma şarttır. Korkularımız ve kaygılarımız ise, hayatımızdaki tehlikeler ve riskler karşısında hazırlıklı olmamızı veya onlardan uzak durmamızı sağlar. Tehlikeli bir durum karşısında bedenimizin verdiği çeşitli tepkiler (kalp atışlarının hızlanması, terlemek, kanın belli vücut bölgelerine toplanması, vb.), yüzbinlerce yıl önce yaşamış ilk atalarımızdan miras kalan ve bizi “kaçmaya” veya “saldırmaya” hazırlayan bedensel değişikliklerdir. Bu bedensel tepkilere eşlik eden duygularımız ve düşüncelerimiz de insanlığın evrimi boyunca gitgide gelişip karmaşıklaşarak bugünkü halini almıştır.

Sınav sürecinde de bu duyguların hiç yaşanmaması, yapabileceğimizin en iyisini yapmaktan bizi alıkoyabilir. Ancak, bu duyguların belli bir düzeyi aşması da elimizi kolumuzu bağlayarak gerçek potansiyelimizi gerçekleştirmemize engel olabilir.
Hayatımızı somut anlamda tehdit eden doğal afetler, kazalar, açlık gibi çeşitli tehlikeler karşısında neden korku, kaygı ve stres yaşadığımızı anlamak zor değil. Bu tehlikeler karşısında hemen her insan aşağı yukarı benzer tepkiler veriyor. Peki, “sınav” neden birçok insan için bir korku ve kaygı kaynağı oluyor? “Tehlike” nerede? Ve neden herkes sınav sürecinde farklı düzeylerde korku, kaygı ve stres yaşıyor? Bunun cevabı, bizim “sınav”a ve sınavın sonucuna atfettiğimiz anlamda gizli. Sınav, birçok insan için farklı anlamları olabilen çok göreceli bir “tehlike”dir. Sınavda başarısız olmak, kimisi için “işsizlik”, kimisi için “utanç”, kimisi için “yenilgi”, kimisi için “boşa giden emekler” demektir. Sınav sürecinde bizi kaygılandıran, korkutan, strese sokan, ve sonunda da elimizi ayağımıza dolayıp korktuğumuz şeyin (başarısızlığın) önünü açan, sınav sonucuna yüklediğimiz bu pek de gerçekçi olmayan anlamlardır. Sınava belli bir anlam atfederek onu bu denli “korkutucu” hale getiren biz (veya yakın çevremizdekiler) olduğuna göre, bunu (bakış açısını) değiştirmek bizim elimizde. Kendini gerçekleştiren bazı kehanetler vardır: Bir bankanın batacağına ilişkin etrafta dolaşan söylentilerden dolayı insanlar o bankadaki paralarını çekmeye başlar. Ve sonunda banka gerçekten batar! Sınav kaygısı da aynı şekilde kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir. Başarısız olmaktan ölesiye korkup, başarısızlığa giden yolun taşlarını döşeriz.

Sınav kaygısını artıran temel etkenler şunlardır:
1) Sınava girecek olan kişinin, sınav sonucuna atfettiği anlam (başarısız olursam rezil olurum, işsiz kalırım, hayatım mahvolur, kendimi affetmem, vb.)
2) Sınava girecek olan kişinin, kendisiyle ilgili olumsuz düşünceleri ve kendinden beklentileri (ben başaramam, mutlaka başarmam gerekiyor, vb.)
3) Sınava girecek olan kişinin yakın çevresindekilerin (anne-baba, öğretmenler, akrabalar, vb.) sınav sonucuna atfettiği anlam
4) Yakın çevredeki bu kişilerin, sınava girecek olan kişi hakkındaki olumsuz düşünceleri ve ondan beklentileri (sen kesinlikle kazanırsın, sen başaramazsın, yüzümüzü kara çıkartma, vb.)

Öyleyse, sınav sürecinde yaşanan aşırı kaygıyı azaltmak için şunları yapmak gerekiyor:
A) Kendi içimize dönüp, kendimizle (ve gerekirse yakın çevremizdekilerle) yüzleşerek sınavı bu denli korkutucu bir kabus haline getiren düşünceleri, bakış açısını, ona atfedilen anlamı değiştirmek
B) Varolan kaygıyı ve korkuyu geçici de olsa yatıştırmanın ve bedenimizi gevşetmenin kendimize özgü yollarını keşfederek uygulamak (gevşeme egzersizleri, nefes egzersizleri, spor, resim, müzik, yıkanmak, dua etmek, sosyal ilişkiler, kaygıyı yatıştırmanın sayısız yönteminden sadece birkaçıdır. Önemli olan, kişinin kendisi için en çok işe yarayan yöntemi bulmasıdır)

Unutmamak gerekir ki, sınavda başarısız olmak hayatta başarısız olmayı beraberinde getirmez. Ama sınavı bu hayattaki başarımızın ve kişisel değerimizin ölçüldüğü bir ölüm-kalım mücadelesine dönüştürmek, sınav kaygısını ve dolayısıyla da başarısızlığı beraberinde getirir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"SINAV KAYGISI" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Serhat TÜRKTAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Psikoterapi Nedir? , Emir Emre DOĞAN
  • Otizm , Emir Emre DOĞAN
  • Okul Fobisi , Emir Emre DOĞAN
  • Bir Cinsel Sapma: Teşhircilik , Emir Emre DOĞAN
  • Transseksüellik (Cinsel Kimlik Bozukluğu) , Emir Emre DOĞAN
  • Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu (Dehb) , Emir Emre DOĞAN
  • Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu , Emir Emre DOĞAN
  • Kişilik Ve Kişilik Bozuklukları , Emir Emre DOĞAN
  • Şimdiki Çocuklara Kitap Okuma Alışkanlığını Nasıl Kazandırırız? , Hülya TOPAL
  • Hiperaktivite Ve Dikkat Eksikliği (Hade) Hakkında Amerikan Psikoloji Birliği’ne Mektup , Üstün ÖNGEL
  • Merak Ve Öğrenme , Arzu GÜNEŞ
  • Kurban Bayramının Çocuklar Üzerindeki Etkisi , Ayhan ALTAŞ
  • Çocuklarımızın Sağlıklı Gelişimi İçin Tavsiyeler , Asım EREN
  • Doğal Farklılıklar Neden Hastalık Olarak Etiketleniyor? , Üstün ÖNGEL
  • Çocuk Gelişim Dönemi Ve Özelikleri , Abdullah TOPAL
  • Panik Atak Mıyım?... , Füsun BUDAK
  • Geleceğimize Yön Vermek , Selahattin ÖNER
  • Öfke Yönetimi , Gülçin Dönmez FİDAN
  • Boşanmada Çocuk Psikolojisi: Anne Babanın Ayrıldığını Durumlarda Çocukların Ruhsal Durumu , Füsun BUDAK
  • Engelli Hakları, Yasal Düzenlemeler Ve Yaşanan Sorunlar , Halil TÜRKMEN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    01:19
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler