TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



OTİZM : BAŞKA BİR DÜNYA BAŞKA BİR KÜLTÜR

Mine GÜR Fotoğraf
Mine GÜR
İzmir
Özel Eğitim Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi30 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 6 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi Var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 2980,

* Yayın Tarihi : 11-06-2009 - 15:49 (1967 gün önce),

* Ortalama Günde 1.51 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 10783 , Kelime Sayısı : 1305 , Boyut : 10.53 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Mine GÜR hakkında söyledikleri:
Onun mesleki literatüründe başarısızlığın yeri yoktur.Başarıya giden yolda kıvrak zekası,mesleki bilgisi,cesareti,ve araştırmacı kişiliği onu daima benzerlerinden ayırmıştır.Özellikle Özel Öğrenme Güçlüğü(DİSLEKSİ,DİSCALCULİ,DSİGRAFİ),Hiperaktivite tanılı çocuklar üzeride yapmış olduğu bireysel ve grup çalışmaları ile adını duyuran bu değerli Özel Eğitimciyle mesai arkadaşlığını,aynı mesleği,aynı heyecanı paylaştığım için mutluluk duymaktayım...
(Gökhan KARATEPE, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 27-05-2009)

Özel eğitim mesleğine ilk adımı birlikte attığımız, her yeni adımda daha da mesleğimize bağlandığımız arkadaşım Mine bulunduğu her ortamda disiplini ve yaratıcılığıyla dikkat çeker. Karşılaştığı kişilerle kurduğu olumlu ve yapıcı iletişimi etkileyicidir. Sorunlar karşısında anlık karar verme yetisi ve teorik bilgileri uygulamada zenginleştirerek sunma özelliği farkını ortaya koymaktadır. Kendisiyle bir ömür birlikte çalışma ümidiyle... GERÇEK bir özel eğitimcinin ayrıcalığıyla tanışmanızı tavsiye ediyorum..
(Anıl TÜZÜN, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 11-06-2009)

Mine yaptığı işi en iyi şekilde yapmaya çalışan başarılı GERÇEK bir özel eğitimcidir.
Herzaman yaratıcı, fikirlerine güvendiğim ve mesleğinde çok başarılı bir arkadaşımdır. Çalıştığı öğrencilere gösterdiği iligili, güleryüzlü yaklaşım ve ailelerin yaşadıkları sorunlara getirdiği pratik ve gerçekçi çözümler mesleğindeki başarısını ortaya koyuyor.
Özel Öğrenme Güçlüğü, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu konularında fikirlerine sürekli olarak danıştığım bir uzman arkadaşımdır.

(Psk.Dnş.Eylem Metin ÖZKURAL, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 14-03-2011)

Mine Gür, işini severek ve büyük bir özenle yapan, başarılı bir özel eğitim uzmanıdır. Sahip olduğu hatırı sayılır bilgi ve deneyim birikiminin yanında gelişmeye ve yeniliklere açık oluşu özelliklerinden bir tanesidir. Aynı zamanda sevecen ve cana yakın bir kişiliği vardır. Mine Hanım ile bir araştırma
sürecinde tanıştım. Onunla fikir alışverişinde bulunmak, bilgi ve deneyimlerinden faydalanmak benim için büyük bir keyif oldu. Burada, katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

(Deniz Tekin, Arkadaş/Tanıdık, 19-12-2009)

Mine GÜR Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
OTİZM : BAŞKA BİR DÜNYA BAŞKA BİR KÜLTÜR

Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen yaygın gelişimsel bir bozukluktur. Genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır, ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler. Yani otistik özellik gösteren bireyler bambaşka bir dünya ve kültüre ait gibidirler.

Otizm tanısı koymak için gerekli olan koşullar
  • İletişim ve toplumsal gelişim alanlarında bozukluğun olması.
  • Yineleyici, sınırlayıcı ilgi ve davranışlar.
  • Bu alanlardaki bozuklukların 30 ay öncesinden görülmesi

Otizm erken tanı göstergeleri
  • Göz temasında sınırlılık,
  • Göz takibinde zayıflık,
  • İsme uygun yönelmenin olmaması,
  • Taklit etme becerisinde eksiklik,
  • Sosyal gülümsemenin olmaması,
  • Sosyal ilgi azlığı ve garip davranışlar sergileme (sürekli elini bir yere vurma, arabanın tekerleğini çevirme gibi),
  • Uzun süreli görsel dikkat eksikliği,
  • Ortamdaki bir nesneye sabitlenme ve olumlu etkileşime girememe,
  • 12. aydan itibaren anlamsız sesler çıkarma,
  • El-kol-baş hareketlerinin olmaması (örneğin:işaret etme, bay bay yapma)
  • 16. ayda tek sözcüklerin olmaması,
  • 24. ayda kendiliğinden iki sözcüklü tümcelerin olmaması,
  • Anne-babanın oyun ve etkileşim çabalarına tepki vermeme,
  • Stereotipik hareketler,
  • Yüz ifadesinin olmaması (sanki duygusuzmuş izlenimi uyandırma),
  • Uyaranlara karşı tuhaf tepki (hafif gürültüye abartılı tepki),
  • Annesine gerek duymuyormuş izlenimi,
  • bakım verenler tarafından anlaşılmaz ve rahatlatılamaz huzursuzluk,
  • yiyecekleri katı yeme sorunları

1. İletişim ve sosyal gelişim alanlarında bozukluğun olması Otistik bireylerin toplumsal ilişkiler sırasında yaşadıkları güçlükler ve sapmalar, otizmin en belirgin özelliğidir.
Otizm ana babayla bağ kuramama, diğer kişilere de bağlanma geliştirememe ile kendisini göstermektedir. Genellikle otistik çocukların anne ve babaları çocuklarının kendilerine gereksinim duymadıklarını düşünmektedirler. Genellikle iyi huylu ve hiç ağlamayan bebekler olarak tanınırlar. Otistikler, öpülmeye, kucaklanmaya ve sevilmeye karşı kayıtsız kalabildikleri gibi, zaman zaman da aşırı tepkiler vererek kendilerine gösterilen ilgiye karşı çıkmaktadırlar. Bebeklik dönemine ilişkin en önemli belirti ise göz teması kuramamalarıdır.
Otistik çocuklar okul öncesi dönemde yaşıtları ile ilişki kurup geliştiremezler. Genellikle tek başlarına yapabilecekleri işlerle uğraşırlar. Diğer çocukların oyunlarına katılmazlar. Cansız nesnelere geliştirdikleri bağlanma, insanlara geliştirdikleri bağlanmadan daha belirgindir.

Dil gelişimindeki gecikme, otistik çocukların ailelerinin genellikle ilk dikkatini çeken belirtidir. Otizmin tanısında, bu problemde görülen dil ve iletişim alanındaki bozuklukların belirlenmesi yararlı olur. Otistik çocukların, dili bir iletişim aracı olarak kullanabilme becerilerinde ciddi eksiklikler vardır. Dil ve iletişim güçlükleri konuşma dilinin gecikmesi ya da hiç gelişmemesi, diğerleri tarafından başlatılan konuşmaya tepki vermeme, karşılıklı konuşma başlatmama ve sürdürmeme, stereotipik ve yineleyici dil kullanımı, kişi zamirlerini karıştırma, sözcükleri kendine özgü kullanma, konuşmanın entronasyonu, ritmi ve vurgulanmasındaki anormallikler başlıkları altında toplanabilir. Bu başlıklar sırası ile ele alınacak olursa: Konuşmanın gecikmesi ya da hiç gelişmemesi diğer iletişim yolları (jest, mimik ve işaret gibi) kullanarak da kapatılamayan bir durumdur. Çünkü, otistik çocuklar sözsüz iletişimde de sorunlar yaşamaktadırlar. Özellikle iletişimde kullanılan yüz ifadesi, beden dilini kullanma ve anlama, hayret ve sempati gibi duygusal jest ve mimiklerin kullanımı bakımından, otistik çocukların yaşıtlarının düzeyine ulaşamadıkları belirlenmiştir. Otistik çocuklar bir şey söylendiğinde duymuyormuş izlenimi yaratırlar; örneğin adları söylendiğinde bile tepki vermezler. Gereksinimlerini karşılamak dışında kendiliğinden iletişim amaçlı bir konuşma başlatmazlar. Otistik çocukların, kendilerine özgü konuşma biçimleri vardır. Daha çok stereotipik ve yineleyici dil kullanımının egemen olduğu bu biçim ekolalik konuşma olarak adlandırılmaktadır. Ekolalik konuşma, anında ve gecikmeli olarak iki biçimde görülebilir. Anında ekolali, o anda duyulan bir sesin yinelenmesidir. Örneğin; annenin çocuğuna "İçecek bir şey ister misin?" sorusunu, çocuğun aynen yinelemesi gibi. Gecikmeli ekolali ise, saatler ya da günler öncesinden duyulmuş olan bir sesin, örneğin bir reklamın cıngılının, bağlam olarak uygunsuz bir biçimde yinelenmesidir. Bu çocuklar aynı zamanda zamirleri ters kullanabilirler. Örneğin, "Ben kurabiye istiyorum" yerine "Sen kurabiye istiyorsun" derler. Otistiklerin, konuşması mekaniktir ve iletişimsel olmaktan çok uyarıcıdır.

2. Yineleyici, sınırlayıcı ilgi ve davranışlar

Otizmin diğer bir belirgin özelliği ise, sınırlı ve yineleyici davranışlar ve ilgilerdir. Otistik çocukların dönen eşyalara karşı büyük bir ilgileri vardır. Dönen bir plağı saatlerce izleyebilirler ya da bir topacı saatlerce çevirebilirler. Otistik çocuklar, nesnelerin duyumsal özellikleriyle aşırı ilgilenebilirler. Örneğin nesneleri koklayıp, ağızlarına alabilirler. Kendilerinin ya da çevrelerinin günlük işlevlerinde ve çevresel koşullarındaki değişikliklere olağanüstü tepkiler verebilirler.

Otistik çocuklar "aynılığın korunması" konusunda aşırı ısrarcı davranmaktadırlar. Aynılığın korunması saplantısının, çocuğun dil yetilerini de etkilediği bilinmektedir. Otistik çocuklar genellikle, aynı sözcük ya da sözcük grubunun kullanılması konusunda ısrarcı olabilecekleri gibi, standart sorular sorup bunlara aynı yanıtların verilmesini beklerler. Bu çocukların katı alışkanlıklar geliştirdikleri görülmektedir. Bu çocuklar çevrelerindeki küçük bir değişikliğe karşı aşırı duyarlıdırlar ve sert tepkiler verirler.

Otistik çocuklar genellikle kendilerini uyarıcı davranışlar sergilerler. Çevredekiler tarafından garip olarak nitelendirilen, stereotipik hareketleri -parmak ucunda yürüme, dönme, el çırpma- ya da daha az fark edilen etkinlikleri -bir dokuyu ovalamak, nesne koklamak- olabilir. Eğer izin verilirse, otistik çocuklar bu davranışları ile uzun süreli olarak kendi kendilerini uyarırlar. Bu durum, çocukların bakım, eğitim ve diğer doğru etkinlikleri öğrenmelerine engel oluşturmaktadır.

Otistik çocukların sergiledikleri en tehlikeli davranış, kendini yaralama davranışıdır. Bu otistik çocuğun vücuduna verdiği zararları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. En sık görülen kendini yaralama davranışları, başı bir yere vurma ve kendini ısırmadır. Bunlara ek olarak, yüzünü tırmalama, saç çekme, dirsek ya da bacakları bir yerlere vurma gibi davranışlar da görülmektedir. Kendini yaralama yaşamsal tehlike oluşturacak boyutlara ulaşabilir.

Otistik çocuklarda duyguların uygunsuz biçimde dile getirilmesi de belirgindir. Birçok otistik çocuk, korktuklarında ya da yaralandıklarında, gülmek gibi uygun olmayan tepkiler sergileyebilirler. Nedensiz yere ağlayıp öfke nöbeti geçirebilirler. Genellikle tehlikeli durumlarda korkusuzca davranırlar. Bununla birlikte, hiç beklenmedik nesnelere karşı yoğun ve mantıksız korkular sergilerler.

3. Bu alanlardaki anormalliklerin 30 ay öncesinden görülmesi

Araştırmacı ve klinisyenler, otizme özgü anormal gelişimin bazı göstergelerinin 30 ay öncesinden başladığı görüşü üzerinde uzlaşmışlardır. Birçok otistik çocuğun, anne ve babası, gelişim basamakları açısından çocuklarında iki yaş, hatta daha öncesinden anormallikler ya da gecikmeler tanımlamaktadırlar.

Normalde yeni doğmuş bir bebek yaşamının ilk iki, üç, bazen de dört haftasında otistik bir yaşam içerisindedir. Çevre ile ilişkisi açlık, susuzluk, sıcaklık, soğukluk gibi duyuları ile ilgilidir. Dış dünyanın gerçeklerine ilgisizdir. Anne ya da bir yabancı onun için aynıdır. Kendisine yakınlaşmasına ya da uzaklaşmasına tepki göstermez. Genellikle üçüncü ya da dördüncü haftada bebekler otistik durumdan çıkmaya başlarlar. Öncelikle bebek, gereksinimlerini gideren kişilerin -genellikle bu kişi annedir- varlığını algılar. Giderek bu bireyle ilişki kuran bebek onu çevresindeki diğer kişilerden ayırır ve yokluğuna tepki gösterir.

Oysa otistik bir bebek, annesine gereksinim duymuyor gibidir; seyrek olarak ağlayıp, sızlanır ve verilen çeşitli uyaranlara tepkisiz kalır. Dış dünya ile bu bebekler arasında sanki giderek kalınlaşan bir duvar vardır. Kas tonuları gevşektir. İlk altı ayda, normal bebekler gibi bir şeyler istemezler. İletişim becerileri yoktur. Katı yiyecekleri yeme sorunları vardır. Çoğu zaman bu bebeklerle göz göze gelinmez; bakışları adeta baktığı insanın ötesine geçer. Tutkun oldukları nesneyi her yere götürürler. Müziğe karşı ilgili olan bu bebekler oldukça seçicidirler ve yalnızca beğendikleri müzikleri dinlerler. Konuşmaları da yaşıtlarına göre gecikmiştir.

Özetle, farklı tanı sistemlerinin kullandığı farklı adlar olarak "otistik sendrom", "bebeklik otizmi" ya da "tipik otistik" tanılarının koyulabilmesi için, yukarıda aktarılan üç belirtinin bulunması gerekmektedir. Otizm, “Otistik Spektrum Bozukluklar”la ilgili karmaşık nörogelişimsel bozuklukların bir protipidir. Otistik Spektrum Bozukluklar “Otizmi”, “Asperger sendromu”nu ve “Atipik Otizm”i kapsar ve her 250 okul öncesi çocuktan birini etkiler. Belirtiler sıklıkla 30 aydan önce başlar. Otistik belirtileri geriye doğru belirlemek de olasıdır. İlk yıllarda tanı koymaya yardım eden belirtilerin, anne-baba tarafından tanınması oldukça zordur. Erken belirtilerin neler olabileceği konusunda ailelerin bilgilendirilmesi bu noktada önem kazanmaktadır. Bebeğin sessiz, sakin olması, seyrek olarak ağlaması, sosyal iletişim becerilerinin az olması, uzun süreli göz ilişkisi kuramaması, konuşmanın gecikmesi dikkat edilmesi gereken parametrelerdir. Sağlıklı bir bebeğin gelişim basamakları konusunda ailelerin bilgilendirilmesi, bu aşamada çok önemlidir. Araştırma bulguları ailelerin gelişim basamaklarındaki aksayışı 18. aydan sonra fark ettiklerini ve genellikle 2 yaş dolaylarında tıbbi yardım alma girişiminde bulunduklarını göstermektedir. Temel olarak çocuğa yanlış tanı koymaktan kaçınmak ve çocuğun yaftalanmasını engellemek için, otizm tanısı, belirtiler fark edildikten sonra 2-3 yıla kadar konmamaktadır. Otizmli çocukların erken tanımlanması, bakımın başlaması ve okul öncesi yıllardaki erken girişim, otizmli birçok çocukta belirtilerin iyileşmesiyle sonuçlanmıştır. Otizmin erken tanısı, erken özel eğitim , eğitim planlarının daha erken yapılmasını, aile desteğinin ve eğitiminin sağlanmasını, ailelerin stres ve kederle baş etmesini ve uygun tıbbi bakım ve tedavinin verilmesini kolaylaştırmaktadır.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"OTİZM : BAŞKA BİR DÜNYA BAŞKA BİR KÜLTÜR" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Mine GÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Dil Ve Konuşma Birbirinden Farklı Kavramlar Mıdır? Neden? , Gizem ŞENGÜN
  • Anne Sütünün Bebek İçin Önemi Nedir , Emine ERGÜN
  • Çocuklara Kurban Bayramı Nasıl Anlatılmalı Ve Aileler Nelere Dikkat Etmeli? , Sevil YAVUZ
  • Anneler, Evliyken Yalnız Çocuk Büyütmeyin.. , Öznur SİMAV
  • Okula Başlarken Hangi Çocuklarda Daha Çok Uyum Sorunları Yaşanabilir , Gönül BAYALTUN
  • Çocuğuna Tuvalet Alışkanlığı Kazandıracak Aileler İçin Tuvalet Eğitimi , Emine ERASLAN
  • Çocuklarda Zeka Gelişimi , Emine ERASLAN
  • Teknolojik Cihazlar Çocukları 10 Kat Fazla Olumsuz Etkiliyor! , Sevil YAVUZ
  • Çocuklarda Tuvalet Eğitimi , Sümeyye BÜYÜK
  • Otururken Ayak Pozisyonunun Önemi.. , Öznur SİMAV
  • Çocuğum Benimle Çok İnatlaşıyor… , Esra İNCE
  • Çocuklarda Diş Hekimi Korkusu , Esra İNCE
  • Davranış Bozuklukları: Yalan Söyleme / Kardeş Kıskançlığı , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Saldırganlık , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Mastürbasyon / Yeme Sorunları , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Enürezis (Altını Islatma) , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Uyku Bozuklukları , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Giriş / Otistik Bozukluk , Emine ERASLAN
  • Çocuklar İçin Spor, Etkinlik Ve Faaliyet Kursları , Emine ERASLAN
  • Başarılı & Başarısız Karne Karşısında Aile Tutumları Ve Yaşam Becerisi.. , Öznur SİMAV
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    17:29
    Top