2007'den Bugüne 80,330 Tavsiye, 25,616 Uzman ve 17,929 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kan Basıncına Sınırlı ya da Belirsiz Etki Yapan Diyetsel Faktörler
MAKALE #4752 © Yazan Uzm.Dyt.Merve TIĞLI | Yayın Mart 2010 | 4,133 Okuyucu
Kan Basıncına Sınırlı ya da Belirsiz Etki Yapan Diyetsel Faktörler

Balık Yağı Suplementasyonu

Çeşitli küçük klinik çalışmalar ve bu çalışmalardan elde edilen meta-analizler, yüksek doz omega-3 suplementasyonunun hipertansif bireylerde kan basıncını düşürebileceği belirtilmiştir. Hipertansif olmayanlarda ise, kan basıncındaki düşüşler az ya da anlamsızdır. Balık yağının etkisi doza-bağlıdır; kan basıncındaki düşüşler nispeten yüksek dozlarda gerçekleşir (≥ 3 g/gün).

Çalışmalar, günde yaklaşık 4 g balık yağı alımının sistolik kan basıncını yaklaşık 1.7-2.1 mmHg ve diyastolik kan basıncını 1.5-1.6 mmHg düşürdüğünü göstermiştir. Bu etkiler 45 yaşın üstündeki bireylerde ve kan basıncı 140/90 mmHg’den yüksek populasyonlarda daha fazladır. Kan basıncını düşürmek için gerekli yüksek dozlar göz önüne alındığında, balık yağı suplemanları kan basıncını düşürmek için rutin olarak önerilmemektedir.

Posa

Diyet posası bitkisel besinlerdeki sindirilemeyen komponentleri içermektedir. Gözlemsel ve klinik çalışmalardan elde edilen veriler, artan posa alımının kan basıncını düşürebileceğini öne sürmektedir. Diyet posası doygunluğu etkiler ve enerji alımını azaltır. Bu nedenle, kilo kaybı aracılığıyla kan basıncını etkileyebilir.

Diyetsel posa suplementasyonu üzerine 40’tan fazla randomize çalışma yapılmıştır. Çoğu başlıca sonuç olarak kan basıncını değerlendirmemektedir ve birden fazla komponent içeren çalışmalardır. Bu çalışmalardan, yalnızca posa alımını artıran 20 çalışmanın değerlendirildiği bir meta-analizde, ek olarak verilen posanın (ortalama 14 g/gün) sistolik ve diyastolik kan basınçlarında sırasıyla net olarak 1.6 ve 2.0 mmHg düşüşlerle ilişkili olduğu bulunmuştur. Daha sonra yapılan büyük çaplı randomize bir çalışmada ise ek olarak verilen posa kan basıncını düşürmemiştir.

Diyet posasının kan basıncı üzerindeki etkilerini araştıran randomize kontrollü klinik çalışmaların ele alındığı bir meta analizde, 25 çalışmanın sonuçları posa alımının hipertansiyon hastalarında kan basıncını azaltabileceği, normotansif bireylerde ise az miktarda düşürebileceği gösterilmiştir. Spesifik olarak, diyet posası en az 8 hafta süren çalışmalarda, hipertansiyon hastalarında hem DKB (-4.2 mmHg) hem de SKB’nda (-5.95 mmHg) anlamlı bir düşüş sağlamıştır.

Posa suplementasyonunun kan basıncı üzerindeki etkileri 40 yaşından büyük olanlarda daha fazladır, fakat bu eğilim yalnızca SKB açısından anlamlıdır. Hipertansif bireylerde, normal kan basıncına sahip olanlara oranla kan basıncındaki düşüşler daha fazladır, fakat bu eğilim yaşa göre kontrol yapıldığında anlamını yitirmektedir. Vücut ağırlığı ya da cinsiyet diyet posasının kan basıncına olan etkisini değiştirmemektedir.

Tam tahıllı besinleri içeren diyetin orta derecede hiperkolesterolemik kadın ve erkeklerde kan basıncını düşürdüğünü gösteren bir çalışmada; 7 erkek + 9 premenapozal dönmede kadın + 9 postmenapozal dönemde kadın çalışmaya alınmıştır ve ilk 2 hafta Amerikan Kalp Birliği'nin önerdiği diyet uygulanmıştır. Sonraki 5 hafta enerjinin %20 sinin tam tahıllı kepekli pirinçten (çözünmez posa) ve arpadan (çözünür posa) gelecek şekilde, 5 hafta ise yarı kepekli pirinç ve arpadan gelecek şekilde tüketmeleri isteniyor. Hastaların kan basınçları haftalık ölçülüyor. Sistolik ve diastolik kan basınçları tam ve yarı kepekli tahıl tüketimindeki haftalarda anlamlı ölçüde azalıyor. Sonuçta, kan basıncının hem çöüzünür hemde çözünmez posa tüketiminde azalma sağlayacağını belirtmişlerdir.

Yulaf tüketimi ve arterial kan basıncı arasındaki ilişki; çeşitli epidemiyolojik çalışmalar diyet posasının artırılması ile düşük kan basıncı seviyelerinin ilşkili olduğunu belirlemiştir. Fakat yulaf tüketimi ve arterial kan basıncı ile ilişkili çalışma çok azdır. Bunun araştırılmasında; 36 erkek, orta yaşlı, ve sistemik kan basıncı 130 – 159 mm-Hg diastolik kan basıncı 85 – 99 mm-Hg olan hastalar iki guruba ayrılıyorlar ve 18 kişi – günde 14 gr yulaf (5.5 gr b-glukan); diğer 18 kişi – hergün buğday bazlı tahıl tüketen (b- glukan içermeyen) grubu oluşturuyorlar. Hastaların arterial kan basıncı 4, 8, 12. haftalarda ölçülmüştür. Sonuçta, 2 grup arasında kan basınçlarında fark bulunamamıştır.
Posa alımı kan basıncında anlamlı düşüşler sağlasa da, bu etkilerin magnezyum ya da potasyum alımının bir sonucu olarak mı oluştuğu kesin olarak bilinmemektedir. Ayrıca, çözünen ve çözünmez posanın gastrointestinal sistemdeki mineral emilimini azaltarak kan basıncına olumsuz etki yapıp yapmayacağı da net değildir. Tümüne bakıldığında, yalnızca kan basıncını düşürmek amacıyla posa alımının artırılmasını önermek için eldeki veriler yetersizdir.

Kalsiyum ve Magnezyum

Kalsiyum alımının kan basıncını etkileyebileceğini gösteren kanıtlar hayvan çalışmalarını, gözlemsel ve klinik çalışmaları ve meta-analizleri kapsayan pek çok kaynaktan gelmektedir. 23 gözlemsel çalışmanın ele alındığı bir meta-analizde, Cappuccio et al. kan basıncı ve diyetle kalsiyum alımı (24 saatlik besin tüketimleri ya da besin tüketim sıklığı anketine dayanılarak elde edilen) arasında negatif bir ilişki olduğunu belirtmiştir. Ancak, etkinin boyutu nispeten azdır. Sonrasında, klinik çalışmalardan elde edilen meta-analizlerde kalsiyum suplementasyonu ile birlikte (400-2000 mg/gün) sistolik ve diyastolik kan basınçlarında hafif bir azalma olduğu belirtilmiştir (sırasıyla SKB: 0.9-1.4 ve DKB: 0.2-0.8 mmHg düşüş). Ayrıca, bazı çalışmalarda, kalsiyum alım düzeyinin, kan basıncının tuza verdiği yanıtı etkileyebileceğine işaret edilmiştir. 3 küçük çalışmada, kalsiyum suplementasyonu yüksek sodyumlu bir diyetin kan basıncına olan etkisini azaltmıştır.

Kan basıncının kalsiyum suplementasyonuna verdiği yanıtı inceleyen randomize kontrollü çalışmaların alındığı bir meta-analizde, 1200 mg/gün kalsiyumun SKB ve DKB’nı anlamlı olarak 1.9 ve 1.0 mmHg düşürdüğü bulunmuştur. Düşük kalsiyum tüketen insanlarda ( 800 mg /gün) kan basınçları daha yüksektir. Bu çalışma hipertansiyonun önlenmesi için kalsiyumun yeterli alımını önermektedir.

1 g/gün’ü aşan kalsiyum dozlarının kan basıncı üzerinde daha ileri düzeyde bir etki sağlamadığı gösterilmiştir. Düşük kalsiyum alımına sahip bireylerde kan basıncına olan etkinin daha güçlü olması, kalsiyum yetersizliği bulunan bireylerde suplementasyonun kan basıncı üzerinde daha güçlü bir etki sağlayabileceğini göstermektedir.
Süt ürünleri ve sütün besin bileşenlerinin hipertansiyon riskiyle olan ilişkisini gösteren bir çalışmada, 45 yaşından büyük 28.886 Amerikalı kadın birey çalışmaya alınmıştır. Diyetle kalsiyum ve D vitamini alımı ile hipertansiyon riski azalırken, kalsiyum ya da D vitamini suplemanıyla kan basıncı değişmemiştir. Düşük yağlı süt ürünlerindeki 4 grup için de (süt, dondurma, yoğurt ve peynir) en yüksek alıma sahip bireylerle (günde 2 kere ≤) en düşük alıma sahip bireyler (ayda 1 kere >) karşılaştırıldığında, aradaki fark sadece süt ve yoğurt için anlamlı olmasına rağmen hipertansiyon riski yüksek alanlarda %10-15 arasında düşmüştür.

Magnezyumun kan basıncının önemli bir belirleyicisi olduğunu ileri süren kanıtların büyük kısmı tutarsızdır. Gözlemsel çalışmalarda, diyetle alınan magnezyum ve kan basıncı arasında ters bir ilişki olduğu yaygın bir bulgudur. 29 gözlemsel çalışmadan elde edilen analizlerde, diyetle alınan magnezyum ve kan basıncı arasında negatif bir ilişki saptanmıştır. Ancak, 20 çalışmanın yer aldığı bir meta-analizde, 1220 katılımcıya verilen 200-900 mg/gün (ortalama 550 mg/gün) magnezyum suplemanının kan basıncına belirgin bir etki yapmadığı bulunmuştur. Magnezyum suplemanındaki her 200 mg’lık artış sistolik kan basıncında 4,3 mmHg, diyastolik kan basıncında ise 2,3 mmHg azalma sağlamıştır ancak bu düşüşler anlamlı değildir. Tümüne bakıldığında, kan basıncını düşürmek açısından kalsiyum ya da magnezyum suplementasyonunu önermek için veriler yetersizdir.

Karbonhidrat

Karbonhidratların hem miktarı hem de türü kan basıncı üzerinde etkili olabilmektedir. Dünya geneline bakıldığında, karbonhidrattan zengin, düşük yağlı diyetleri tüketen çoğu populasyonda, Batı ülkelerine oranla kan basınçları daha düşüktür.
Hala, karbonhidrat alımının kan basıncına olan etkilerini inceleyen gözlemsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar tutarsızdır (birinde doğrudan ilişki, diğerinde ilişki yok ve bir diğerinde ise ters ilişki). Önceleri, karbonhidrat alımının artırılıp, toplam yağın azaltılması kan basıncını genellikle düşürmemiştir. Buna karşın, son olarak yapılan OmniHeart beslenme çalışmasında, DASH diyetine benzer sağlıklı bir diyette, karbonhidratların bir kısmı protein (yaklaşık yarısı bitkisel kaynaklı) ya da MUFA’lar ile değiştirildiğinde, kan basıncı azaltmıştır. Karbonhidratların bir kısmının protein ya da MUFA ile yer değiştirmesinin kan basıncı üzerindeki etkisi, OmniHeart çalışmasındaki karbonhidrattan zengin diyet ya da DASH diyetindeki büyük çaplı etkilerle karşılaştırıldığında daha hafiftir.

Bazı çalışmalar da kısa dönemli şeker tüketiminin kan basıncı üzerindeki etkilerini test etmiştir. Tüm çalışmalarda olmasa da, bazı çalışmalarda şeker tüketimi kan basıncını artırmıştır. Bir ağırlık kaybı çalışmasında, düşük glisemik indeksli bir diyet, standart yüksek glisemik indeksli bir diyetle karşılaştırıldığında kan basıncını daha fazla düşürmüştür. Genel olarak, karbonhidratların miktarı ya da türü hakkında bir öneri verilmesinden önce daha fazla çalışmaya gereksinim vardır.

n-3 PUFA Haricindeki Diğer Yağlar
Toplam yağ, doymuş yağları, omega-3 PUFA’ları, omega-6 PUFA’ları ve MUFA’ları içerir. Önceki çalışmalar toplam yağ alımının kan basıncı üzerindeki etkilerine odaklansa da, belirli yağ türlerinin (omega-3 vb) kan basıncını düşürebileceği ve bazılarının ise (doymuş yağlar vb) artırabileceği düşünülmüştür. Bu nedenle, tüketilen yağın türüne bağlı olarak, kan basıncına olan doğrudan etki olumlu ya da olumsuz olabilir.

Doymuş Yağlar

Çeşitli gözlemsel çalışmalar ve bazı klinik çalışmalar doymuş yağların kan basıncına olan etkilerini değerlendirmiştir. Prospektif çalışmaları da içeren pek çok çalışmada (Nurses Health Study ve Health Professional Follow-up Study) doymuş yağ alımı (besin tüketim sıklığı sonucunda enerji %’si olarak ifade edilen) hipertansiyon insidansıyla ilişkili bulunmamıştır. Mevcut bazı çalışmalarda, yalnızca doymuş yağ alımını azaltmaya odaklanan diyet müdahaleleri kan basıncı üzerinde anlamlı bir etki yapmamıştır. Çalışılan çoğu diyette doymuş yağlar azaltılırken, çoklu doymamış yağ içeriği de artırıldığından, kan basıncı üzerinde herhangi bir etkinin görülmemesi çoklu doymamış yağların da yararlı bir etki yapmadığını göstermektedir.

Omega-6 PUFA Alımı

Diyetle omega-6 PUFA alımının (Batı diyetlerinde başlıca linoleik asit) kan basıncı üzerinde çok az bir etkisi bulunmaktadır. Kan basıncı ile dokularda ve kandaki omega-6 düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalara bakıldığında, açık bir ilişki gözlenememiştir (8 çalışmada ilişki yok, 4 çalışmada ters ilişkili, 1 çalışmada pozitif ilişkili). Prospektif gözlemsel çalışmalar ve klinik çalışmalar da bu ilişkiyi desteklememiştir.

MUFA Alımı

Çok az sayıda çalışma MUFA alımı ve kan basıncı arasındaki ilişkiyi değerlendirmiştir. 7 kesitsel çalışmanın 5’i bir ilişki olmadığını belirlerken, Amerika’da yapılan 2 prospektif çalışmadan ikisi de MUFA alımının hipertansiyona etki etmediğini göstermiştir. Benzer şekilde, daha önce yapılan klinik denemelerden elde edilen bulgular, MUFA ve kan basıncı arasında bir ilişki olduğunu desteklememiştir. Ancak, daha sonra yapılan çalışmalar MUFA’lardan zengin bir diyetin kan basıncını düşürdüğünü göstermiştir. OmniHeart çalışmasında ise diyetteki karbonhidratların bir kısmı MUFA ile yer değiştirdiğinde kan basıncı düşmüştür. Tümüne bakıldığında, MUFA’ların artırılması ile kan basıncının düşürüldüğü görülse de, bu ilişki karbonhidratların azaldığı durumda gözlenmiştir. Bu nedenle, MUFA alımının tek başına kan basıncı üzerindeki etkisi kesin değildir.

Yağlı Tohumlar

Yağlı tohumların sık tüketimi düşük KKH ile ilişkilendirilmiştir. PREDIMED çalışmasında iki farklı Akdeniz diyetinin etkileri değerlendirilmiştir. Biri zeytinyağı ile desteklenmiş, diğeri ise karışık yağlı tohumlarla suplemente edilmiştir. Bu iki diyet düşük yağlı bir diyetin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu çalışma 2010’da tamamlanacaktır, ancak ilk 3 aylık sonuçları yayınlanmıştır. Buna göre, her iki Akdeniz diyetinde de, düşük yağlı diyetle karşılaştırıldığında SKB ve DKB’ları anlamlı olarak azalmıştır (zeytinyağı grubunda SKB: -5.9 mmHg, DKB: -1.6 mmHg; karışık yağlı tohum grubunda SKB: -7.1 mmHg, DKB: -2.6 mmHg). Hipertansiyon hastalarında ise her iki Akdeniz diyetinde SKB’ları daha fazla düşüş göstermiştir. (2)

Fındık tüketimi ve hipertansiyon ilişkisini konu alan prospektif bir çalışmada, ortalama yaşları 52 olan 15966 erkek bireyin besin tüketimleri ve kan basıncı durumları anket yolu ile öğrenilmiştir. Sonuçta fındık tüketimi ve akdeniz diyeti uygulamalarının kan basıncında 5.9 – 7.1 mmHg arasında azalma sağlayacağı bildirilmiştir.

Protein

Gözlemsel çalışmalardan elde edilen ve birbiriyle tutarlılık gösteren bulgular protein alımı ve kan basıncı arasında ters bir ilişki olduğunu göstermiştir. Son olarak, 2 büyük gözlemsel çalışmada (International Study on Macronutrients and Blood Pressure (INTERMAP) ve Chicago Western Electric Study) protein alımı ile kan basıncı arasında anlamlı ve ters bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu çalışmalarda, bitkisel kaynaklı protein düşük kan basıncıyla ilişkilendirilirken, hayvansal kaynaklı protein ile bir etki gözlenmemiştir. Ancak Hodgson ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada, karbonhidratların bir kısmı yağsız kırmızı etle yer değiştirdiğinde, hipertansiyon hastalarındaki kan basıncı ve diğer kardiyovasküler göstergeler azalmıştır. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, günde 35-40 g daha fazla yağsız kırmızı et tüketimi hipertansif bireylerde SKB’nı anlamlı olarak azaltmıştır.

Bazı çalışmalar da, artan protein alımının kan basıncı üzerindeki etkilerini incelemiştir. Tüm çalışmalarda olmasa da, bazı çalışmalarda soya suplementasyonu (karbonhidratla yer değiştirdiğinde) kan basıncını düşürmüştür. Son olarak, Çin’de yapılan büyük çaplı bir çalışmada karbonhidratla yer değiştirecek şekilde soya suplemanı verilerek protein alımı artırıldığında, kan basıncı düşmüştür. OmniHeart çalışmasında da, karbonhidratların bir kısmı proteinle yer değiştirdiğinde (yaklaşık yarısı bitkisel kaynaklı) kan basıncı düşmüştür.

Sonuç olarak, klinik çalışmalardan elde edilen veriler, karbonhidratlarla yer değiştirecek şekilde protein alımı artırıldığında, özellikle bitkisel kaynaklı, kan basıncı düşebilmektedir. Ancak, bu etkinin karbonhidrat alımının azaltılmasından mı yoksa protein miktarının artırılmasından mı kaynaklandığı belirgin değildir.

Kolesterol

Bazı çalışmalarda diyetle kolesterol alımının kan basıncına olan etkileri incelenmiştir. Bir çalışmada (Multiple Risk Factor Intervention Trial (MRFIT)) kolesterol alımı ile hem sistolik hem de diyastolik kan basıncı arasında anlamlı ve direk bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Kolesterol düşürücü etkisi bulunan bitkisel besinlerin bir kombinasyon şeklinde verilmesinin kan basıncı üzerindeki etkilerini değerlendirmek üzere bir çalışma yapılmıştır. 1 yıl boyunca bireylere tükettikleri tipik az yağlı diyete (enerjinin <%7 doymuş yağlardan ve <200 mg/gün kolesterol) ek olarak 1 g/1000 kkal bitkisel sterol, 22,5 g/1000 kkal soya proteini, 10 g/1000 kkal visköz posa ve 22,5 g/1000 kkal badem verilmiştir. Başlangıçta aylık ve daha sonraki dönemlerde 2 aylık aralıklarla 7-günlük besin tüketim kayıtları, kan basınçları ve vücut ağırlıkları izlenmiştir. Çalışmanın sonucunda bireylerin SKB ve DKB’ları sırasıyla -4.2 ± 1,3 mmHg ve -2,3 ± 0,7 mmHg düşmüştür. Diyeti uygulamaya başladıktan sonraki ilk 2 haftada kan basınçları düşmeye başlamış, 4. haftada ise stabil duruma gelmiştir. Yalnızca badem tüketimiyle ilişkili olan tavsiye kan basıncında anlamlı bir düşüş gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak kolesterol düşürücü bitkisel besinlerin birlikte alınmasının kan basıncının düşürülmesinde faydalı olabileceği gösterilmiştir.

C Vitamini

Çalışmalar artan C vitamini alımının ya da vücuttaki C vitamini düzeyinin düşük kan basıncıyla ilişkili olduğunu göstermiştir. 242 kadın üzerinde yapılan bir çalışmada (18-21 yaş) plazma C vitamini düzeyleriyle kan basıncı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Ness et al. tarafından yapılan bir derlemede, 14 çalışmadan 10’u plazma C vitamini ve kan basıncı arasında ters bir ilişki ve 4 çalışmadan 3’ü C vitamini alımıyla ters bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bir çalışmada, 500 mg C vitamini kan basıncı üzerinde bir etki yapmamıştır. Özetle, C vitamini alımındaki bir artışın kan basıncını düşürüp düşüremeyeceği henüz net değildir.

Soya

Bazı soya ürünleri kan basıncını düşürücü etki yapabilmektedir. Soyadaki izoflavonların mı yoksa soya proteinindeki amino asitlerin mi kan basıncı üzerinde etki yaptığı konusu belirsizdir. Birkaç çalışmada, soya suplementasyonu yapıldığında kan basıncında düzelme kaydedildiği gösterilmiştir, fakat Amerikan Kalp Derneği Beslenme Komitesi tarafından yapılan güncel bir derlemede yetersiz ve farklı sonuçlar elde edilmiştir. AHA’nın yaptığı bu derlemede soya proteiniyle birlikte izoflavonlar ve izole soya izoflavonları üzerine yapılan çeşitli çalışmalar da incelenmiştir ve kan basıncı üzerine anlamlı bir etkinin olduğu sadece bir çalışma bulunmuştur.

Kafein

Kafein alımı (özellikle kahveden) ve hipertansiyon arasında bir ilişki olsa da, kahve tüketiminin kan basıncı üzerindeki etkileri kahvenin tüketim zamanına bağlıdır. Genel olarak, kafein alımının hipertansiyondaki rolünün anlamlı olmadığı düşünülmektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kan Basıncına Sınırlı ya da Belirsiz Etki Yapan Diyetsel Faktörler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Dyt.Merve TIĞLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Dyt.Merve TIĞLI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Merve TIĞLI Fotoğraf
Uzm.Dyt.Merve TIĞLI
Ankara
Uzman Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi149 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Dyt.Merve TIĞLI'nın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,929 uzman makalesi arasında 'Kan Basıncına Sınırlı ya da Belirsiz Etki Yapan Diyetsel Faktörler' başlığıyla benzeşen toplam 58 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Dondurma Mart 2016
► Kışın Kilo Almayın Aralık 2014
► Harika Besin:Kinoa Mayıs 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:13
Top