1997'den Bugüne 73,123 Tavsiye, 24,343 Uzman ve 16,573 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Öfkenin Temelleri ve Öfke Kontrolü
MAKALE #7573 © Yazan Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK | Yayın Ekim 2011 | 4,239 Okuyucu
Freud’ yen görüşe göre bizim davranışlarımızı ve bilinçdışı işleyen sürecimizi arzularımız ve dürtülerimiz yönetir. Dürtülerin ise temel bir hedefi vardır ki, o da elemden kaçmak ve hazza ulaşmaktır. En genel tanımıyla bakacak olursak bütün psikoloji teorileri ve psikoterapi tekniklerinin özeti budur; kişinin nihai hedefi hazza ulaşmak, yani dürtülerin doyurulmasıdır. Freud’a göre dürtülerimizin doyurulması, ruhsal yapımız içindeki bir takım katmanların uyumlu çalışmasına bağlıdır. Yani ruhsal aygıtımızın içerisindeki 3 temel yapı taşı olan id, ego ve süper ego arasında herhangi bir uyumsuzluk olmaması gerekir.

İd ruhsal aygıtımızın en ilkel ve en erken oluşan kısmıdır. Yeni doğan bebeğin ruhsal aygıtında sadece id yapılaşmıştır. İd içten gelen bütün dürtülerin hemen, orada doyurulmasını ister. Yani id de zaman, mekan, nedensellik, empati, vicdan kavramları yoktur. İd sadece dürtülerin o an gerçekleşmesini ister. Eğer sadece idden gelen dürtülerin saf çıplak hali ile hareket ediyor olsa idik, canımız yemek çektiğinde ve bu yemeği alacak paramız olmadığında bunu hiç düşünmeden çalabilirdik. Fakat bizim ruhsal yapımızda idden sonra ego katmanı gelişmiştir.

Ego, bizim düşünen, akıl yürüten, muhakeme yapan, karar veren kısaca zihinsel işlevlerimizi yapan kısımdır. Egonun aynı zamanda idden gelen dürtüleri seçmek ayıklamak mantıklı bulduklarına izin vermek, izin vermediklerini ise birtakım savunma mekanizmaları ile engellemek gibi görevleri vardır.

Ruhsal aygıtın üçüncü katmanı olan süper ego ise bizim yasak, ayıp, günah gibi olgularımızı harekete geçirir. Daha genel bir dille söylemek gerekirse vicdanla ilgili eylemlerden süper ego sorumludur diyebiliriz. Bir örnek üzerinden açıklanacak olursa kişi acıkır, parası yoktur, id bunun çalınması gerektiğini söyler, ego çalmak bir suç olduğu için izin vermez; fakat kişi açtır, açlık dürtüsünün boşaltılması gerekmektedir. Bu durumda ya ego başka çözümler bulmak zorundadır; ya da kişi idden gelen dürtüleri uygulayacaktır. Fakat id doyurulduğunda bu kez süper egomuz devreye girecek ve bunun haksızlık ve ayıp olduğu ile ilgili bizi cezalandıracaktır. Bu durumda egonun güçlenmesi ve kriz durumlarında olgun savunma düzenekleri bulması kişinin elemden kaçması için ehemmiyet taşımaktadır. Bu gerçekleşmediğinde kişi ya kendisini ya da çevresindekileri cezalandıracaktır.

İşte öfkenin ortaya çıkış öyküsü temel olarak budur. Bizdeki en ilkel olan elem ve haz duyguları öfkenin başlangıç öyküsüdür.

Kişi elem yaşadığında, yani ego savunma düzenekleri idden gelen dürtüleri boşaltmakta yetersiz kaldığında, yani kişi engellendiğinde öfke ve saldırganlık hisseder. Peki bu engellenme durumları neleri kapsar, bunlara kısaca göz atacak olursak şöyle bir tablo ile karşı karşıya kalırız. Biz ne zaman duygusal bütünlüğümüzü, öz değerimizi, tehdit altında hissederiz, işte o zaman silahımız ortaya çıkar. O da öfkedir. Yani öz değerimizi onarmak kendimizi çevremizdekiler tarafından kabul ettirmek için öfkenin korumasına sığınırız.


Bizim fizyolojik ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonraki nihai amacımız toplum içinde değerli sevilen güçlü ve üstün bir kişi olma isteğimizdir. Çünkü kendimize olan saygımızın yani özsaygımızın korunması için bu gereklidir. Bu, toplum tarafından kabul görmüş birtakım değerlere ulaşmakla olur. Nedir bu değerler? Aşk, zenginlik, başarı, ün, unvan, şeref, güç, bilgi, güzellik gibi pek çok şey. Bu değerler, bize toplumun sunduğu ve “ne olmak” ile “nasıl olmakla” ilgili özdeşim kurduğumuz ideallerimizdir. Yani iyi bir işe sahip olmak, evlenmek, okulda başarılı olmak, iyi para kazanmak. Bunların hepsi toplum tarafından prestiji olan şeylerdir. Bizim yaşarken nihai amaçlarımızdan biri de bu emellere ulaşmak; ya da bunlara ulaşmaya dair umut etmektir. İşte ne zaman ki özdeşim kurduğumuz ideallere ulaşma çabamız veya umudumuz engellenir tehdit edilir o zaman öfke, nefret ve saldırganlık ortaya çıkar. Bir başka deyişle bu, duygusal bütünlüğe ulaşmamızın engellenmesi, kişiliğimizin yaralanmasıdır. Eğer bizim bu emellerimiz engellenir, saldırıya ve uğrar ve bizim için bir duygusal yaralanmaya yol açarsa biz öfkeleniriz.

Bu durumda öfke aslında üzerinde özenle durmamız gereken bir işaretçidir. Neye işaret eder: Öfkelenen kişinin hakkı yeniyor, istekleri ve talepleri dikkate alınmıyor ve doyurulmuyor, o kişinin kendisini ifade etmesine izin verilmiyor gibi. Aynı zamanda şunun da işaretidir ki bu kişinin engellenme hali uzun süre devam ederse kişi ya kendisine ya çevresine zarar verebilir.

Fakat öfke kaçınılması, olmaması gereken bir duygu değildir. Bütün insanlar engellenme karşısında öfke hisseder, bu doğaldır ve olması gereklidir. Bu öfke, doğru baş etme mekanizmaları ile kontrol edilebildiğinde kişi için yararlı olabilmektedir. Öfke kontrol mekanizmalarından bahsederken, öfkeyi hissetmemek ya da azaltmak gibi bir vaat oldukça ütopik ve bireyin doğasına da ters olacaktır. Önemli olan öfkeyi nerede nasıl kullanacağımızı bilmektir, diğer bir deyişle kendimize bir öfke yol haritası oluşturmaktır.

Öfke en genel tanımı ile doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Öfke diğer duygular gibi son derece doğal, evrensel ve sağlıklı olarak ifade edildiğinde yapıcı ve kişiler arası iletişimi düzeltici olabilen bir duygudur. Ancak öfke kontrol edilemeyen ve yıkıcı bir biçimde davranışlara yansıyarak saldırgan ve son derece tahrip edici tepkilere dönüşme potansiyeline sahiptir. Genelde insanlar öfke ile ilgili olarak ne kadar sıkıntıları olsa da genellikle bunu kabul edip konuyla ilgili yardım istemek yerine öfke ve benzen duygularını daha çok bastırmaya, inkar etmeye ve yok saymaya çalışırlar. Bir çok çalışmada sağlıklı biçimde ifade edilemeyen ve bastırılmaya çalışılan öfkenin ise kronik kalp damar hastalıklarına, baş ağrısına, yüksek tansiyona ve mide hastalıklarına yol açarak kışının fiziksel sağlığı için ciddi tehditler oluşturduğu tanımlanmaktadır. Öfkenin ne bastırılması ne de inkar edilmesi sağlıklı ve etkili bir ifade yolu olarak görülmemektedir. Sonuçta her tur öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici bir işlevi vardır. Dolayısıyla öfke organizmayı bir problem olduğunda uyarır ve kendisine zarar verici veya saldırgan davranma eğiliminden kişiyi haberdar etmede etkin bir rol oynar. Öfkenin sağlıklı olarak yaşanıp ve yönetilebilmesi için kabul edilmesi, nedenlerinin ve biçiminin anlaşılması ve kesinlikle saldırgan biçimlerde ifadesinin kontrol edilmesi gereklidir.


Görüldüğü gibi öfke sağlıklı bir şekilde başa çıkıldığında organizma için harekete geçirici güç olurken, kontrol edilemediğinde ise oldukça yıkıcı ve tahrip edici olabilmektedir. Öfke, kişiyi alarm durumuna geçiren, yeni öğrenmeler için bir motivasyon sağlayan ve sağlıklı baş edilebildiğinde kişiyi koruyan bir duygudur. Fakat kontrol edilemediğinde, bir problem çözme aracı, başkalarını suçlama ya da haklı olma aracı olarak kullanılır, işte bu öfkenin yanlış kullanıldığı ve hem kendimize, hem de kişisel ilişkilerimize tahrip verdiği durumdur. Özetle öfke kontrol edilemediğinde sosyal ilişkilerden kaçınma, strese bağlı fizyolojik rahatsızlıklar, saldırganlık ve depresyon gibi patolojik tabloları da beraberinde getirmektedir.


Öfke kontrol metotlarından bahsedecek olursak, en birincil alınacak önlem öfkenin hemen öncesinde ve öfke anında bunun kaynağını bulmaktır. Temeldeki neden bulunduğunda, çoğu zaman hissettiğimiz öfkenin büyük bir kısmı yok olmaktadır. Ayrıca gevşeme egzersizleri, nefes egzersizleri, alternatif düşünce yolarlı geliştirme gibi çözümler bulunabilir. Öfke kronik bir hal aldı ve kişinin yaşantısında tahriplere, kısıtlamalara yol açıyor ise psikoterapi önerilmektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Öfkenin Temelleri ve Öfke Kontrolü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK Fotoğraf
Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK
İstanbul
Psikolog
Psikolog/Psikoterapist/Ergen Yetişkin Psikoterapisti/EMDR uygulayıcısı/Oyun terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi122 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK'in Makaleleri
► Öfke Nedir? Öfke Kontrolü Mümkün mü? Uzm.Psk.Yalçın YILMAZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,573 uzman makalesi arasında 'Öfkenin Temelleri ve Öfke Kontrolü' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kontrol Etme Hastalığı Eylül 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:20
Top