TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



ÖFKENİN TEMELLERİ VE ÖFKE KONTROLÜ

Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK Fotoğraf
Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi79 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 15 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi Var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 2159,

* Yayın Tarihi : 11-10-2011 - 00:10 (1046 gün önce),

* Ortalama Günde 2.06 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7723 , Kelime Sayısı : 1024 , Boyut : 7.54 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK hakkında söyledikleri:
Berna hanımla yaklaşık 3 ay önce tanıştım panik atak hastasıyım ve yıllardır tedavi gördüm hayatımdaki tüm güzelliklerden vazgeçtiğim aklımı yitirdiğimi yaşamamın bir anlamı olmadığına inanmıştım adeta .. Taki berna hanımla tanışana ve tedaviye başlayıncaya kadar kendisiyle terapilere başladığımız andan itibaren canı yakın samimi kişiliği önce güven verdi bana inanmayı ve iyi olmayı istedim ... Bunun bir hastalık olduğuna aşılabilir olduğuna inandım ve 3. terapide hayatımı geri sayarak yeniden yaşamaya başladım.. Berna hanım benim için güven hayatta edinilebilinicek en iyi dost oldu doktorl... [DEVAMI..]
(fatma rxx, Danışan, 22-04-2013)

yaklaşık 9 ay önce internet aracılığı ile başladı seanslarımız kişilik bozukluğu ile ilgili terapi alıyorum gerçekten inanılmaz biri cana yakın sürekli motive eden bir ardadaş sırdaş gibi ikili ilişkilerde inanılmaz bir sekilde düzelme oldu berna hanımdan çok memnunum hayata bakış açım değişti ve sürekli olumlu şekilde değişmeye de devam ediyor gerek iş gerekse özel hayatımda çok iyi sonuçlar alıyorum daha da iyi olacağı biliyorum teşakürler Berna GÖRGÜLÜ herkese tavsiye ediyorum.
(a.d, Danışan, 31-10-2012)

Mrb ben ersin.Üç ay önce panik atak hastası olduğumu öğrendim birden hayatım zindan oldu.otobüse binemez kafelere kapalı mekanlara giremezdim.hatta bir ara aklımı kaybettiğimi düşündüm.sonra bir arkadaşımın tavsiyesiyle Berna hanıma gittim Üç seans sonra korkularımı yenmeye başladım.berna hanım benimle çok ilgilendi,yaşadığım duyguları paylaştı.şimdi panik atak artık gelmiyor her yere rahat gidebiliyorum.hayata yeniden gelmiş gibi.berna hanım benim kahramanım...
(ersin, Danışan, 12-10-2012)

Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
ÖFKENİN TEMELLERİ VE ÖFKE KONTROLÜ

Freud’ yen görüşe göre bizim davranışlarımızı ve bilinçdışı işleyen sürecimizi arzularımız ve dürtülerimiz yönetir. Dürtülerin ise temel bir hedefi vardır ki, o da elemden kaçmak ve hazza ulaşmaktır. En genel tanımıyla bakacak olursak bütün psikoloji teorileri ve psikoterapi tekniklerinin özeti budur; kişinin nihai hedefi hazza ulaşmak, yani dürtülerin doyurulmasıdır. Freud’a göre dürtülerimizin doyurulması, ruhsal yapımız içindeki bir takım katmanların uyumlu çalışmasına bağlıdır. Yani ruhsal aygıtımızın içerisindeki 3 temel yapı taşı olan id, ego ve süper ego arasında herhangi bir uyumsuzluk olmaması gerekir.

İd ruhsal aygıtımızın en ilkel ve en erken oluşan kısmıdır. Yeni doğan bebeğin ruhsal aygıtında sadece id yapılaşmıştır. İd içten gelen bütün dürtülerin hemen, orada doyurulmasını ister. Yani id de zaman, mekan, nedensellik, empati, vicdan kavramları yoktur. İd sadece dürtülerin o an gerçekleşmesini ister. Eğer sadece idden gelen dürtülerin saf çıplak hali ile hareket ediyor olsa idik, canımız yemek çektiğinde ve bu yemeği alacak paramız olmadığında bunu hiç düşünmeden çalabilirdik. Fakat bizim ruhsal yapımızda idden sonra ego katmanı gelişmiştir.

Ego, bizim düşünen, akıl yürüten, muhakeme yapan, karar veren kısaca zihinsel işlevlerimizi yapan kısımdır. Egonun aynı zamanda idden gelen dürtüleri seçmek ayıklamak mantıklı bulduklarına izin vermek, izin vermediklerini ise birtakım savunma mekanizmaları ile engellemek gibi görevleri vardır.

Ruhsal aygıtın üçüncü katmanı olan süper ego ise bizim yasak, ayıp, günah gibi olgularımızı harekete geçirir. Daha genel bir dille söylemek gerekirse vicdanla ilgili eylemlerden süper ego sorumludur diyebiliriz. Bir örnek üzerinden açıklanacak olursa kişi acıkır, parası yoktur, id bunun çalınması gerektiğini söyler, ego çalmak bir suç olduğu için izin vermez; fakat kişi açtır, açlık dürtüsünün boşaltılması gerekmektedir. Bu durumda ya ego başka çözümler bulmak zorundadır; ya da kişi idden gelen dürtüleri uygulayacaktır. Fakat id doyurulduğunda bu kez süper egomuz devreye girecek ve bunun haksızlık ve ayıp olduğu ile ilgili bizi cezalandıracaktır. Bu durumda egonun güçlenmesi ve kriz durumlarında olgun savunma düzenekleri bulması kişinin elemden kaçması için ehemmiyet taşımaktadır. Bu gerçekleşmediğinde kişi ya kendisini ya da çevresindekileri cezalandıracaktır.

İşte öfkenin ortaya çıkış öyküsü temel olarak budur. Bizdeki en ilkel olan elem ve haz duyguları öfkenin başlangıç öyküsüdür.

Kişi elem yaşadığında, yani ego savunma düzenekleri idden gelen dürtüleri boşaltmakta yetersiz kaldığında, yani kişi engellendiğinde öfke ve saldırganlık hisseder. Peki bu engellenme durumları neleri kapsar, bunlara kısaca göz atacak olursak şöyle bir tablo ile karşı karşıya kalırız. Biz ne zaman duygusal bütünlüğümüzü, öz değerimizi, tehdit altında hissederiz, işte o zaman silahımız ortaya çıkar. O da öfkedir. Yani öz değerimizi onarmak kendimizi çevremizdekiler tarafından kabul ettirmek için öfkenin korumasına sığınırız.


Bizim fizyolojik ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonraki nihai amacımız toplum içinde değerli sevilen güçlü ve üstün bir kişi olma isteğimizdir. Çünkü kendimize olan saygımızın yani özsaygımızın korunması için bu gereklidir. Bu, toplum tarafından kabul görmüş birtakım değerlere ulaşmakla olur. Nedir bu değerler? Aşk, zenginlik, başarı, ün, unvan, şeref, güç, bilgi, güzellik gibi pek çok şey. Bu değerler, bize toplumun sunduğu ve “ne olmak” ile “nasıl olmakla” ilgili özdeşim kurduğumuz ideallerimizdir. Yani iyi bir işe sahip olmak, evlenmek, okulda başarılı olmak, iyi para kazanmak. Bunların hepsi toplum tarafından prestiji olan şeylerdir. Bizim yaşarken nihai amaçlarımızdan biri de bu emellere ulaşmak; ya da bunlara ulaşmaya dair umut etmektir. İşte ne zaman ki özdeşim kurduğumuz ideallere ulaşma çabamız veya umudumuz engellenir tehdit edilir o zaman öfke, nefret ve saldırganlık ortaya çıkar. Bir başka deyişle bu, duygusal bütünlüğe ulaşmamızın engellenmesi, kişiliğimizin yaralanmasıdır. Eğer bizim bu emellerimiz engellenir, saldırıya ve uğrar ve bizim için bir duygusal yaralanmaya yol açarsa biz öfkeleniriz.

Bu durumda öfke aslında üzerinde özenle durmamız gereken bir işaretçidir. Neye işaret eder: Öfkelenen kişinin hakkı yeniyor, istekleri ve talepleri dikkate alınmıyor ve doyurulmuyor, o kişinin kendisini ifade etmesine izin verilmiyor gibi. Aynı zamanda şunun da işaretidir ki bu kişinin engellenme hali uzun süre devam ederse kişi ya kendisine ya çevresine zarar verebilir.

Fakat öfke kaçınılması, olmaması gereken bir duygu değildir. Bütün insanlar engellenme karşısında öfke hisseder, bu doğaldır ve olması gereklidir. Bu öfke, doğru baş etme mekanizmaları ile kontrol edilebildiğinde kişi için yararlı olabilmektedir. Öfke kontrol mekanizmalarından bahsederken, öfkeyi hissetmemek ya da azaltmak gibi bir vaat oldukça ütopik ve bireyin doğasına da ters olacaktır. Önemli olan öfkeyi nerede nasıl kullanacağımızı bilmektir, diğer bir deyişle kendimize bir öfke yol haritası oluşturmaktır.

Öfke en genel tanımı ile doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Öfke diğer duygular gibi son derece doğal, evrensel ve sağlıklı olarak ifade edildiğinde yapıcı ve kişiler arası iletişimi düzeltici olabilen bir duygudur. Ancak öfke kontrol edilemeyen ve yıkıcı bir biçimde davranışlara yansıyarak saldırgan ve son derece tahrip edici tepkilere dönüşme potansiyeline sahiptir. Genelde insanlar öfke ile ilgili olarak ne kadar sıkıntıları olsa da genellikle bunu kabul edip konuyla ilgili yardım istemek yerine öfke ve benzen duygularını daha çok bastırmaya, inkar etmeye ve yok saymaya çalışırlar. Bir çok çalışmada sağlıklı biçimde ifade edilemeyen ve bastırılmaya çalışılan öfkenin ise kronik kalp damar hastalıklarına, baş ağrısına, yüksek tansiyona ve mide hastalıklarına yol açarak kışının fiziksel sağlığı için ciddi tehditler oluşturduğu tanımlanmaktadır. Öfkenin ne bastırılması ne de inkar edilmesi sağlıklı ve etkili bir ifade yolu olarak görülmemektedir. Sonuçta her tur öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici bir işlevi vardır. Dolayısıyla öfke organizmayı bir problem olduğunda uyarır ve kendisine zarar verici veya saldırgan davranma eğiliminden kişiyi haberdar etmede etkin bir rol oynar. Öfkenin sağlıklı olarak yaşanıp ve yönetilebilmesi için kabul edilmesi, nedenlerinin ve biçiminin anlaşılması ve kesinlikle saldırgan biçimlerde ifadesinin kontrol edilmesi gereklidir.


Görüldüğü gibi öfke sağlıklı bir şekilde başa çıkıldığında organizma için harekete geçirici güç olurken, kontrol edilemediğinde ise oldukça yıkıcı ve tahrip edici olabilmektedir. Öfke, kişiyi alarm durumuna geçiren, yeni öğrenmeler için bir motivasyon sağlayan ve sağlıklı baş edilebildiğinde kişiyi koruyan bir duygudur. Fakat kontrol edilemediğinde, bir problem çözme aracı, başkalarını suçlama ya da haklı olma aracı olarak kullanılır, işte bu öfkenin yanlış kullanıldığı ve hem kendimize, hem de kişisel ilişkilerimize tahrip verdiği durumdur. Özetle öfke kontrol edilemediğinde sosyal ilişkilerden kaçınma, strese bağlı fizyolojik rahatsızlıklar, saldırganlık ve depresyon gibi patolojik tabloları da beraberinde getirmektedir.


Öfke kontrol metotlarından bahsedecek olursak, en birincil alınacak önlem öfkenin hemen öncesinde ve öfke anında bunun kaynağını bulmaktır. Temeldeki neden bulunduğunda, çoğu zaman hissettiğimiz öfkenin büyük bir kısmı yok olmaktadır. Ayrıca gevşeme egzersizleri, nefes egzersizleri, alternatif düşünce yolarlı geliştirme gibi çözümler bulunabilir. Öfke kronik bir hal aldı ve kişinin yaşantısında tahriplere, kısıtlamalara yol açıyor ise psikoterapi önerilmektedir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"ÖFKENİN TEMELLERİ VE ÖFKE KONTROLÜ" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Berna GÖRGÜLÜ ÇELİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Gerçek Sevgi Tüm Alternatiflerimizin Önüne Geçer , Ümit AKÇAKAYA
  • Güncel Olayları Süzmeğe Yarayan Bir Taslağa Sahip Olmanın Yararları , İlkten ÇETİN
  • Aileler İçin Etkili İletişim: Kendimizi Nasıl İfade Edelim , Ural NADİR
  • İlk Gece Korkusu , Kamil DAYI
  • “hayatta En Acıklı Şey, Bir İnsanın Problemin Kendinden Kaynaklandığını Görememesidir.” , Ümit AKÇAKAYA
  • Sabır , İlkten ÇETİN
  • Aileler İçin Etkili İletişim: Etkin Dinleme Becerileri , Ural NADİR
  • Çocuk Ve Ergenlerde Sosyal Fobi , Gözde ÖZÇİÇEK KALA
  • Yansıtma Ve Ayna Olabilmek Üzerine... , Ümit AKÇAKAYA
  • Hayatımızda Odaklanma , İlkten ÇETİN
  • Çocuğumu Cinsel İstismardan Nasıl Korurum? , M. Evren HOŞRİK
  • Bir Cinin Tutsağı Mısınız, Yoksa, Ruhunuz Çığlık Mı Atıyor? , M. Evren HOŞRİK
  • Karabasan Nedir? , M. Evren HOŞRİK
  • Dürüstlük , İlkten ÇETİN
  • Alzheimer Tipi Demans Hastaları Ve Hafif Bilişsel Bozukluğu Olan Hastalar İle Sağlıklı Yaşlı Bireylerin Dikkat Ve Yönetici İşlevlere İlişkin Nöropsikolojik Test Profilleri Açısından Karşılaştırılması , Gözde EMİK AKSOY
  • Bilinçdışımız Bize Bir Yanılsamayı Yaşatır. , Ümit AKÇAKAYA
  • Öfke Yönetimi , Şeyma ATASOY
  • Mükemmeliyetçilik , Şeyma ATASOY
  • Korkularımız , Şeyma ATASOY
  • İşyerinde Psikolojik Taciz: Mobbing , Şeyma ATASOY
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    01:00
    Top