2007'den Bugüne 85,241 Tavsiye, 26,655 Uzman ve 18,979 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaşamımızı Uzatmak İçin Stresi Tanımak ve Mücadele Etmek - Stres Eğitimi
MAKALE #2955 © Yazan Psk.Halil TÜRKMEN | Yayın Nisan 2009 | 5,047 Okuyucu
YAŞAMIMIZI UZATMAK İÇİN STRESİ TANIMAK VE MÜCADELE ETMEK
STRES STRESE KARŞI DAYANIKLILIK VE STRESE EĞİLİMİ

Evrende yaşayan her bireyin insan olmasının gerektirdiği temel görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Toplumun bir parçası ve toplumda bir birey olarak, her bireyin yakın çevresinden başlayarak, toplumun diğer katmanlarına, kendi ülkesine ve dünya ülkelerine karşı uzayan bu görev, sorumluluk ve yükümlülükler; dünya üzerinde birlikte, el ele, barış ve mutluluk içinde bir arada yaşamak için yapılması gereken temel görevlerdir. Bu nedenlerle bireylerin, yaşam sürecinde; insan olarak, başta kendilerine, daha sonra toplumun bir ferdi olarak, ailesine, yakın çevresine ve alanı daha da genişleterek; uzak çevresine, ülkesinin tüm bireylerine ve dünya üzerindeki ulus ailelerine ve insanlık alemi dışında ki tüm canlılara karşı görev, sorumluluk ve yükümlülüklerimiz olduğunu unutmamalıyız. Çünkü bu yaşam bizim, bu ülke bizim, bu dünya bizim, bu evren bizim….

Çağımızda, evrendeki sırların çözülmeye başlandığı dönemleri yaşamaktayız. Yakın gelecekte, evrenin sırları çözüldükçe; aklın ve mantığın sınırlarını aşacak derecede geniş ve büyük bir evrende yaşamanın olumu sonuçları ile birlikte; olumsuz sonuçlarına da katlanma zorunluluğunu, tüm benliğimizde hissedeceğiz. Bu süreçte, bilimin, teknolojinin, iletişimin, enformasyonun, bilişimin, kitle iletişim araçlarının vb baş döndürücü hızla gelişmesi; bireylerin ve toplumların bu baş döndürücü ve çok hızlı değişim ve gelişimlere ayak uydurma ve uyum sağlama sorunlarını da birlikte getirecektir. Bu baş döndürücü biçimdeki hızlı değişim ve gelişimler, sonucu yapılan keşifler ve icatlar “Her şeyin makineleşmesi sonucu, insan ilişkileri ve iletişimindeki yalnızlıkların ve bireysellikleri ön plana çıkaracaktır. Geçmişteki sürü, klan yada topluluklar biçiminde yaşamanın zorunlulukları ortadan kalkarak, bireysellikleri ve bireysel ilişkileri gündeme taşıyacaktır.” başta bireylerin, ailenin, toplumun ve evrendeki tüm insanların; bireysel, sosyal ve toplumsal uyum sorunlarına yol açmakla kalmayacak, bireysel sorunların yoğun şekilde yaşamasını, kaçınılmaz hale getirecektir.

Benzer durumu daha basit bir biçimde tahlil edebilmek için bilim, teknoloji ve bunlara bağlı diğer gelişmelerin, erişmediği ve uygarlığın girmediği bölgelerden uygarlık ve medeniyetin çok az eriştiği ve yaşandığı ülkelerden, çok üst seviyelerde yaşanan bir ülkeye gitmek durumunda kalan bireyin yada kırsal yörelerden, gelişmekte olan veya çok gelişmiş illere gitmek ve yerleşmek durumunda kalan ailelerin ve bireyin durumunu düşündüğümüzde veya karşılaştırdığımızda; bu farklı ortamlarda yaşanacak uyum ve diğer bir sorunla; başa çıkmak, üstesinden gelmek ve alışmak belirli bir süreçle birlikte sorunlara yol açacaktır. Daha farklı yada aklımızın almadığı derecede büyük farklılıklar olasılığını dikkate aldığımızda, çıkabilecek bu tür sorunları kıyaslayıp, tahlil ettiğimizde ne kadar şiddetli, yeğin ve yoğun heyecan, kaygı, stres ve sorunlarla baş başa kalacağımız ve yaşayacağımız konusunu şu an hayal ediyorsam, gelecekte bu gerçeklikleri yaşayacak ve bu makaleyi okuyacakların takdirlerine bırakıyorum.

Geldiği ve içinde yaşadığı çevreden çok farklı yapıdaki, yeni çevrenin koşullarına uyum sağlaması, canlılığını koruyarak, varlığını etkilemeden sürdürmesi başlangıçta çok zor ve güç olacaktır. Bireyin uyum sorunları süreç içinde kendisini aşarak, ailesine, yakın çevresine ve diğer bireylere doğru genişlemesi kaçınılmaz hale gelecektir. Bireyin, sorumluluk alanı genişledikçe, karşı karşıya olduğu güçlükler ve zorlukların da şiddeti artacaktır. İşte, yukarda belirtilen hızlı değişimler, gelişmeler ve belirttiğimiz durumlar ve koşullar düşünüldüğünde; insan yaşamını olumsuz etkileyen bu ve benzeri durum ve koşullardan daha büyük bir stres kaynağı olabilir mi?
Zaman zaman bu zorluk, güçlük, uyum, sorumluluk, görev ve yükümlülüklerle bireyin kişiliği olumsuz etkilenmeden; mücadele ederek çözümlediği durumlar kadar, çözümleyemediği ve üstesinden gelemeyeceği güçlükler ve zorluklar yaşaması sonucu; psikolojik sorunlar yada psikolojik sorunlardan biri olan stres yaşaması kaçınılmaz hale gelecektir. Bireylerin, bu tür olaylar ve durumlar karşısında tehlikeli ve tehdit eden bir durum hissettiğinde, organizma bu olumsuz durum ve koşullardan kurtulmak ve varlığını korumak için harekete geçer, mücadele eder ve çaba gösterir. Organizma varlığını, “ tehlike, korku, yoğun heyecan, tehdit, endişe, yoğun kaygı, belirsiz durumlar vb.” hissettiği veya geliştirdiği durumlardan; korunmak için olumlu yada olumsuz tepkilerde bulunur.
İşte bizi korkutan, endişelendiren, yoğun heyecan yada kaygı yaratan, tehlikede olduğumuzu hissettiren, tehdit altında bırakan yada belirsizliklere yol açan; koşullardan ve duygulardan korunmak ve kendimizi kurtarmak için kaçma, uzaklaşma tepkilerinde bulunur veya bu durumu kabullenmeyerek, olumsuzlukları ortadan kaldırmak için mücadele ederiz. Bazen de bu durumlardan kurtulmak için belirli bir çaba gösterme sonrası, bu durumu kabullenip, geriye çekilerek, baş etme ve mücadele etme gücünü kendimizde bulamayabiliriz. Kısacası insanın baş etme yeteneğini aştığı zorlanma durumları ili karşılaşması oranında, stres yaşaması kaçınılmaz bir hal alacaktır.
Diğer değişle, evrendeki tüm canlı organizmaların; dışarıdan gelen bu olumsuz durumlara, olaylara, tehlikelere ve tehditlere karşı; bilinçli yada bilinçsiz geliştirdiği bu tepkilere karşı, insan dediğimiz duygusal ve sosyal varlık, kendi varlığını bu tehlikelerden korumak için çoğu zaman bilinçli, bazen de bilinçsizce tepkiler verir. Savunma mekanizmaları kullanabilir.
İnsan oğlunun doğumdan, büyüyüp, geliştiği yaşam evreleri ve ölüme kadar ki süreçlerin, “Gelişim Dönemleri” her hangi bir anında, aşamasında yada zaman diliminde beslenme, “açlık, susuzluk” barınma, korunma, cinsel, uyku vb. temel ihtiyaçlarının “ Fizyolojik Dürtüler” giderildiği oranlarda sorun çıkmamasına karşın, organizmanın canlılığını korumak ve yaşamının devamlılığını sağlamak için gerekli bu temel ihtiyaçlarını karşılayıp, giderememesi oranında, kendini tehlikede hissedecektir. “Fizyolojik dürtüler ve tepkiler, heyecan, bazen de kaygı anındaki tepkilere benzer şekilde ortaya çıkar ve heyecan ve kaygı anında yaşanan durumlar yaşanır yada yaşanabilir. ”İşte insan organizmasının verdiği bu otomatik tepkiler, stresin bedensel yada fizyolojik boyutunu oluşturur. Organizmanın verdiği bu fizyolojik yada bedensel tepkilere FİZYOLOJİK STRES veya stresin “ Fizyolojik yada Bedensel Boyutu” da diyebiliriz.

Fizyolojik yada Bedensel Stres, organizmayı olumsuz etkileyerek, dengesinde önemli değişmelere yol açar. Bu değişimlere bağlı olarak, otomatik olarak harekete geçen böbrek üstü, bezi, anında adrenalin denilen salgıyı salgılar. Bu salgının bileşimindeki maddeler kana karıştıklarında kalbin hızlı ve daha güçlü atmasına neden olur. Bunun sonucu akciğerlerin daha fazla harekete geçmesine “ hızlı ve güçlü nefes alıp, verme olayı” neden olur. “Onun için bu durumlarda doğru nefes alma tekniği,diyafram nefesi önerilir.” Böbrek üstü, hipofiz, tiroit vb bezlerin salgıladığı, salgılar ve enzimler; organizmanın bağışıklık sistemlerini tetikleyerek, organizmayı olumsuz etkiler. Bu durumda göz bebekleri büyür, ürperti yada titreme durumu oluşur, avuç içi terler, kan şekeri, şeker düzeyi ve tansiyon yükselir. Kolesterol dengesi bozulur. Tüm bu değişiklikler, organizmanın tehlikelere karşı baş etmek için geliştirdiği otomatik tepkilerdir. Bağışıklık sistemlerinin direnci ve mücadele gücü zayıflayarak, organizmamızın dengesi bir anda bozulur. Organizmada oluşan bu denge bozuklukları sonucu, kalbimizin ritmik artışları etkilenerek, şeker hastalığını, hipertansiyonu, kolesterol artışını, kalp krizlerini ortaya çıkarır. Beyne daha fazla oksijen ve kanın gitmesi sonucu, kalbimizde, diğer hayati organlarımız ve sistemlerimizde olumsuz durumlar ve sorunlar yaşanabilir.
Stresi, psikolojik boyutları ile bir süreç olarak irdelediğimizde, olayları, olguları, durumları; bireylerin algılamaları, anlamlandırmaları, duygu ve düşünceleri ile yorumlamaları ve değerlendirmeleri vb. birden çok boyutun devreye girdiği görülür. Organizma, strese olumsuz tepkiler verdiği oranda stres kaçınılmaz hal alacak ve birey o derecede psikolojik stres yaşayacaktır. Organizmanın, olumlu tepkiler verdiği oranda, stresin ortaya çıkmadığını ve organizmayı olumsuz etkileyecek düzeylerde yaşanmadığını görürüz.
Yukarda belirttiğim tepki durumlarının ayrıntılı incelenmesi sonucu; organizma, dış çevreden gelen ve onu etkileyen olumsuz durumları ve koşulları başlangıçta yanlış algılamaktadır. Sanki stresin nedeni yaşanan tüm bu olumsuz etkilermiş gibi algılanır. Aslında stresi oluşturan olaylar bireyden, bireye değişiklikler göstermektedir. Bu durum, olayları bireyin nasıl algıladığı, nasıl anlamlandırdığı, duygu ve düşüncelerine nasıl yansıdığı vb. tepki biçimlerinin strese neden olduğu yada olmadığı sonucunu çıkarmamızı sağlamaktadır.
Bireylerin yaşamını sürdürürken “Çocuğun, aile, akran ve arkadaş ilişkilerindeki olumsuzluklar ve sorunlar; öğrencinin okul ortamlarındaki eğitim sistemi, öğretmen tutum ve davranışları, öğretim biçimleri, başarısızlık, disiplin vb. olumsuz koşullar ve sorunlar; Çevrede, toplum içinde bir yerinin olmaması ve kendini değersiz hissettirici tutum ve davranışlar; iş ortamlarındaki olumsuzluklar, yaşadığı kişisel, ailevi ve çevresel sorunlar, sosyal, iletişimsel ve ekonomik sorunlar vb. busorunların yarattığı güçlükler, gerilimler, zorluklar ve olumsuz koşullar; kısacası yaşamımızın her anında başımıza gelen tehlikeli durumlar ve olumsuz koşulların; bizi etkilediği şiddette ve algılama, anlamlandırma biçimiyle, düşüncelerimizde yer ettiği oranda, birer stres kaynağıdır. Stresin bu boyutuna, Psikolojik Boyutu yada PSİKOLOJİK STRES “ adını vermemiz yanlış bir tanımlama olmaz.
Stresin gerek fizyolojik yani bedensel, gerekse psikolojik boyutlarının, bireyleri etkilediği oranlarda; stres daha yoğun hissedilip, organizmayı etkilenmekte; organizmanın vereceği, bedensel ve psikolojik tepkilerin yoğunluğu ile ilişkili, stres durumu yoğun yaşanabilecektir.Yaşamın koşulları zorlaştığı ve güçlükleri arttığı ve süreklilik kazandıkları oranlarda, bireyin stresi algılaması, vereceği tepkiler, “ algılama, anlamlandırma, tutum, tavır, davranış ve düşünce” biçimlerinin de oranlarında artışla birlikte; gerilimler, korkular, tehlikeler ve tehditler, endişeler, kaygılar, belirsizlikler vb” oranlarında da artış göstererek, şiddetli ve yoğun stres durumlarında, organizmayı tahrip gücü yüksek hissedileceğinden; bu etki organizma da iz bırakarak, kalıcı hasarlar oluşturacaktır. Stresin şiddeti ve yoğunluğunun daha az yada hafif hissedilmesi durumlarında, organizmada daha düşük düzeyde tahribat yaparak, daha az hasar bırakmasına ve etkilemesine neden olacaktır.
Bazen de organizmanın strese dayanıklı olması, stresin oluşturduğu olumsuz koşulları, kontrol altına alarak maniple etmesi ve iyi yönetmesi sonucustres oluşsa bile çok hafif atlatılarak, normal yaşamına devam edebilecektir. Yoğun stres durumları ve özellikle süreklilik sağlayan stres durumlarında; vücudun bağışıklık sitemleri dirençsiz kalarak, yukarıda belirttiğim bazı sağlık sorunlarının, bireyin içinde bulunduğu yaştan önce yani daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına “ Halsizlik ve bitkinlik problemlerinin artmasına, hipertansiyonun ortaya çıkmasına ve kolesterol düzeylerini arttırarak, ciddi sağlık sorunlarının yaşanmasına yol açmakla kalmayarak; şekerin yükselerek, şeker hastalığının ortaya çıkmasına, mide, böbrek, kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasına ve durağan hastalıkları tetikleyerek, psikosomatik rahatsızlıkların” erken yaşlarda, ortaya çıkmasına “ Diğer değişle bazı hastalıkların, ortaya çıkmasını tetikleyerek; gereken yaşlardan önce ortaya çıkmasına “ yol açmaktadır. Ayrıca uyku anında diş gıcırdatma, horlama, korku kaynaklı kabus dolu rüyalar sonucu kan ter içinde kalarak uyanma, uykusuzluk problemleri çekme vb. sorunların ortaya çıkmasını; yoğun ve uzun süreli stres durumları tetiklemektedir.
Tüm bu olumsuz koşulların sonucunda, stres bireyde fizyolojik “bedensel, biyolojik” değişikliklerle birlikte, psikolojik tepki ve değişikliklere de neden olur. Stresin şiddeti, yoğunluğu, sürecin uzunluğu ile orantılı olarak o kadar çok etkilenir ki; organizma ve bağışıklık sistemlerini felce uğratarak, vücudun dengesinin bozulmasına; bir çok durağan hastalıklara davetiye çıkararak, psikosomatik rahatsızlıklar ve diğer hastalıkları tetikleyerek; daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına sebep olur. Yukarda belirttiğim bedensel ve psikolojik etkilerle organizma daha şiddetli etkilenerek, hayati organlarımız uğradıkları hasar ve tahribatlar sonucu, körelerek “dumura uğrayarak”, görevlerini yapamayacak hale gelebilirler. Sürecin uzaması sonucu, yukarda belirtilen stresin organizmadaki olumsuz etkileri ve ortaya çıkardığı hastalıkların daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına ve organizmada kalıcı hasarlar bırakmasına sebep olabilir. Bu nedenlerle, bir çok soruna ve psikosomatik rahatsızlıklara yol açan stresi en az tahribatla atlatmak ve yaşamımızı olumsuz etkileyerek, tutsak almasına izin vermemek için stresi önemsememiz, iyi tanımamız, yol açan faktörleri kontrol altına almamız ve iyi yönetmemiz halinde, strese dirençli ve dayanıklı olmakla kalınmayacak; stresin bizi alt etmesine ve tutsak almasına izin vermemiş olacağız.

Sonuç olarak stresin etkisi, stresin yoğun yaşanması, hafif yaşanması yada yaşanmaması; stresin bireyleri etkileme gücü, şiddeti ve yoğunluğun derecesi ile ilişkili olarak değişkenlik gösterecektir.
Bazen bu olumsuz durumlar karşısında organizma, olumsuz tepkiler verebileceği gibi olayları olumlu algılama, anlamlandırma yada olumsuz duruma karşı koyma, mücadele etme, üstesinden gelme, dayanma vb olumlu tepkiler de verebilir. Bu durumda stres olgusu ve koşulları oluşmasına rağmen, bireyin strese karşı direnci, olumlu tutum, davranış ve düşünceler oranında, strese dayanıklılık oluşacağı için strese girmez yada hafif bir şekilde atlatabilir.
Kısaca bireyler, aynı olgu, olay ve durumlar karşısında bile, farklı tepkiler verip, farklı davranabilir. İki kardeşin, sevdikleri aile fertlerinden birinin “anne, baba, büyük baba vb” ölümü halinde vereceği tepkiler farklı farklı olabilir. “Ölen kişinin bireye verdiği değer ve bireyin ona verdiği değere göre de değişebilir. “ Yine bireylerin durumuna bağlı olarak, ortaya konulan hedefler ve mücadele yöntemlerinin de farklı olması kadar doğal bir durum yoktur. Bazen de olaylar, durumlar, farklı olacağı gibi bireylerin verecekleri tepkiler de farklı olacaktır. Bazı bireyler, aynı olay ve durumlarda; stresi hafif yaşarken, başka bir birey yoğun yaşayabilir. Hatta stresin verdiği tepkiler organizmayı bazen o kadar olumsuz etkiler ki, “ Aşırı endişe, aşırı kaygı, aşırı korku, zorlanma, çaresizlik, dehşet vb” olumsuz olay ve durumların eşlik ettiği, yaşam biçimlerinin; etkilerinin güçlüğü, şiddetli ve yoğun, yeğin olması, sıklığı ve sürekliliği oranında; organizmada travmalara neden olur. Bu tür streslere TRAVMATİK STRES yada “Akut Stres” adını verebiliriz.
Yukarda belirttiğim, bu tür streslerde; strese yol açan kaynaklar o kadar yoğun ve şiddetlidir ki tansiyon, şeker, kan şekerini yükselterek, kolesterol dengesini bozarak, ciddi sağlık sorunlarına yol açmakla kalmayacak; zorlanmalar organizmayı tahrip ederek, durağan hastalıkları ve kalp krizini tetikleyerek, mide, kalp ve damar, şeker hastalıklarına yol açacaktır. Stresin yoğunluğu kadar etkili diğer faktör süreçle ilgilidir. Stresin organizmaca yoğun hissedilmesi ve uzun sürmesi “süreğen oluşu oranında” bağışıklık sistemlerinin görevlerini yapamayarak, iflas etmesi sonucu; kalp krizini tetikleyerek yada kalbi durdurarak, ölüme bile sebep olabilmektedir.
Bazı bireyler strese hafif dayanıklı olur, kısa süreli ve geçici psikolojik rahatsızlıklar olumsuz etkileri atlatabilir yada psikolojik savunma mekanizmaları “inkar etme, bastırma, yansıtma, akılcılaştırma vb” geliştirip, kullanarak stresin olumsuz etkilerini kolaylıkla atlatabilirler. Bazıları da özellikle,”Strese Dayanıklı kişilik özelliklerine sahip bireyler,” stresin verdiği olumsuz etkileri hissedip, farkına vararak, onu tanıyarak, bilinçli davranarak, stresten korunma yöntemlerini ve strese neden olan faktörleri iyi yöneterek; gerekli önlemler alıp stresi organizmaya zarar vermeyecek şekilde kontrol altına alabilirler
Strese karşı alınan tüm bu önlemlere rağmen, stresin ortaya çıkması halinde stresle mücadele ve stresi ortadan kaldıran yöntemleri, kullanarak yada olumlu savunma mekanizmaları “ yansıtma, akılcılaştırma vb” devreye girerek; stresin organizma üzerindeki olumsuz etkilerini kısa sürede yenerek, stresin “ tehlike, korku, endişe, tehdit durumları vb” olumsuz etkilerine karşı, kendilerini koruyucu tutum, davranış ve düşünce geliştirirler.
Strese dayanıklı kişilik özelliklerine sahip ve strese karşı organizmayı koruyucu tedbirler alma beceri ve alışkanlığın gösteren bireyler; stresin verdiği olumsuz etkileri , kısa sürede olumluya çevirerek, stresi iyi yöneterek stresin olumsuz etkilerinden korunurlar. Bu olumlu gelişmeler sonucu, bağışıklık sistemlerinde de olumlu değişiklikler oluşur. Bu sayede birey, sağlıklı ve uzun bir yaşama kavuşur. Bu tür, sağlıklı kişilik özelliklerine sahip bireylerin, uzun yaşaması için bir sorun yada engel kalmayacağından, geleceğe doğru emin adımlarla ilerlerler.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaşamımızı Uzatmak İçin Stresi Tanımak ve Mücadele Etmek - Stres Eğitimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Halil TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Halil TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Halil TÜRKMEN'in Yazıları
► Stres, Stresle Mücadele Yöntemleri Psk.Halil TÜRKMEN
► Stresle Baş Etmek İçin Ne Yapabiliriz? Psk.Saadet YAVUZBİLGE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,979 uzman makalesi arasında 'Yaşamımızı Uzatmak İçin Stresi Tanımak ve Mücadele Etmek - Stres Eğitimi' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Stres Testi Aralık 2008
◊ Unutkanlık Testi - Unutkanlık Ölçeği ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2008
◊ Beck Anksiyete Ölçeği Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:08
Top