2007'den Bugüne 78,618 Tavsiye, 25,348 Uzman ve 17,640 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Duygu
Duygu Kavramı ile İlgili Makaleler, Uzmanlar, Kaynaklar
Duygu Kavramı ile İlgili 182 Makale
► Duygu Kontrolü Meral HASANDAYIOĞLU
DUYGU KONTROLU Duygular güçlüdür, onlarla başa çıkmak zordur. Anne baba olarak çocuğunuzun olumsuz bir davranışını düzeltmek isterken bazen duygularımıza yenik düşebiliriz. Örneğin; 11yaşındaki çocuğunuz size soğuk bir şubat ayında kaban giymeden okula gideceğini söylese veya ödev yapmanın anlamsızlığını savunsa veya odasının dağınıklığından hoşlandığını ve bu halde yaşamak istediğini söylese, kan basıncınızın yükseldiğini hissedersiniz ve mantıklı bir anlaşma size zor görünebilir. Olabildiğince yapıcı ve mantıklı davranarak, bir anda kendinizi şu sözleri söylerken bulabilirsiniz. - Kızım, istesen de istemesen de bu kabanı giyeceksin. Hemen! - Oğlum, ben sana ası... »»»
► Duygu ve Ergen Psk.Dnş.Şafak UZUN
“Belirli nesne, olay ya da kişilerin, bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenimler” olarak tanımlanan duygu; üzüntü, dehşet, acı, öfke, mutluluk, sevinç, şaşkınlık, pişmanlık vb… gibi çok çeşitli olmasına rağmen, insanın 4 temel duygusu vardır. Bunlar korku, sevinç, üzüntü ve öfke dir. Erkek ya da kadın, genç ya da yaşlı, dünyanın herhangi bir ülkesindeki tüm insanlar bu duyguları yaşarlar. Bazı toplumlarda cinsiyet farklılıklarına göre duyguların yaşanmasına izin verilmekte ya da verilmemektedir. Kızların gülmelerine ya da kızmalarına izin verilmezken ağlamaları normal karşılanabiliyor. Tam tersine de erkeklerin korkmalarına izin verilmezken öfkelenmeleri normal karşılanmaktadır. ... »»»
► Çocuklarda Duygu Yönetimi Pdg.Uzm.Tuğba KOÇ
DUYGU REGÜLASYONU Dokunma anne karnında gelişen ilk duyusudur bebeğin ve çocuk derin sevgi duygusunu bu şekilde hissetmektedir . ‘Kucağına alıştırma, şımartma’ gibi sözler duyduğunuzda direk oradan uzaklaşın. Beynin gıdası ilişkidir çünkü. Bebek ağladığında kucağınıza almazsanız, yanına gitmezseniz belli bir zaman sonra tabi ki susacaktır ancak bu susma şekli oldukça tehlikeli bir durumdur. Ağlama ne şekilde, ne şartta olursa olsun bir sinyaldir, ağlamalarına karşılık bulamayan çocuk zamanla sinyal vermeyecek ve ebeveyn ile arasına görünmez bir duvar örecektir. Bu nedenle çocuğun sinyalini duymak ve doğru bir şekilde cevap vermek son derece önemlidir. Ebeveyn korkutan, yalnız bırakan, i... »»»
Duygu, düşünceden çok farklı bir beyin olayıdır. Onun kendi nörokimyasal ve fizyolojik temeli vardır ve beynin konuştuğu eşi benzeri olmayan bir dildir. Limbik sistem temelde ana duygusal yanıtlarda yer almaktadır. O vücudun fizyolojik süreçlerinin çoğunu yönetir ve böylece fiziki sağlık ve bağışıklık sistemiyle, başlıca vücut organlarının çoğunu etkiler. LeDoux, duygu üretmek için iki farklı yol olduğunu bulmuştur: daha kısa ve hızlı amigdala yolu beyne ve vücuda otomatik acil sinyaller yollayarak içgüdüsel cevaplar üretir; daha yavaş neokorteks yolu düşüncenin aracılık ettiği duyguyu üretir (Greenberg, 2012). ... »»»
1)KORKU İnsanlarla olan iletişim biçimlerimizde bizi engelleyen ve en yoğun yaşadığımız duygumuzdur. Özellikle ikili ilişkilerde “hayır” dememiz gereken zamanlarda bunu yapamayışımızın arkasında terkedilme ya da yalnız kalma korkusu yatar. Ailemize, arkadaşlarımıza veya sevgilimize karşı olan sevgimizi onların isteklerine evet diyerek gösterme ihtiyacı hissederiz. Davranışlarımızın altında “eğer isteklerimi, sınırlarımı belli edersem beni sevmezler hatta terkedilirim” ya da “onların isteklerini yapmazsam beni sevmezler” korkuları yatar. Sınır koyamadıkça içimize attığımız pek çok olay birikir ve içinden çıkılamaz bir duruma neden olur. Terkedilme korkusuyla hayır demeyerek insan ilişkiler... »»»
Kadın ve erkek ilişkisi başta olmak üzere bütün yakın ilişkilerde insanları birbirine yakınlaştıran temel etmen duygulardır. Jest ve mimikler, bedenin duruşu ve davranışları, sesin tonu ve tınısı, aleni sözler vs. örtülü ve açık anlık mesajlardaki duygusal iletişimle bağlantı kurdurur. Bu mesajlar kişiler arası yakınlaşmayı sağlar ya da araya bir mesafe koyar. Kimi zaman güçlüyüm, hâkimim tavrını içerirken kimi zaman da senin dediklerin olsun yaklaşımıyla bir teslimiyeti içeren duygusal iletişimlerden oluşur. İnsan duygularını yapılandıran etmen, bakıcının(anne vs.) olumlu duygularıyla bebeğin duygularının etkileşimidir. Etkileşim; güven, sevilme vb. ihtiyaçların karşılanıp onaylandığı bir ... »»»
Öfke, buzdağının görünen kısmıdır. Öfke, işlevsel olan bir duygudur ve bir veya birden fazla duygu ile bir arada yaşadığımız bir duygudur. Gösterilen duygu öfke olsa da altında farklı birçok duyguyu saklamaktadır. Buzdağının alt kısmında öfkeye neden olan endişe, hayal kırıklığı, utanç, suçluluk gibi duygular yer almaktadır. Asıl hissedilen duygular keşfedilmedikçe, kişi bunların farkına varıp açığa çıkarmadıkça öfkeli olmaya ve kontrolsüzce öfkeli davranışlar sergilenmeye devam etmektedir. Üzgün, endişeli, stresli, korkuluyken bu duyguları sergilemeye hatta yaşadığınızı söylemeye bile çekingen misiniz? Toplumsal olarak bu duyguları yaşamak ayıpmış gibi düşünülür, zayıflık gibi algıl... »»»
DUYGU YÖNETİMİ İLE MÜKEMMELLİYETÇİ OLMAYA SON Birçok kişi, bastırarak, görmezden gelerek, yok sayarak, onlarla inatlaşarak duygularıyla baş etmeye çalışır. Oysa, yapabileceğimiz en akıllıca şey, ne demek istediklerini dinleyerek, anlayarak, empati kurarak, onları yönetmektir. Çünkü duygularımız, zihnimizden bilinçsiz bir şekilde geçirdiğimiz milyarlarca düşünceyi daha kolay ve derli toplu bir şekilde anlamamızı sağlayan paketlenmiş birer mesajdır. En basit anlatımıyla, duygularımız, kendi kendimize gönderdiğimiz mesajlardır ve sonradan daha zor çözülebilecek durumlara (depresyon, panik atak vs) düşmemek için bu mesajları uygun bir şekilde yönetmeye ihtiyacımız vardır. Posta kutunuza düşen k... »»»
Türkiye’de “Öfke, Kaygı ve Özgüven” en çok sorun yaşanan konulardır. Bir çok aile kaygılanan çocuğuyla ilgili ne yapacağını bilemez durumdadırlar. Özgüveni düşük çocuğu olan aileler de çoğu zaman çaresiz kalırlar. Çoğu aile “benim çocuğumun özgüveni düşük ne yapayım” diye birçok makale okuyor ya da uzmanlardan destek alıyorlar. Öfke duygusu bilinenin aksine normal bir duygudur. Problem olan öfkelendiğimizde davranışlarımızı kontrol edememektir. Bir çocuk duygularını fark edemediğinde gerilir ve uygun olmayan davranışlar gösterir. Oysa duygularını fark ettiğinde tepkilerini ayarlayabilir. Duygusunu fark edemeyen çocuk nasıl davranacağını bilemez ne yaparsa yapsın yaptığı her şey tuhaf olur... »»»
Duygusal ihtiyacı karşılayacak ve duygusal dengelenmeyi sağlayacak duygusal doyumla buluşma haline "duygusal dengelenme" diyoruz.Bunun fazlasını ise "duygusal yoğunluk",eksiğini de "duygusal yoksunluk" olarak tanımlıyoruz.Duygusal yoğunluk da duygusal yoksunluk da aslında duygusal dengelenmenin bozulmuş halidir ve ülkemiz gibi denge bilincinin oturmadığı bir toplumda sıkça görülür.İnsan aslında duygusal değil ama çok renkli duyguları olan bir varlıktır.Duyguların görevi ise yaşamın insanın yaşamı hissetmesini sağlamak ve yaşamı anlamlandırmaya katkıda bulunmaktır.Bu anlamda olumlu duyguların insanlarda motive edici olduğu,olumsuz duyguların ise motivasyonlarını bozduğu bir gerçektir.Ancak şu... »»»
Son on yıl içerisinde, evlilik terapisi alanında bir patlama yaşandığı söylenebilir. Araştırmalarda, terapide en sık karşılaşılan problemin, kişilerin partnerleri ile tatmin edici yakınlıkta bir ilişki kuramamaları olduğu belirtilmiştir. Bu konulara müdahaleler için talebin artması ile birlikte, kişilerin yakın ilişkilerini olumlu yönde etkileyecek iyi tanımlanmış yaklaşımlar ve stratejiler denenmiş ve geliştirilmiştir. DOÇT, İlişkilerde duygusal yaşantıların gücüne ve bu gücün yakın bağları yeniden inşa etmekte nasıl kullanılacağına odaklanmaktadır. Terapinin amacı, böyle bir bağın sağlamlığını belirleyen erişebilirliği ve duyarlılığı artırmaktır. Bu, kendiliğin yeni çehrelerinin ilişkiye ... »»»
Anksiyete (Kaygı) ve Duygu Durum Bozukluklarında Cinsellik? Dünyamız üzerinde an itibariyle yaşayan yaklaşık 7 milyar insanında farklı kişilikleri; farklı zamanlarda, farklı koşullarda ortaya çıkan psikolojik değişimleri vardır. Bu psikolojik değişimler toplum normlarından saptığı zaman ve kişinin işlevselliğini engelleyecek duruma geldiği zaman psikolojik bir rahatsızlık – psikiyatrik bir tanı adı altında görülmektedirler. Bilindiği üzere cinsellik; kişilik yapımızın, düşünce ve duygularımızın en yalın haliyle ortaya çıktığı dürtüsel bir tablodur. Buna göre bazı psikolojik rahatsızlıkların özellikle çok sık görülebilen anksiyete (kaygı) ve duygudurum bozukluklarının cinselliğe nasıl... »»»
MANİK DEPRESİF DUYGU DURUMUNA PSİKANALİTİK YAKLAŞIM MANİK TEPELER DEPRESİF YAMAÇLAR Bugüne kadar Anlamadı hiçbiri Ne beni Ve ne benim asansör yüreğimi Bir indik Bir çıktık Hatunlarla Kimi birinci katta Kimi beşinci katta indi Ama bilin ki ödediğim faturalar peşindi. Ömer BUGAY Duygu... »»»
Hislerinize güvenmekte hata yaptığınızı hiç düşündünüz mü? Bu gelen hislerin yüzde kaçı gerçekleşti hiç düşündünüz mü? İçimizi sevinç kaplandığında bizi çok güzel bir haberin bekleyip beklemediğini hiç düşündünüz mü? Sezgilerimizin doğru olduğunu zannetmemiz atalarımızdan miras kalan özelliklerimizdendir. Geçmişe takılıp kalmak kadar geleceği tahmin etme çabalarımız genel zevklerimiz arasındadır. Beş duyumuz dışında önsezileri olan insanlar olabilir (bilimsel olarak kanıtlanmadı) ama herkesin mi içine bir şeyler doğar, yüreğine sıkıntı girer, herkes mi hissedebilir bir şeylerin olacağını. Hatta çoğu zaman olumlu olaylardan çok olumsuzluk içeren bir hissediştir. Kaygı bozukluklarının... »»»
Yeni doğmuş bir bebeğin duygusal ve fiziksel ihtiyaçları neler olabilir? Bu konuda biraz empati yapmaya çalışalım. Düşünün ki, anne karnı gibi son derece güvenli ve huzurlu bir ortamdan ayrılıp hakkında hiç bir şey bilmediğiniz bir dünyaya gözlerinizi açmışsınız… Doğar doğmaz yaşama tutunmak için oksijen almak zorunluluğu hissedersiniz ve aldığınız her nefeste daha önce hiç işlev göstermemiş olan akciğerleriniz yoğun bir yanma hissi ile çalışmaya başlar. Bu yanma hissi derin bir acı duymanıza neden olur ve ağlamaya başlarsınız. Artık hiç bir şey eskisi gibi değildir ve deyim yerindeyse cennetteki hükümdarlığınız sona ermiş ve adına “yaşam” denilen bambaşka bir gerçekliğe uyanmışsınızdır. Siz... »»»
Depresyon Ve Bipolar (Manik depresif) Duygu Durum Bozukluğu Olan Hastaların Ailelerinin Ya Da Arkadaşlarının Yapması Gerekenler; Bipolar(Manik Depresif) bozukluk ya da depresyon gibi tek uçlu duygu durum bozuklukları milyonları etkileyen bir hastalıktır. Bu durumdan bunu yaşayanlar etkilendiği ve bu hastalığının zorluklarını yaşadıkları gibi bu hastalığa sahip hastaların yakınlarını da fazlasıyla etkileyen ve çaresiz bırakan durumlardır. Özellikle akut durumlarda hasta gibi hasta yakınları da ne olduğunu neler olmakta olduğunu anlayamamakta ve büyük bir korku çaresizlik yaşanmaktadır. Çünkü tamamen kontrol dışı olan, kontrol edilemeyen bir durum yaşanmakta ve buna müdahale edilememek... »»»
Aşk, bir kimseye yada şeye karşı duyulan bedensel ve ruhsal olarak güçlü duygu ve aşırı sevgi olarak tanımlanmaktadır. Duyguların mantığa meydan okuduğu bir dönemdir. Aşık Veysel aşkı “sevdiğine kavuşamamak olarak tarif eder. Aşkı yaşayanlar nasıl tarif ediyor.? Evet Aşk mı? Kalbin nefes kesercesine hızla atması… Her saniye yalnızca onu düşünmek… Ellerin titremesi, terlemesi… Bedende kelebeklerin uçuşması hali… Nedensiz yere gülümsemeler ve bazen de ağlama krizleri… İnsanın var olması ile birlikte başlar aşkın öyküsü. Gerçeğini yaşamak herkese kısmet olmayan, yeryüzündeki en özel duygulardan biri olan aşk, kalbe girdiği anda insanın kimyasını da değiştiriyor. En romantik, en duygusal hal... »»»
Mutlu olmak için bir gofret, yıldızlı bir pekiyi, aferin, sevgi ve güven ... Yetişkinler için ufak, çocuklar için hayatın anlamı, yaşam boyunca unutulamayan kalplerde iz bırakan derin yaralar. Verilmeyen hediyeler, söylenmeyen aferinler, tutulmayan sözler … Aslında istismar istemeden çocuklukta başlıyor, kişiliğimizin temellerinin atıldığı çocukluğumuz hayatımızı ileriye veya geriye götürebiliyor. İhmal, duygusal, fiziksel istismar ve cinsel istismar çocuğun ruhsal dünyasında tamiri mümkün olmayan yaralar açmakta, çocuğun gelişimi en üst düzeyde tamamlamasını, olumsuz etki etmektedir. İstismar ve ihmalin bu farklı şekilleri yalnız aileleri değil, toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemle... »»»
Aşk-ı Cemre Bir sabah içinizde tarifsiz bir duyguyla uyanıyorsunuz. Hiç olmadığınız kadar enerjik, hiç olmadığınız kadar neşeli… Sıcak kahvenizi yudumlarken, pencerenizi açıp, tertemiz, mis gibi bahar havasını içinize çekiyorsunuz. O sırada, aylardır, pencerenizin önünde buz tutmuş saksıya gözünüz ilişiyor. Üzerindeki karlar erimiş ve toprağının arasında bir bitkinin filizlendiğini görüyorsunuz. Tüm kış şartlarına inat! Kendini koruyarak, ilk cemre ile kök salmış, baharı müjdeleyerek. Her sabah onunla uyanıp, ilgiyle, şefkatle bakımını yapmaya başlıyorsunuz, tanımlayamadığınız çiçeğinizi. Günden güne, hangi aralıklarla sulamanız gerektiğini, hangi bakım çalışmalarını yapmanız gerektiğini d... »»»
DUYGUSAL ÇÖLDE YAŞAMAK Duygusal yoksunluğu olan danışanlar terapiye geldiklerinde yalnızlıklarını da beraber getirirler. Üstelik seans bitip onlar ofisten çıktıktan sonra bile bu yalnızlık bizimle kalır…. Terapiye kendimi çok yalnız hissediyorum, sanki uzay boşluğuna fırlatılmışım gibi, kendimi insanlardan çok kopuk hissediyorum, keşke annem beni doğurmasaydı şikayetleriyle gelirler. Bu şikayetler bazen o kadar ağır hissedilir ki intiharı bile düşündüklerini söylerler. Sanki dünya duygusal çöl gibidir. Duygusal yoksunluk, yaşamımda eksik olan bir şeyler var hissi oluşturur. Bu daha çok boşluk hissi gibidir. İhmal edilmiş, unutulmuş, varlığı fark edilmeyen, bir köşede tek başın... »»»
Yaz ayının sonlarına yaklaştık. Anaokulları oryantasyon programlarını hazırlamaya başladılar. Bazı okullar bayram sonrası oryantasyon sürecine başlarken bazıları ise eylül ayında başlayacak. Çocuklar yaz ayı boyunca anne babalarıyla ya da büyük anne-babalarıyla olmaya alıştılar. Yaz ayları çocuklar için sabırsızlıkla bekledikleri bir zaman dilimidir. Çünkü anne babaların yanında daha uzun süre kalıp gönlünce eğlenirler. Okul başladığında ise bu zaman aralığı daralmaktadır. Onun için de yaz ayının bitmesini hiç istemezler. Anne babalar bu zamana kadar çoktan okul seçmiş olabilirler. Bazı anne babalar ise hala kararsız olabilirler. Belki de çocuğunun hazır olmadığını düşünüp bir yıl daha evd... »»»
DANIŞANLARIN GELİŞİMSEL ÖYKÜLERİNDEKİ İLİŞKİSEL MÜHÜRLENMELERİNİN ÇİFT TERAPİSİNDEKİ YANSIMALARI Necdet Dönmez Özet Her insanın etrafındaki insanlarla bir ilişki kurma şekli vardır ve bu ilişki örüntüsünü belirleyen şey insanın gelişimsel öyküsünde yaşadıklarıyla doğrudan ilintilidir. Çocukluk çağı muhataplarıyla kurulan ilişkilerin oluşturduğu duygusal mühürlenmeler, bireyin hayatının her alanında diğerleriyle kurduğu ilişkinin belirleyicisi olmaktadır. Eğer birey gelişim öyküsünde çocukluk çağı muhataplarıyla kurduğu ilişki içerisinde yerinde ve yeterince bakım almışsa, kendini güvende hissediyorsa, benzer durumlarda benzer duygusal tepkiler almışsa, kendini var etmesine izin verilmişse… i... »»»
İlişkilerde anlaşmazlıkların ve doyumsuzluğun çoğu çiftlerin temel duygusal gereksinimlerini karşılama becerilerinden yoksun olmalarından kaynaklanmaktadır. Erkekler duygusal gereksinimleri karşılanmadığında kırgınlık ve üzüntü hissederken aynı zamanda kendi beceri ve yeterliliklerini de sorgularlar. Kadınların ise kırılmaya en yatkın olduğu durum duygusal ihtiyaçların karşılanmaması durumudur. Duygusal ihtiyaçları karşılanan çiftlerde zaman zaman anlaşmazlıklar ve görüş ayrılıkları olsa da bu durum kolaylıkla aşılır ve huzur, güven, mutluluk, heyecan, minnet gibi olumlu duygular kendiliğinden ortaya çıkar. Bunun tersi söz konusu olup duygusal açıdan desteklenmediğinde çiftler arasında ... »»»
Çocukluk döneminde yaşanan bazı sıkıntılar, yanlış veya eksik ebeveyn tutumları, travmalar çocuğun bağımsızlık duygusunda birtakım zedelenmelere sebep olabilir. İlerleyen süreçte bu zedelenmelere gerekli müdahaleler yapılmazsa ergenlikte kimliğini bulamama, yetişkinlikte bağımsız yaşayabilme, ilişkide eşe bağımlı olma gibi hayatın tümüne yayılarak devam eden sorunlar kişinin yaşam kalitesini ciddi derecede etkileyebilir. Çocuklarda Kişilik Gelişimi 1.Kişilik Dönemi olarak adlandırılan süreç, 7 yaşına kadar devam eden bir aralığı kapsamaktadır. Bu aralığın en önemli ve hayati parçası 0-2 yaştır. Çocuk bu yaşlarında adeta bir sünger gibi etrafında olan biten her şeyi emer ve içselleştiri... »»»
İnsanlar işler yolunda giderken mutlu, kayıp yaşadıklarında üzgün, istekleri engellendiğinde öfkeli veya hayal kırıklığına uğramış ve başkalarıyla ilişki kurmaktan yoksun bırakıldıklarında kendilerini yalnız hissederler. Duygulara çoğu zaman sadece bir kişinin sözlü ifadesi veya davranışı yoluyla dolaylı olarak ulaşılabilir. Bir danışan kendisini çökkün, işe yaramaz hissedebilir; fakat sadece sözlü ya da sözsüz iletişim, fiziksel ipuçları ve dışavurumlar sayesinde psikolojik danışman bu duygu haliyle bağlantı kurabilir. Sonuç olarak, psikolojik danışman, danışanın duygularıyla çalışırken öncelikle danışanda farkındalık oluşturur. Daha sonra danışanın bu duygulara değer atfetmesini ve onları ... »»»
TÜKENMİŞLİK SENDROMU (BURNOUT) Tükenmişlik, işi nedeniyle duygusal taleplere çok sık maruz kalan ve insanlarla yoğun ilişki içerisinde çalışmak zorunda olan kişilerde görülen fiziksel yorgunluk, çaresizlik, umutsuzluk, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarının tükenmesi, düşük kişisel başarı hissi, yapılan işe, insanlara ve hayata karşı olumsuz tutumların yansıması durumudur. Tükenmişlik duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşmeden oluşan psikolojik bir sendromdur. Tükenmişlik öncelikle bireyin duygusal kaynaklarını bitirmesi ile açığa çıkmakta ve kişinin duygusal anlamda tükenmesiyle de sonuçlanmaktadır. Duygus... »»»
Bizi en çok inciten, güven duyduğumuz kişilerin bize ihanet etmesidir. Yaşadığımız güven kaybı, acımızın dinmesinden uzun sürer. Bu bizi şoke eden, çevremizden soyutlayan ve kafamızı karıştıran bir deneyimdir. Kendimize, başkalarına ve insanlığa dair bakış açımızı tümüyle yeniden yapılandırırız.. Bildiğimiz bir ortamda dengemizi yeniden sağlamak zorunda kalırız ki, bu hiç de kolay değildir. Sarsılan güvenimizi onarmak için bizim de çaba göstermemiz gerekir. Geçmişte yaşadığımız benzer durumlardan kaynaklanan incinmişliklerimizi hatırlamak ve en son yaşadığımız kırılmayla birlikte onların da yasını tutmak durumunda kalırız. Nasıl ihanete uğrarız? -Birisi bizi aldattığında, -Kandırdığında,... »»»
EVLİLİKTE YALNIZLIK DUYGUSU Birçok kadın hangi kültürde olursa olsun evliliklerinde kendilerini yalnız hissettiklerini belirtiler. Bu yalnızlık duygusunu ifade eden kadınların yalnız hissettikleri yönündeki ifadelerine ek olarak evliklerde özel alanın olması gerektiğine inandıklarını ama bu özel alanın varlığının da aile olmayı unutturmaması gerektiği yönündeki inançlarıdır. Zaman ilerledikçe eşler arasındaki paylaşıma engel olan etkenlerde değişmekte ve farklılaşmaktadır. Bundan yirmi sene önce eşim pijama, terlik ve elinde kumanda ile beni ihmal ediyor ve benimle bir şey paylaşmıyor derken artık günümde sosyal medya ve diğer teknolojik unsurların etkisinden şikayet etmeye başlamaktadırlar.... »»»
Çocuklar, özerkliğini 0-3 yaş döneminde kazanırlar. Bu yaş döneminde kazanılmayan özerlik duygusu ileriki yaşlarda problem olarak kendini gösterir. 4-5 yaşına gelmiş hala okula başlayamayan çocuklara tanık olabilirsiniz. Özerkliğini fiziken sağlasa da duygusal olarak sağlayamayan bu çocuklar anneden kopmakta da güçlük çekerler. 0-3 yaş döneminde çocuklar bağımsızlığını kazanmalıdır. Özerkliği için fırsat verilmeyen çocuklar annelerine bağımlı, pasif ve özsaygısı düşük yetişirler. 2 yaşla birlikte çocuklar güçlü ve bağımsız olmak isterler. Her şeyi kendileri yapmak ve anne babaları üzerinde hâkimiyet kurma girişimindedirler. Bu yaş çocukları en çok ilgi çekme, bağımsız olma ve onay alma i... »»»
Bağlanma Kuramcısı John Bowlby’ın “Bağlanma, beşikten mezara insan davranışının bütünleyici bir parçasıdır.” sözünü çok anlamlı bulurum. Hatta beşikten değil anne karnından itibaren çocukların bağlanmasını etkilediği söylenebiliriz. Annenin hamilelik sürecinde bebeğini istemesiyle başlayan bağlanma serüveni 2 yaşına kadar devam eder. Bu aralık sağlıklı bağlanmanın oluşabilmesi için oldukça önemlidir. Annenin çocuğuyla nasıl bir ilişki kurduğu da bağlanmanın temellerini oluşturur. Bebek doğduğunda “iyi ki varsın, hoş geldin” mesajlarını almalıdır. Güvenli bağlanan & Güvenli bağlanmayan çocuklar Bebek, 2 yaşına kadar ona bakan kişinin sıcaklığını, sevgisini ve güven veren dokunuşlarını his... »»»
ÖZGÜVEN SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE YENİ BİR YÖNTEM. “DÜŞÜNME YAP YÖNTEMİ” Özgüven eksikliği önemli bir problemdir. Kişinin sosyal, ekonomik ve psikolojik dünyasını önemli ölçüde etkilemektedir. Özgüvenli kişilerin daha mutlu olduklarını, sosyal ve ekonomik hayatta daha iyi konumlara geldiklerini görüyoruz. Tam tersi şekilde özgüven sorunu yaşayan kişilerin de kendilerini daha mutsuz hissettiklerini ve hak ettikleri yerlere gelemediklerini görüyoruz. Daha iyi hissedecekken veya daha iyi yerlerde olabilecekken bu sorundan dolayı mutsuz olmak veya geride kalmak kişinin kaderi olmamalıdır. Çünkü birey olarak kendimizi tanımamız, yeteneklerimizi, potansiyelimizi görmemiz ve hak ettiğimiz yer... »»»
ÖFKE DUYGUSU VE KONTROLÜ Öfke duygusu hayata tutunmamızı ve hayatta kalabilmemizi sağlamaya yönelik olarak genetik kodlarımızda var olan bir duygudur. Her insanda var olan bu duygunun ifade ediliş şekli kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kimi insanlar öfkelenince kontrolünü kaybedip kendine ve çevresine zarar verirken kimisi de öfke duygusunu karşı tarafa yansıtmayıp iç dünyasında fırtınalar kopararak yaşamaktadır. Öfke duygusunu nasıl ifade edeceğimiz çoğu vakit öğrenme yöntemi ile şekillenmektedir. Özellikle ailesinde sinirli, çabuk parlayan anne baba modeline sahip çocukların ilerleyen zamanlarda benzer şekilde öfkelerini ifade ettikleri gözlenmektedir.... »»»
Bir geminin kaptanının kendiniz olduğunu hayal edin.. Ve bu gemi görüldüğü gibi rotasından çıkmak üzere.. O kadar değersiz, kırılmış hissetmiş ki kendisini dalgaların içinden çıkamıyor … Bu gemiyi tekrar rotasına sokmak tamamen kendi elimizde… Sağlıksız bir yol almak mı? Yoksa dalgalara dur demeye çalışarak kendi yoluna gitmek mi? Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan önce bir tercih yapmalısın.. Öfke patlamaları, bu bizim için ne anlama gelebilir? Şu hayatta hepimizin canını sıkıcak bizi birazcık kızdırıcak olaylar herkesin başına gelir, ama bazılarımız böyle olaylar yaşadığı zaman o duygularının öfkesinin kontrolünü elinden kaçırır ve böyle zamanlarda trafikte olabilir, okulda, iş y... »»»
1. BÖLÜM GİRİŞ 1.1. DUYGULANIM DÜZENLEMESİ KAVRAMI İnsanlar, stresli durumlarla başa çıkmak için duygulanım düzenlemesi mekanizmasını kullanırlar. Bu mekanizma iki yolla gerçekleşir; kendi kendini düzenleme ve başka insanlarla etkileşimsel yolla düzenleme. Özellikle gelişimsel psikoloji ve nörobilim alanında yapılan araştırmalarda, insanın ömrü boyunca kullandığı düzenleme mekanizmalarının doğumdan itibaren ilk üç yılda belirlendiği ve erken dönem bağlanma figürleri ile ilişkinin bir ürünü olduğunu ortaya çıkmıştır. Duygulanım düzenleme mekanizmaları ne kadar sağlıklı olursa kişi o denli psikolojik olarak sağlıklı ve dayanıklı olurken, sağlıksız ve düzensiz olması ise bireyin ha... »»»
‘‘Düşüncelerin neyse hayatın da odur. Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.’W. Shakespeare Depresyon; hayattan keyif alamamanın, işlevselliğin bozulduğu, fizyolojik ihtiyaçların(uyku, iştah, cinsellik gibi) etkilendiği ciddi bir hastalıktır. Mutsuzluk, karamsarlık, umutsuzluk gibi olumsuz duyguların yaşandığı ve kişinin içe kapanma, halsizlik yaşadığı klinik bir tablodur. Majör depresyon ve depresif ruh hali arasındaki ayrım önemlidir; günlük dilde sıklıkla kullanıldığı gibi aslında her üzüntü, depresyon demek değildir. Üzüntü verici bir olay karşısında üzüntü duyulması, mutsuz hissedilmesi insani ve doğal bir duygudur. Her insan hayatının belli bir döneminde d... »»»
GEBELİK DEPRESYONU TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR? Gebelik; yaşam olayları içinde bir kadın ve bir çiftin hayatının en önemli, kırılgan ama aynı zamanda da en heyecanlı dönemidir. Gebeliğin başladığının öğrenildiği an; kadınlar ve erkekler için çok farklı anlamlara gelmektedir. Kadınlar gebelik haberini almadan önce de bedenlerinde bazı değişimlerin olduğunu fark ederler. Fark etme ile birlikte beklentiler oluşmaya başlar. Kadının içinde karışık duygular ortaya çıkar. Bir yanda korku, kaygı, bazen öfke, endişe, diğer yanda heyecan vardır. İdeal koşullarda bebeğin geleceği kadın ve erkek için sevinç kaynağıdır. Ailelerin de en çok beklediği haberlerden biridir bebek. Gebeliğin başlaması kadının ... »»»
Çocuklara bir şey öğretmenin en uygun yolu “oyun’dur” diye hep söylerim. Okul öncesi alanında çalıştığım için çocukların İngilizce, Bale, Jimnastik, Türkçe etkinliklerini her daim oyunla öğrendiğini gözlemledim. Rehberlik etkinliklerinde de oyunu bol bol kullanırım. En çok yaptığım etkinlik “Duyguların Farkındalığıdır”. Çocuklar daha küçük yaşlarda bunu bilirlerse kendilerini daha rahat ifade edebileceklerini, karşı tarafın duygularını önemseyip, ifade edebileceklerini biliyorum. Çocuklarla oyun oynamaya çok hevesliler. Bu yazıda okulda uyguladığım bazı çalışmaları sizin uygulayabileceğiniz şekilde anlatmaya çalışacağım. Anne-Babalara başta zor gelebilir ancak unutmayın çocuklar oyunla öğren... »»»
İnsan yaşamında elbette ki sorunsuzluk yoktur.Sorunlar olacaktır ve yaşanacaktır.Bu sorunlar çoğu zaman da insanları üzecek ve yoracaktır.Aslında sorunun yorucu ve üzücü tarafı varlığı değildir.Sorunlar karşısında insanları asıl üzen ve yoran o sorunun çözülemeyişi,devam etmesi ve insanı yıpratmasıdır.Ülkemizde sorunlar ağırlıklı olarak insan ilişkileri içinden kaynaklanıyor.Çözüm bulucu açıklık ve esneklik insanlarımızda yeterince yerleşmediği için de çözülemiyor ve devamlılık kazanıyor.İşte karşılaşılan sorunları üzücü ve yorucu hale getiren de çoğunlukla bu çözülemeyişi ve yarınlara da yansımalarıdır. Her toplumun ayrı bir kültürü ve sosyal yapısı vardır.İnsanların duruşlarını da bu kült... »»»
DUYGULAR, YETİŞKİNLİK VE OLGUNLAŞMA TEORİLERİ DUYGU NEDİR? Duygu, uyarıcılara haz veya elem yönünde gösterilen tepkidir. Genel olara duyguları 3 ana kategoriye ayırırız: i. Sevindirici olaylara yönelten duygular: sevgi, şefkat vb. ii. Savunucu davranışlara yönelten duygular: korku iii. Saldırıcı davranışlara yönelten duygular: kin, nefret vb. Duygular, tohum olarak doğuşta mevcuttur. Yeşertilip, gelişimlerine yardımcı olmak gerekir. Ancak gelişimlerine engel olmak zararlıdır. Normal sınırlar içerisinde korku, kaygı ve sevgi gelişmelidir. Bu nedenle normal sınırlarda bu duyguların gelişimi iyidir. Öğrenci az da olsa kaygılanmalıdır ki çalışsın. Aşırısı da kötüdür. Çocukta duygular ... »»»
KENDİNE YAKLAŞAMAYAN BAŞKALARINA YAKLAŞAMAZ Bir ilişkide ortaya çıkan sorunlarda mantığa bağlı kalarak mı yoksa duygularla mı karar vermeli? Duygular, düşünceden bağımsız mıdır? Yoksa duygularımız, düşüncelerimiz tarafından mı yönlendirilir? Mantıklı olmak duygulardan uzak olmak anlamına mı gelir? Ya da duygularla hareket etmek düşünmeyi devreden çıkarmayı mı gerektirir? Özür dilemeyi bilmemek mi, özür dilemeyi kendine yakıştıramamak mı? İnsanların bir kısmı kendilerini anlama çabasıyla ya da ilişkilerinde sorunlar baş gösterdiğinde yukarıdaki sorularla kendilerini anlamaya ve yasadıklarını anlamlandırmaya çalışırlar. Bu durum az önce de bahsettiğimiz gibi ilişki sorunları belirince ya ... »»»
Çok yaygın olarak "biz duygusal bir milletiz" deriz.Aslında bu doğru değildir.Çünkü duygusallık gen yoluyla aktarılan bir karakter değildir.Daha ziyade yaşamsal formasyonun nereden ve nasıl kazanıldığıyla ilgili özelliktir.Duygusallık olayının peşine düştüğümüzde duygusallığın insani bir karakterden ziyade yetişme tarzı ve derinliğinin ortaya çıkardığı bir sonuç olduğunu gördük.İnsanlar dış dünyadan aldıkları uyaranları değerlendirebilecek bilgi rezervine sahiplerse bu uyaranlara bilgi dünyalarından,değillerse de duygu dünyalarından cevap vermektedir.Bu nedenle bilgi düzeyi yükseldikçe insanlardaki duygusallık azalıyor,bilgi düzeyi düştükçe duygusallık artıyor.Bu nedenle millet olarak duygu... »»»
İnsanın içsel şemalarına bağlı oluşan kendiliğini ve duygulanım sistemlerini daha iyi anlayabilmek için öncelikle duygu kavramlarını irdeleyelim. Duygulanım; fizyolojik ve nörokimyasal süreçleri anlatmak için kullanılır. İnsanın dışarıdan görülebilen, sakin olma ya da gerginken yerinde duramama, heyecanlı olma yahut olmama hâllerini ifade etmektedir. Duygular; insanoğlunda doğuştan kategorik olarak var olan ve mimiklerinde karşılığı olan üzüntü, öfke, utanç, tiksinti, korku, mutluluk, şaşkınlık, ilgi vs. şeklindeki yedi ya da dokuz duygu şablonuyla ifade edilir (Stern, 2012, s. 77). His ise kategorik duygularla beraber yapılanan, başta insanlar olmak üzere tüm canlılarla kurulan iletişimde... »»»
Değersizlik ve Yetersizlik İki Farklı Duygudur Değerli hissetmek, öz saygı insanın temel ihtiyaçlarından biridir. Kişinin kendini önemli, sevilen, sayılan biri olarak görmesi, varlığını anlamlı hissetmesi, özerk ve birey olması anlamına gelir. Değerli hissetmek, başkalarına değer vermeyi de beraberinde getirir. Yetersizlik duygusu insanın kendisini geliştirmesi ve daha iyi, başarılı olması için gerekli bir duygudur. Yetersizlik yaşanması kaçınılmaz bir duygudur. Çünkü hayatta insanın her konuda kusursuz olması imkansızdır. Değersiz hissetmek, yetersiz hissetmekten çok farklıdır. Değersizlik insanı daha iyi şeyler yapmaya motive etmez. Değersizlik duygusu insanı diğerlerinden daha aşağıda... »»»
Bazen aniden hortlayan anlamsızlık ve boşluk hisleriniz var değil mi? Nasıl da biliyorum! Çünkü bazen ben de hissediyorum onları. Kendi kalbimin derinliklerinde duyumsuyorum. Danışanlarımın göz bebeklerinde görüyorum. Size bir sorum var. Şu ana kadar hayatınızda sadece kendiniz için ne yaptınız? Başkaları bu şeyi gördüğünde memnun olacakları için değil; başkalarının gözünde değer kazanacaksınız diye değil; yapınca kendi gözünüzde değeriniz artacağı için değil; içinizdeki gerilimi atmak için değil. Basit, yalın ve içgüdüsel olarak kendiniz için… Doğanız bütün atomlarına kadar bunu yapmanızı söylediği için… Küreselleşme, globalleşme derken “makineleşen” insanlara dönmüş durumdayız. Neredeyse... »»»
İnsanlar çok yönlü bir etkileşim dünyasında yaşarlar.Bu etkileşim dünyasında olup bitenleri insanların ilk öğrenme ve koşullanmalarına göre gerçekleşen bir değerlendirme ve algılama havzaları vardır.İnsan psikolojisinin mihenk noktası tam da bu değerlendirme havzasıdır.Çünkü dış dünyadan gelen tüm algılar bu havza tarafından değerlendirilecek ve o değerlendirmenin sonucunda oturtulacağı olumlu ve olumsuz yelpazeye göre bir ruh hali insanda oluşturacaktır.Bir çoğunu "oturmuş ön yargılar" olarak da adlandırabileceğimiz koşullanmalardan oluşan bu değerlendirme havzasının oluşması ağırlıklı olarak 0-8 yaş arası ilk öğrenmelerdir.Bu nedenle değerlendirme havzasının birinci önemli kaynağı içinde y... »»»
Kişilik bizim dünyada varlığımızı temsil eden en önemli yanımızdır, her insanda bir kişilik vardır, bozukta olsa. Bu anlamda ‘kişiliksiz’ tanımı yanlıştır. İnsan yavrusu bir mizaçla doğar, bu doğuştan gelen kişisel özelliklerimizle ilgilidir, kişilik mizacın bir üst seviyesi, yani aile ve çevreyle şekillenen kısmıdır diyebiliriz. Bunun üstü karakterdir. Karakter, bizim için doğru ya da yanlış olanın herkes için geçerli olması gerektiği gerçeğinin, etik kurallar doğrultusunda içselleştirilmesidir. Evlilikleri ve ilişkileri etkileyen en önemli ve çözülmesi gereken sorunların başında kişilik bozuklukları gelir. Kişilik bozukluğu, kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak... »»»
DUYGUSAL AÇLIK NEDİR ? Beslenme fizyolojik açıdan hayatta kalabilmek, bedenimizi zinde ve sağlıklı tutabilmek için gerekli bir eylemdir. Fakat bazen aç olmadığımız halde yalnızca duygularımızla hareket ederek yemek yeriz. Ruh haline cevap olarak ortaya çıkan açlık hissetmeden yapılan yeme eğilimine duygusal açlık denir. Bu yapılan eylem pozitif veya negatif duygulardan ötürü gerçekleşiyor olabilir. Yapılan çalışmalar fazla yemek yeme sebebinin %75 inden fazlasının, fizyolojik açıktan ziyade duygusal açlıktan kaynaklandığını göstermektedir. DUYGUSAL AÇLIĞIN FİZYOLOJİK AÇLIKTAN FARKI Fizyolojik açlıkta yavaş yavaş gelen bir acıkma hissi ile birlikte midede boşalma hissi gerçekleşir. Buna b... »»»
MİDENİZ Mİ YOKSA DUYGULARINIZ MI AÇ? Yemek yemek yaşamı sürdürebilmek için gerekli bir fizyolojik ihtiyaçken; zaman zaman ‘’beslenmenin’’ ötesinde bir amaca hizmet edebiliyor. Beslenme şeklimiz ve alışkanlıklarımız; aile yapısına, iş hayatına, ekonomik ve kültürel duruma göre belirlendiği gibi psikolojik durum da bu belirlenmede önemli bir rol oynamaktadır. Fizyolojik açlık; yavaş yavaş, midenizden gelen sinyallerle anlaşılan, yemek seçeneklerini düşünebildiğiniz ve tercih ettiğinizi yedikten sonra doyurulmuş olan bir dürtüdür. Duygusal açlık ise; dışa vurulamamış, ifade edilememiş, doyurulamamış birtakım duygular nedeniyle yaşanan doyumsuzluk halidir. Fizyolojik olarak vücudun ihtiyacı ... »»»
Çocuğumun Duyguları ve İçimdeki Çocuk... “Çocuğumuzun duygularıyla nasıl başa çıkarız” konulu bir makale yazmam istendiğinde nereden başlayacağımı; neresinden tutacağımı bilemedim. Hangi duygusuyla? O kadar çok ki; hangi birini anlatayım? Bu bir makale değil; bir kitap konusu... Sonra aklıma genel bir anahtar geldi: Dinlemek, anlamak, anlamaya çalışmak; yani empati yapmak. Cevap vermek için değil; anlamak için dinlemek. Peki kimler çocukları anlayamazlar? Cevabı çok basit: İçindeki çocuğu öldürenler, unutanlar, ona kızanlar, onu sevmeyenler çocukları anlayamazlar. Çalıştığım ergenlerden biri bana “babam beni hiç anlamıyor” dediğinde gülümsedim. Haftanın beş günü okula giden, hafta son... »»»
İnsan yaşamında duyguların olması ve bellli oranda duguların rol oynaması normaldir.Çünkü insan duygularıyla var olan bir varlıktır ve duygularımız bizim insan olarak olaylar,nesneler ve insanlara yönelik hissedişler alemimizi oluşturur.İnsan koşullanma özelliğine sahip bir varlıktır ve huy dediğimiz şeylerin bir çoğu yaşam içinde oturan koşullanmalar sonucu oluşmaktadır.Duygusallık,duygu odaklı yaşam algısı gibi özellikler de aslında koşullayıcı yoğunlukta bir yaşanmışlıklar silsilesinin sonucudur.Yaşamın merkezine duyguları koyma,olaylar karşısında sürekli duygusal reaksiyonlar verme ve duyguların kontrolsüz bir şekilde hızlıca öne çıkması şeklinde yaşanan süreçlere "duygusallık sendromu" ... »»»
Erken çocuklukta duygusal yaşam temel gelişim evrelerine göre değişkenlik gösterir. Bebek ilk doğduğu andan itibaren dünyaya karşı sanıldığı gibi ilgisiz değildir.Yapılan araştırmalara göre;henüz 4 günlük bir bebek kendi annesinin ve başka bir annenin sütü ile ıslatılan ve yastığının sağ ve soluna yerleştirilen süt pedlerine kendi annesine ait olan süte doğru yönelerek tepki vermiştir. Bebeklerin tanıma,anlama ve bağ kurmaya hazır olarak Dünya’ya geldiğini düşündüren bu bilgi ışığında bebeğin sadece fizyolojik ihtiyaçlarının değil ilişkiye olan ihtiyacının da yadsınamayacak nitelikte önem taşıdığı artık bilinmektedir. Bu dönemde çocuğun dikkatini canlı renkli sesli oyuncaklar çeker bunda... »»»
Bilimsel olarak insan biyo-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.Burada insanın biyolojik,hissedişsel ve sosyal dünyalardan oluştuğu ve bu dünyaların da birbirleriyle etkileşim içerisinde olduğu vurgulanır.İnsanın biyolojik yapısında özellikle hormonların önemli davranışsal ve hissedişsel etkileri vardır.Bu nedenle insan duygularını tamamen hissedişler dünyasına hapsedemez.Öte yandan insan kendisinin dışındaki insanlarla,içinde yaşadığı toplumla çok yönlü iletişim ve etkileşimler içerisindedir.Bu nedenle yine insan duygularını sadece hissedişsel dünyası ile sınırlandıramaz,etrafındaki ilişkiler ve paylaşımlar dünyasıyla etkileşimlerini de muhakkak dikkate alırız.Tüm bunların yanında insa... »»»
Çözülememiş ve birikmiş duygusal sorunların taşınmakta zorlanılır hale gelmesine "duygusal yorgunluk" diyoruz.Duygusal yorgunluk bilimsel anlamda bir hastalık değildir ancak bir çok psikolojik hastalığa zemin hazırlayan bir psikolojik sorundur.Ülkemizde yaşamı yönetir iken duygular akıl ve bilgiden daha yoğun kullanıldığından aslında bu duygusal yorgunluk sorunu sanılanın çok üzerinde bir yaygınlığa sahiptir.Temelinde ise duyguların varlığı değil,duyguların kullanılış biçimi ve duygusal konulardaki sorunların çözümünde ağır kalınması yatmaktadır. Bir yüzde ile ifade etmek gerekirse 100 insanımızın nereden baksanız ortalama 65'inde bu sorun bulunmaktadır.Bu kadar yaygın olmasının en önemli n... »»»
İnsan bilimsel olarak biyo-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.Yani insanların bir biyolojik,bir psikolojik ve bir de sosyal dünyaları vardır.İnsanlar sosyal dünyalarını yani ilişkilerini kişiliğinin de özelliklerini nakşettiği psikolojik dünyasıyla yaşar.Dolayısıyla bir insanla ilişki yaşar iken onun daha çok şahsiyeti,yaşam algısı,duygusal özellikleriyle beraber olacağımızı hep aklımızda tutmalıyız.Bu ilişki arkadaşlık da olabilir,dostluk da olabilir,kadın-erkek ilişkisi de olabilir.Bu ilişkilerin tümü tercihe dayalı ilişkilerdir ve insanlar bu tarz ilişkileri kendi tercihleriyle kurarlar.Ancak bu ilişkiler kurulduktan sonra ve ilişkinin getirdiği paylaşım dünyası oluştuktan sonra ik... »»»
Zekâ kavramının en bilinen ve kabul edilen tek kelimelik ifadesi uyumdur. Uyum, insanın kendisi ile ilgili muhakemesi ve kendi içerisindeki devinimi bir yana çevreyle örtüşmesi ve alışveriş sürecini içerir. Bu konudaki akla gelen ilk soru şu olabilir: Zaman, biz ve çevremiz bu denli değişirken, bu uyum sürecini nasıl yakalayabiliriz? Tabi ki değişimi yakalayarak ve yine değişime uyum sağlayarak... Herakleitos’un aynı nehirde iki kez yıkanılmaz sözü hem zamanın hem de bizim değiştiğimizi gösteren en bilinen değişim sözü. Çevreye uyum için ise kendi uyumumuzun yerine getirilmesi şart. Goethe’nin söylediği şu söz bu içeriği yansıtmaktadır: Önce kendimizle uyum içinde olalım ki dışarıdan karşımı... »»»
ÇİFT TERAPİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER Önleme programları kadar önemlidir ve evliliklerinde veya ilişkilerinde güçlükle karşılaşan ve yardım almaya gelen çiftlerle çalışır. İşin iyi kısmı, çiftler terapisinin işe yaradığına dair net kanıtlar vardır. Dahası, Gottman araştırmaları sırasında psiko-eğitimsel yaklaşımların bir evliliği daha güçlü yapmak için, evlilik terapisi ile birleştirilebileceğini keşfetmiştir. Çiftlerin ilişkileri, ilişkilerindeki anlaşmazlığın patlama noktasına odaklanmış, bir süre iyi giderken, bir süre sonra kötüye dönme eğilimindedir. Bu noktada Monarch, bu terapilere katılan çiftlerin yarısının bu işlemlerin sonunda önceki anlaşmazlık seviyelerine döndükleri... »»»
Günümüzde bilim dünyası, duygular üzerine yeni keşifler yapma çabası içindedir, çünkü bizim gibi doğası gereği “sosyal” varlıkların hayatında duygular kesinlikle çok önemli bir noktada yer almaktadır. Üstelik evlilik gibi mahrem ilişkilerde duygular konusunda çalışmak, daha mutlu bir toplum yaratma hayali adına önemli bir çabadır. Bu nedenle duyguların dışa vurma biçimlerimizin daha mutlu evlilikler yaratmaya katkı sağlayıp sağlayamayacağını araştırdım ve böyle bir makale ortaya çıktı. İnsanlar; en yoğun duygularını diğerleriyle ilişkiler kurarken, bu ilişkileri sürdürürken, bitirirken ya da bozarken hissederler. Duyguların ortaya çıkmasında ilişkilerin önemli bir belirleyici olması ... »»»
Romantik ilişkilerde bireyler birbirleriyle oldukça sık ve yoğun bir etkileşime girmektedirler. Neredeyse günlük hayatın bir parçası olan bu etkileşimler sırasında, bazı uyuşmazlık ve çatışmaların yaşanması da neredeyse kaçınılmazdır. Bireylerin yaşadıkları çatışmalar sırasında ve sonrasında öfke, suçluluk, hayal kırıklığı, kaygı, üzüntü gibi pek çok duygu ortaya çıkabilmekte ve bu duyguların düzenlenmesi hem bireyin kendisi, hem ilişki, hem de çatışmaların akışı için oldukça kritik bir önem taşımaktadır. Burada size öfkeyi ve duyguyu ilişkiler açısından ele alacağım. Duygu Farkındalığı Kişilerin algıladıkları evlilik kalitesi, duygularını fark ettikleri (şu an bende neler oluyor?... »»»
Ülkemizde çok geniş bir kitlenin duygusal sorunları var. Hassas, duyarlı, alıngan, abartılı,kindar ve daha bir çok duygusal ifade ile tasvir edebileceğimiz değişik doğru ölçülendirilmemiş duygusal sorunlar yaşıyoruz.Zaten bir şeyin sorun olabilmesi için ölçüsünün yanlış olması yeterlidir.Çünkü hiç bir şey yanlış değildir,hiç bir şey doğru değildir.Bir şeyin doğru veya yanlış olmasına yol açan hangi ölçüde olduğudur.Bu anlamda duygusal sorunlarımızın da doğru veya yanlış olarak kategorize edilmeden önce ölçüsüne bakılmalı,normal ölçülerin üzerine çıkan durumlar sorun olarak telakki edilmelidir. Genel olarak baktığımızda yaşamı yönetir iken duygularını da yönetmesi gereken insanların duygul... »»»
İnsan bilimsel olarak biy-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.psikolojik tarafı olan bir varlığın duygularının da olması kadar doğal bir şey yoktur.Zaten insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran özelliği de aklı ve duygularıdır.Duyguları hissetmek,aklı yaşamı yönetmek için vardır.Zaten bu ikisiyle bir birlikte insan doğası yaşamla bütünleşmektedir. Türk insanı çoğunlukla duygusal bir insan profili olarak öne çıkar.Türk toplumu da ağırlıklı olarak diğer dünya toplumlarına oranla duygularını daha yoğun kullanan bir özelliğe sahiptir.Önemli olan da duyguların varlığından ziyade nasıl kullanıldığıdır.Çünkü insada duygular normalde aklın kontrolünde bulunmalıdır.Çünkü duygular yaş... »»»
İnsan ihtiyaçları olan bir varlık olarak yaşamaktadır.Maslow "ihtiyaçlar hiyerarşisi" teorisinde insan ihtiyaçlarını fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlar olarak iki başlık altında toplar: Fiziksel İhtiyaçlar: 1-Nefes alma 2-Su içme 3-Beslenme 4-Cinsel doyum Ruhsal İhtiyaçlar: 1-Sevgi 2-Kendini güvende hissetme 3-Kabul görme 4-kendini gerçekleştirme 5-Ait olma Evlilik yaşamı bu insan ihtiyaçlarının fiziksel ve ruhsal olanlarının dengeli bir şekilde karşılanmasını sağlayan bir düzenektir.Bu nednele de insan yaşamında oldukça önemli bir belirleyiciliğe sahiptir. Çocuklukta insanların duygusal doyumları anne,baba,kardeş,arkadaş,akraba gibi kaynaklardan tatmin edilir.Ergenlikle bi... »»»
Aldatma ile ilgili literatür incelendiğinde, aldatmanın evliliklerde oldukça sık rastlanan bir problem olduğu görülmektedir. Basında ve medyada oldukça sık rastlanan bir konu olmasına rağmen aldatma ile ilgili araştırmalar zor ve zahmetlidir. Aldatmanın karmaşık doğası düşünüldüğünde bu beklenebilir bir durumdur. Evlilik dışı ilişkilerin ve bunun sonucundaki boşanmaların artması, aldatmaların evliliklerin ve ilişkilerin geleceğini etkilemesi nedeniyle, araştırmacılar evlilik dışı ilişkileri incelemeye yönlendirmiştir. Aldatmanın nedenleri araştırıldığında, nedenleri oldukça çeşitli ve karmaşık görünmektedir. Weil'e (1975) aktardığına göre, Psikanalitik ve sosyolojik olarak insanların ahl... »»»
İnsan bilimsel olarak biyo-psi-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.Açacak olursak bu insanların bir biyolojik,bir psikolojik bir de sosyal dünyalarının var olduğu ve bunların birbirleriyle etkileşimleriyle yaşadığını ortaya koymaktadır.Biyolojik dünyamız bedenimiz,psikolojik dünyamız ruhumuz,sosyal dünyamız ise ilişkilerimizdir.İnsanoğlu yaşamının içinde taşıdığı bu üç alemin etkis ve etkileşimleri ile yaşar.Mutluluğu,sağlıklılığı,dengelenmişliği de bu üç alemin normallik sınırları içerisinde olup olmadığına bağlıdır. İnsan yaşamındaki sihirli kavram aslında dengedir.Gerek bedensel olarak,gerek psikolojik olarak ve gerekse sosyal olarak dengelenmiş insanlar sağlıklı yaşayabilir ve yaşa... »»»
ÇİFTLER ARASINDA GÜVENİ ZEDELEYEN DUYGUSAL YARALANMALAR Çiftler arasında yaşanan gerçek bir terk edilme, hakaret içeren ağır sözler, mali anlamda aldatma, cinsel aldatma, başka bir kişiyle flörtleşme vs. ilişkinin güvenini zedeleyen, eşlerin duygusal manada incinmelerine sebep olan durumlardır. Duygusal yaralanma durumunu aldatma üzerinden ele alalım: Aldatılan eş, travma sonrası krizi gibi bir durum içerisine girer. İlişkiye ve eşine olan güveni tamamen sarsılmıştır. Yaşanan yaralayıcı bu durum yeterince açık konuşulmayıp üstü kapatılmaya çalışıldığında kanayan yara halini alır. Aldatılan eşin içindeki kül eşelendiğinde çözümlenmemiş bir üzüntüyle karşılaşılır. Eşler arasınd... »»»
TERK EDİLME HİSSİ Bu bileşenler depresyon, kızgınlık ve öfke ,korku ,suçluluk, pasiflik ve çaresizlik ve boşluk. Bu her bileşenin yoğunluğu ve seviyesi, her bir bireyin kendine has gelişim travmalarına göre farklılık gösterecektir. Ama bu her unsur bütün borderline vakalarda belli seviyede bulunacaktır. DEPRESYON Kendiliğin bir bölümünün ya da hastanın hayatta kalması için hayati önem taşıdığına inandığı kaynakların kaybı ya da kayıp tehdidi olarak ortaya çıkan hisler. Not Borderline vakalarda bunu çok net görürüz. Bu vaklar yaşamak için duygusal bağa ihtiyacım var ya da bayan hastalar için yanımda bir erkek olursa varlığımı hissediyorum gibi aslında yalnızlıkla ne kadar zor baş et... »»»
► Düşünce-Duygu İlişkisi Psk.Dilara PEPEDİL
► Duygusal Vampirler- Duygu Vampirleri Uzm.Psk.Nilüfer YALINÇETİN
► Duygu ve Düşüncelerinizde Bahar Temizliği Uzm.Psk.Dnş.İzzet Zülküf ÇELİK
► Bipolar Bozukluk(Duygu Durum Bozukluğu) Psk.Dnş.Kemal TUNCER
► Aleksitimi / K Psk.Büşra YURTSEVER
► Aleksitimi Uzm.Psk.Özlem YILMAZ
► Duygusal Yemek Yeme Psk.Dnş.Kıvanç TIĞLI
► Bizim Zamanımızda Duygusal Zeka mı Vardı? Uzm.Psk.Dnş.Tuğçe ALTUNBAŞ
► Duygudurum Bozuklukları Dr.Yusuf KALA, Psikiyatrist
► Duygusal Zeka ve Evlilik Uyumu İlişkisi Uzm.Yeliz SIBĞATULLAH
► Çocuk İhmal ve İstismarı Psk.Fatma Nihal ADA
► Değersizlik Çıkmazı Psk.Zeynep ÖZGÜVEN
► Yaşamın Bir Parçası Öfke Psk.Zeynep ÖZGÜVEN
► Beslenmede Psikolojinin Önemi Dyt.Fatma Merve KALELİOĞLU
► Aleksitimi Üzerine Bir Gözden Geçirme Uzm.Psk.Dnş.İlker KABA
► Duygularını Yönet Uzm.Psk.Ayşegül SOYSAL
► Öfkelenerek Neyin Bedelini Ödüyoruz? Uzm.Psk.Emine ÖZDEMİR
► Duygularımızdan Kim Sorumlu Uzm.Psk.Emine ÖZDEMİR
► Depresyonda mıyım? Uzm.Psk.İpek İZGİALP
► Bebeklerde Güvenli Bağlanmanın Önemi Psk.Dnş.Gizem AKTÜRK
► Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi Uzm.Psk.Dnş.İlker KABA
► Duygusal Yeme Uzm.Psk.Handan ERDOĞAN
► Tükenmişlikte Kavramsal Çerçeve Uzm.Psk.Elif ÇELEBİ
► Engellenme ve Başa Çıkma Yolları Psk.Dnş.Mehmet Enver BAYATLI
► Unutulmayan Okul Anıları Psk.Dnş.Ahmet KARA
► Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu Psk.İlker KÜÇÜK
► Yiyorum Ama Doymuyorum! Uzm.Psk.Suna BAYRAM
► Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Uzm.Psk.Dnş.Esin YILMAZ
► Mevsim Geçişlerinde Psikoloji Uzm.Psk.Bihter MEREY
► Değersizlik Hissinin Kökenleri Psk.Vedat DEMİRAL
► Çocuklarda "mahrumiyet" Duygusu Psk.Fatma ÇAKIR ÇALIŞKAN
► Duygusal Yoğunluk Psk.Mesut KARTAL
► Kendin Olmak Nerede Başlar ? Psk.Nihan DİKME
► İçimizdeki Çatışmalar Psk.Seda Nur BİLİCİ
► Tükenmişlik Sendromu Psk.Ümit KARABULUT
► Duygusal İlişkide "bencil Sevgi" Psk.Ümit KARABULUT
► Sosyal Destek Uzm.Psk.Suna BAYRAM
► Nefret Ne İşe Yarar? Prof.Dr.Doğan ŞAHİN, Psikiyatrist
► İştah Nasıl Kontrol Edilir? Dyt.Esra GENÇAY
► Kendini Kontrol Uzm.Psk.Hülya MACİT
► Kayıp Nesneler ve Yas Uzm.Psk.Hürriyet MANG
► Alınganlık Psk.Serap DUYGULU
► Kıskançlık Psk.Serap DUYGULU
► Duygularımız Kaderimizi Etiketler Psk.Dnş.Mehmet POLATOĞLU
► Bebeğin Temel İhtiyacı Güven Uzm.Psk.Dnş.Seval Ulviye AKYOL
► Yetişkinlerde Yas Uzm.Psk.Zehra ORGUN
► Kronik Depresyon Uzm.Psk.Sezen ÖZÜTEK EREM
► İlişkilerde Duygular(Imız) Uzm.Psk.Gonca BİLGİÇ
► Mental Yorgunluk Psk.Serap DUYGULU
► Evlilik ve Görünmez Boşanma Psk.Duygu ÖZEL
► İyi İlişkilerin Olmazsa Olmazı ! Psk.Dnş.Nilgün SARI
► Üç Duygusal Beceri: Duygusal Zeka,aleksitimi,empati Yrd.Doç.Dr. Psk.Şükriye VAROL
► Bipolar Bozukluk ve Tedavisi Psk.Dnş.Halil İbrahim DURAN
► Alışveriş Bir Telafi Mekanizması Psk.Kübra Nur UZUN
► Neden Yiyoruz? Psk.Sümeyye TURGUT
► Disleksi ve Duygusal Etkileri Psk.Özlem BOZKAN
► Neden Duygularımız Var? Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN
► Depresyon Dr.Turgay KASAP, Psikiyatrist
► Aldatma Psikolojisi Psk.Kader ALICI
► Bebeğinizin Geleceği Sizin Elinizde Uzm.Psk.Burçin DEMİRKAN
► Aşk’la Varolduk Biz… Uzm.Psk.Yeşim CANLI
► Çocuklar Hangi Yaşta Hangi Sorumlulukları Alabilir? Uzm.Psk.Dnş.Güzide TÜRKYILMAZ
► Çocukta Duygusal Sorunlar Psk.Barış ÜLKÜMEN
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Duygu Kavramı ile İlgili Uzmanlar
Gülşen YILDIRIM Fotoğraf
Gülşen YILDIRIM
İstanbul
Çocuk Gelişimi Ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi34 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Gülcem YILDIRIM Fotoğraf
Uzm.Psk.Gülcem YILDIRIM
İstanbul
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (11) - Videolar (5) - İletişim Bilgileri
Vedat AKDEMİR Fotoğraf
Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR
İzmir
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi18 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (20) - Videolar - İletişim Bilgileri
Enes KUŞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Enes KUŞ
Kocaeli
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Beniz YILMAZ Fotoğraf
Psk.Beniz YILMAZ
KKTC (Kıbrıs)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (7) - Videolar - İletişim Bilgileri
Pdg.Dr.Sevil YAVUZ, İstanbul
Dr.Mehmet TEKNECİ, İstanbul
Psk.Dnş.Cem KAYA, İstanbul
Öznur SİMAV, İstanbul
Uzm.Psk.Taner TOKUÇCU, İçel (Mersin)
Gülşen YILDIRIM, İstanbul
Uzm.Psk.Yusuf KAYA, İstanbul
Psk.Oktay KORKMAZ, İstanbul
Psk.Dnş.Tuğba AK, İstanbul
Psk.Namık ACAR, Kocaeli
Psk.Beniz YILMAZ, KKTC (Kıbrıs)
Psk.Serap DUYGULU, İstanbul
Uzm.Psk.Ümit TAŞ, Diyarbakır
Ayhan IŞIK, Antalya
Dyt.Muhammed ŞAHİN, Diyarbakır
Dr.Gökhan ÜRKMEZ, Antalya , Tıp Doktoru
Uzm.Psk.Alev AKAL, İstanbul
Psk.Yücel SÖZER, İstanbul
Dr.Berkant YELKEN, Eskişehir , Psikiyatrist
Psk.Zeynep BALKIZ, İstanbul
Doç.Dr.Adnan CANSEVER, Ankara , Psikiyatrist
Psk.Seda GENÇ, İstanbul
Psk.Ezgi TANIL, İstanbul
Anıl TÜZÜN, İzmir
Psk.Vedat DEMİRAL, İstanbul
Psk.Nevhan VAROL, İstanbul
Dr.Hira Selma KALKAN, İzmir , Psikiyatrist
Psk.Tuba SEZER, Sakarya
Dyt.Simay ALTUN, İçel (Mersin)
Psk.Elif BAYBUĞA, İstanbul
Yrd.Doç.Dr. Nüket İSİTEN, İstanbul , Psikiyatrist
Psk.Melike GÜRAY, İstanbul
Psk.Kader ALICI, İstanbul
Prof.Dr.Mesut ÇETİN, İstanbul , Psikiyatrist
Uzm.Psk.Seda KURT, İstanbul
Psk.Engin LAP, Gaziantep
Psk.Duygu AK, İstanbul
Psk.Burak KOCAMAN, İstanbul
Psk.Talia KEKLİK, İstanbul
Psk.Ayşe Didem DEDEOĞLU, Kahramanmaraş
Dyt.Özlem DOĞAN, İçel (Mersin)
Psk.Ahmet SERT, İçel (Mersin)
Uzm.Psk.Huriye TAK, İstanbul
Dr.Çetin ETİK, Bursa , Psikiyatrist
Psk.Duygu ÖZEL, Antalya
Dr.Hüner AYDIN, İstanbul , Psikiyatrist
Dr.Yusuf KALA, Ankara , Psikiyatrist
Dr.Hamdi KALYONCU, İstanbul , Psikiyatrist
Psk.Reşit TUNA, Şanlıurfa
Psk.İrem ERDİNÇ, İstanbul
Psk.Buket ÜNVER, İstanbul
Psk.İlknur YILMAZ, İstanbul
Dr.Turgay KASAP, İstanbul , Psikiyatrist
Psk.Turan DİNÇ, Erzincan
Psk.Çağla AYKIN KURİŞ, İçel (Mersin)
Psk.Gözde KENÇ, İstanbul
Dr.Ali Emre ŞEVİK, Ankara , Psikiyatrist
Psk.Ahu BULDUR, İstanbul
Dyt.Gözde PATLAK, İstanbul
Psk.Özge SEZEN, İstanbul
Dr.Aylan GIMZAL GÖNENTÜR, İstanbul , Psikiyatrist
Uzm.Psk.Emre BULUT, İstanbul
Feyza İMREN, Ankara
Prof.Dr.Doğan ŞAHİN, İstanbul , Psikiyatrist
Psk.Semra EVRİM, İstanbul
Sümeyye BÜYÜK, İstanbul
Psk.Esin YILDIZ, İstanbul
Psk.Beste ÖZGÜN, İstanbul
Psk.Elçin GÜRSOY, İstanbul
Psk.Mustafa AYDIN, İstanbul
Prof.Dr.Suzan ÖZER, Ankara , Psikiyatrist
Psk.Demet BALCI, Antalya
Psk.Güneş ÖZEN, İstanbul
Psk.Aylin DEMİRAY, İstanbul
Dr.Bülent ÇELİKEL, Ankara , Psikiyatrist
Uzm.Durul MERT, Sakarya
Doç.Dr.Selim TÜMKAYA, Denizli , Psikiyatrist
Dr.Aslı BOSTANCI, İstanbul , Psikiyatrist
Dr.Nihat BEŞİKÇİ, İstanbul , Psikiyatrist
Dr.Mustafa ÇAM, İstanbul , Psikiyatrist
Psk.Bilge AYGÜN, İstanbul
Dr.Müberra YENİŞAR, Bursa , Tıp Doktoru
Psk.İlker KÜÇÜK, Eskişehir
Psk.Senem ÇOPUR, İstanbul
Psk.Dnş.Fatma YÜCEL, Diyarbakır
Psk.Damla ALKOÇ, İstanbul
Dr.Mihriban KELEŞ, İstanbul , Psikiyatrist
Psk.Serhat ÖZMEN, İstanbul
Uzm.Psk.Sefa ÖZNE, İstanbul
Psk.Melike KALKAN, İstanbul
Psk.Semra FIRAT, İstanbul
Psk.Aysenur KAYA, İstanbul
Psk.Berfin YAPA, İstanbul
Dr.Seçil GASSALOĞLU, Bursa , Tıp Doktoru
Dr.Bayram KAPLAN, İstanbul
Psk.Yelda ÖGE, Eskişehir
Dr.Arzu ERKAN YÜCE, İzmir , Psikiyatrist
Dr.Burak KULAKSIZOĞLU, Antalya , Psikiyatrist
Doç.Dr.Murat YÜCE, Samsun , Psikiyatrist
Psk.Savaş KILIÇKAYA, İçel (Mersin)
Hatice DEMİR, Ankara
duygu KAVRAMI ile ilgili uzman ve kaynak isimleri sistemimiz tarafından üyemiz uzmanların paylaştığı içeriklerin (makale, yazı, video vs.) başlıkları, içlerinde geçen anahtar kelimeler vs. kriterlere göre OTOMATİK olarak derlenmektedir. Sistemin otomatik eşleştirmesi bazı durumlarda hatalı olabileceğinden burada listelenen uzmanların duygu KAVRAMI ile ilgili olup olmadıklarının kendileri ile iletişime geçilerek teyid edilmesini rica ederiz.
.
İlgili Kavramlar
duygular, duygu kontrolü, duyguların kontrolü, ergenin duygusal gelişimi, duygular ve ergenlik, ergen, gençlikte duygular, ergenlikte duygular, regülasyon, duygu yönetimi, çocuklar nasıl sakinleşir, çocukların ağlaması, çocukları nasıl sustururuz, çocuklarda duygu yönetimi, düşünmek, düşünce, düşünce duygu ilişkisi, çift terapisi, duygu odaklı çift terapisi, duyguların farkına varma, aile terapisi, mutuluğu artıran farkındalıklar, duygu odaklı terapi, kardeş kıskançlığı, kardeş kavgası, kardeş sorunu, kardeş kıskançlığı sorunu, kardeşi kıskanmak, sınır koymak, sınır, sınırlar, sınır koyamamak, hayır diyememek, sınır koyamamanın sebepleri, duygu odaklı evlilik terapisi, duygusal vampirler, duygusal vampir, duygu vampirleri, erkeklerde öfke kontrolü, öfke kontrolü, öfke patlamaları, öfke ile başa çıkma, öfke yönetimi, erkekte öfke, erkeklerde öfke, mükemmelliyetçi, mükemmelliyetçilik, davranış, bahar temizliği, duyguların yenilenmesi, düşüncelerin yenilenmesi, insanın yenilenmesi, psikolojik yenilenme, duygu ve düşünce, otomatik düşünceler, ergenlik psikolojisi, ergenlerde kişilik gelişimi, ergenlikte duygu dünyası, ergenlikte kimlik gelişimi, öfke kasırgası, sihirli safari, öfke, öfke kontrol, kutu oyunları, kaygı, kaygı oyunları, öfke oyunları, duygu oyunları, duygu tanıma, duygu kutu oyunları, duygu durum bozuklukları, duygusal sorunlar, duygu yoğunluğu, duygu yoksunluğu, duygusal dengelenme, duygusal yoğunluk, iştah, iştah nedir, bipolar bozukluk, bipolar bozukluk tedavisi, bipolar bozukluk nedir, bipolar bozukluk hastalığı, bipolar bozukluk rahatsızlığı, bipolar bozuklukta terapi, bipolar bozuklukda lityum, bipolar bozukluk belirtisi, bipolar bozukluk belirtileri, evlilik terapisi, duygu odaklı terapi nedir, doçt, doçt nedir, anksiyete bozukluğunda cinsellik, depresyonda cinsellik, vajinismus psikiyatrik semptomlar, cinsellikte psikoloji, kaygı bozukluğunda cinsellik, manik depresif, psikanalitik yaklaşım, mani, manik, manik bozukluk


04:32
Top